Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Demokrasi etrafında birleşerek… Ayrışarak değil…

Geçtiğimiz Cuma akşamı Lefkoşa’da yapılan Demokrasiye Destek Mitingi’nde konuşan Başbakan Hüseyin Özgürgün de bir başka törende konuşan Cumhurbaşkanı Akıncı da bir gerçeği dile getirdiler.

“Kıbrıs Türk Halkı, darbelere karşıdır”…

Askeri yöntemlerle, ya da silah zoruyla demokrasiye ellenmesine her zaman karşı durmuşlardır, duracaklar da…

Nitekim 15 Temmuz gecesi yapılan kalkışma, istisnasız herkesin büyük bir tepkisiyle karşılandı, lanetlendi. Bu, üzerinde tartışma yapılamayacak bir gerçekir, samimidir, içtendir…

Arzulanan, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün korunması.

Ama üzerine titrenmesi gereken bir şey daha var.

O da halkın birlik ve beraberliği…

Siyasal hoşgörü ortamının bozulmaması…

Herkesin kendine göre bir yönetim şekli hayali olabilir. Gönlünde bir siyasi parti, aklında bir dünya görüşü olabilir. Zaten demokrasi de bunlara saygı demek değil midir..?

İşte bu noktada, yapılan eylemlerin, kullanılan söylemlerin de demokrasiye uygun olması gerekir.

“Ben senden daha demokratım”, “darbeye en çok ben karşıyım”, “mitinge katılan darbe karşıtıdır, katılmayan darbe yanlısıdır” ya da, “mitinge katılanlar şudur, budur” gibi hesaplar, kutuplaşmayı getirir, ortamı zehirler…

Bu tür ötekileştirme, ayrışma, ayrıştırma çabaları içine girenler görüyoruz. Önemli olan bu gayretler toplumdan destek bulmamalı. Kışkırtılmamalı.

Dedik ya, sonuçta asgari müştereğimiz demokrasiyse eğer, gereksiz fitilleri ateşlemeye çalışanlara prim vermemek gerekiyor. Sertlik, gerginlik yaratmak isteyenlerin varlığını görmezden gelmek, en büyük aymazlık olacaktır. Kimse sebebi ne olursa olsun, kitle psikolojisinin getirebileceği tehlikeye gözünü kapatamaz. Kapatmamalı…

Bu noktada görev hem siyasilere, hem de vatandaşa düşüyor.

Bizim bu topraklarda, ağır aksak da olsa, işleyen bir demokratik yapımız, hoşgörümüz var.

Bu yapıyı korumak; bu son olayda da birbirimizi anlamaya çalışmakla, ideolojik tartışmaları kişisel ya da partisel çıkarlar için bölücü, ayrıcı boyutlara taşımamakla mümkün.

Yani yine demokrasi etrafında birleşerek.

Ayrışarak değil…

Tersi zaten bize uymaz…


AKLIMIZ DA VAR, BİLGİMİZ DE VAR AMA….

Prof. Dr. Naciye Doratlı, DAÜ Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı, DAÜ Kentsel Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı. Geçtiğimiz günlerde şu meşhur sahilleri betona çevirme amaçlı Emirname değişikliği konusunda bir paylaşım yaptı. Bakın ne diyor;

“Bir taraftan sözüm ona Avrupa Birliği’ne UYUM!!!! çalışmaları sürdüreceksin, diğer taraftan da Avrupa’da son dönemde ÇEVRE, EKONOMİK VE SOSYAL boyutlara ek olarak, SÜRDÜRÜLEBİLİR GELİŞME’nin ayrılmaz bir parçası haline gelen KÜLTÜR VARLIKLARI’ndan haberin bile olmayacak. Viyana’daki eski Gaz depolarının konuta dönüştürülmesi, kültür varlıklarına önem veren ve yaygın olan bu zihniyetin en güzel örneklerinden birisi. Yok edilen ZEYKO da pekala korunup eklemelerle müthiş bir turistik tesis olabilirdi. Ama biz KORUYARAK GELİŞTİRME yerine, kısa yoldan YIKARAK sürdürülebilirlikten uzak GELİŞMEME’yi bir erdem sayıyoruz. Tabii biz değil, SAYIYORLAR”…

Onca üniversite, onca bilim adamı ama her yıl ellenen şehir planları, emirnameler. Kriter bilimsel kalkınma değil çünkü, rant…

Ve işte Viyana’daki eski gaz depolarının bugünkü hali:

viyena gaz deposu

Bu da bizim sadece bacası kalan Zeyko Yağ Fabrikası.

