Bir süre önce “Sağlık Üst Kurulu” tarafından koronavirüs salgınına karşı alınan tedbirlere tepki gösteren “Restorancılar Birliği” şöyle bir açıklama yapıyordu:
Bizler mekânlarımızı açık tutacağız sizler de bir zahmet denetleyeceksiniz!”
Sadece mevcut Saner koalisyon Hükümetini değil. Gelip gidenleriyle birlikte tüm hükümetleri boş böğürlerinden vurup acıtmak isterseniz işte bu “denetim” lafını kullanacaksınız. Ki “denetimsizliğinin” sayesinde batırılmadık devlet kurumu, zarara sokulmadık özel sektör kalmadı!
“Misal” derseniz kötü yönetimleri nedeniyle Kıb-Tek… “Vergi verilmez alınır” düsturuna karşın alınamayan vergiler! Toplanması başarılsa bile devede kulak kadar bile olmaması! Sonuçta sürekli dolaylı vergilere yüklenmeyi zorlaması! Ve harçlardan yağ çıkarmaya çalışılırken, aslında milletin canının çıkarılması! ***
BU gerçeği iyi belleyen “Girne Alsancak Otelleri” dün bir gazetede tam sayfa şu öneride bulundulardı, olduğu gibi aktarıyorum:
“YETKİLİLERE önemli duyuru. Küçük ve güzel ülkemizde trafik kazalarında covid 19’dan daha fazla insan ölmekte yaralanmaktadır. Bu konuda alınan tedbirler yeterli olmamaktadır. Önerimiz Bilim ve Sağlık Kurulu tarafından trafiğin bir süre yasaklanmasıdır. Sadece polis, ambulans ve Güney’e geçecek arabalara izin verilmelidir.”
***
TABİ ki üç beş satıra sığdırılmış serzeniş de olsa; virüs felaketi karşısında bile “mesleki kesimleri” hakcasına ve adaletli şekilde saramayan, koruyamayan devlet kararlarının çarpıklık ve sapkınlığını vurgulaması nedeniyle düşündürücü ama! Nitekim:
***
ULUSAL KAYIPLARIN EN BÜYÜĞÜ: Oysa olağan ve demokratik ülkelerde halkın siyasi iradesiyle seçilip görev yüklenmiş “hükümetler” plan program ve yasalarıyla, “devlet” dediğimiz o büyük katarı çeken lokomotif gibidirler..
Kİ devlet kendi başına var olan bir siyasi organ değildir. Hatta yıllar önce sosyolojide öğrendiğimce “şunun yada bunun bir vasıtası da değildir.”
BU lafa bir mim koyun çünkü bizim gibi devletlerin hükümetleri kurulurlarken, evet önce “şunun bunun çıkarlarını gözetmek için organize olurlar!”
Bu nedenle her devletin bir hedefi olmasına karşın o “hedefi” gerçekleştirmek görevinde oluşan hükümetler, önce kendi “partisel çıkar hesapları” içinde kendi hedeflerini saptarlar!
ÖYLE de olunca Tatar hükümetinin gitmesi Saner hükümetinin gelmesi devlete ne şan şeref katar ne de başarının büyüklüğünü!.. Ne de milleti ihya eder! Çünkü devlet hükümetler tarafından belirli kesimlere aracılık yapan, onları kayırıp ihya etmeye çalışan bir “siyasi mekanizmaya” dönüştürülür!
***
NİTEKİM Restorancılar, Otelciler Birlikleri ne diyor? Biraz da bizi kayırın! Yada ölümlü trafik kazalarına karşın fiskelik müeyyide uygulamadığınız araba sürücülerine layık gördüğünüz muamele neyse, birazını da bize layık görün!
***
VE ŞU DENETİM OLAYI: Devleti önce partilere, ardından sosyal yönden sınıflara ayırır ve insanları toplum katlarında 1. 2. 3. sınıf mevkiler departmanlarında sakin yurttaşlar olarak kategorize ederseniz zaten siz devleti çoktan katlediniz de haberiniz yokmuş derim. ***
“DENETİM” tüm bu sorunların arasına sıkışmış adı var kendi yok bir garip vakıadır ki şu sıralarda “koronavirüs”ten de sorumludur.
Başlığı ise “aç kapa-kapa aç”tır! ***
Eee, Otelcilerin derdi nedir? “Hâlâ diyorlar sıramız gelmedi mi? Eğer işiniz aç-kapa ise müsaade edin biraz da biz açalım, siz de denetleyin!”
OYSA devletin büyük korkusudur “denetim!” Çünkü her denetimin denetimsizlikten kaynaklı bir “kapa” kararı getireceğini biliyor! Ki o denetimsizlik, KKTC’i batırdı!
