zeyko yağ fabrikası


YERİN KULAĞI VAR

AKINCI NET KONUŞTU: Görüşme masasının kritik başlıklarından biri olan ve Rum tarafının kaldırılmasını istediği garantiler konusunda, “sayıca az olan toplum olarak Türkiye’nin garantisinin devamını da elbette istiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, bunun Kıbrıs Türk halkının isteği olduğunu söyledi. Akıncı’nın garantiler konusundaki bu açıklamasının Rum tarafında nasıl bir karşılık bulacağını bekleyip göreceğiz…

İŞLER TERS DÖNDÜ: Annan Planına %65 EVET diyen bir bölgemizde yapılan anketin sonucu, olası bir referandumda işlerin hiç de beklendiği gibi olmayacağını gösterdi. Ankete göre bu şartlarda yapılacak bir oylamada HAYIR diyecek olanların oranı %90…  Bu arada ne oldu dersiniz? Keşke onu da sorsalarmış…

Kudret Özersay görevinden alındı!
Kudret Özersay

ALTINDA NE VAR: Kudret Özersay dün bir paylaşım yaptı. Bakanlar Kurulu, Haziran’da bir karar almış ve Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’na kendi atadığı 2 üyeyi durdurmuş. Gerekçe Yasa değişikliği yapılacak olmasıymış. Sonuçta, 2 aydır Kurul iş yapmaz durumda. Yenisini geçirene kadar da çalışmayacak. Yasa’nın neresi kendilerini rahatsız etmiş olabilir? Bugünlerde her yaptıkları icraatın Bilgi Edinme Değerlendirilme Kurulu’na götürülmesi olabilir mi? Bu durumda, İyi İdare Yasası’nı da ellemeleri gerekecek. Zira davalar yolda…

LTB DE AÇIKLASIN BİLELİM: Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu iddialı, “Belediyelerin tek bir fincan su kaçağı yoktur” diyor. Bu nedenle de su fiyatının üstüne kaçak bedelinin konmasına karşı. Suyun tonunun 4 liranın üstünde satılmaması gerektiğini savunuyor. Bu durumda 4 liranın üstünde satan belediyeler de artık lafı dolandırmadan, 5 liradan başlayıp, 7 liraya varan fiyatların nereden kaynaklandığını bir zahmet açıklasın da bilelim…

PARA TATLI GELDİ: İş insanı Erbil Arkın, “Adada bet ofis işi ben başlattım. Ancak ne yazık ki devlet bu işte kontrolü sağlayamadı. Çok fazla casino lisansı ve  bet ofis açma izni veriliyor. Şu anda 30 casino var. Biz sürekli kısıtlama yapmaları konusunda uyarıyoruz ancak ne yazık ki devletin aldığı para tatlı geldiği için bunu durduramıyorlardeğerlendirmesinde bulundu. Şimdi anladınız mı, niye hiçbir hükümet bet ofislerin kapatılması veya kontrol altına alınmasını yapamıyor.

BECEREMİYORUZ: Patates Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Bicen, “yarın patatesi 20 TL’ye yiyecek olursak kimse şaşırmasın ve bu durumdan üreticiyi suçlamasınlar” dedi. Narenciye ülkesi KKTC’de limonu 10, salatalık ve domatesi 5-6 lira kilosu alıyorsak, nedeni beceriksizlik, denetimsizlik, bir Hal Yasası’nı bile çıkartamamış olmamız. Daha sayayım mı…


ZİRVEDEKİLER: Nazım Çavuşoğlu: Tüm belediyelerin su fiyatını hesaplarken % 50 kayıp kaçak oranı üstünden hesaplama yaptığına işaret eden Bakan Çavuşoğlu, “Ben iddia ile söylerim ki belediyelerin % 80’inde bir fincan su kaçağı yoktur. Güzelyurt-Mağusa ishale hattında çok ciddi bir kaçağımız vardır. Ama onun bedelini devlet ödüyor, belediyeler bir şey ödemiyor.  Zor ekonomik koşullarını su ile telafi etmeye çalışıyorlar” dedi…

DİPTEKİLER: Dalkavukluk, Yalakalık, İspiyonculuk: Bunların hepsi kriz döneminde nüks eden hasletlerimiz ne yazık ki… Kimi kuyruk acısını örtecek, kimi karmaşadan nemalanacak. Bu adada Osmanlı’nın atadığı daha ilk Vali Muzaffer Paşa da İstanbul’a ispiyonlanmış, kellesi aldırılmıştı. Bugünlerde ortalıkta yine böyle jurnalciler dolanıyor. Ortak noktası yaranma, amaçları korku imparatorluğu yaratıp prim yapmak… Bu oyunu hep birlikte bozmak zorundayız. Korkmadan, deşifre etmek zorundayız. Demokrasi için…