Sözün bittiği yer denir ya, Kıbrıs’ın kuzeyinde gerçekten bitti.
Arka arkaya rezaletler… Arka arkaya skandallar… Arka arkaya beceriksizlikler…. Arka arkaya bizzat yönetenler eliyle yaratılan kaoslar…
Şimdi bu olup bitene ne diyeceksin? Rezalet? Skandal? Beceriksizlik? Kaos? Yetmiyor, anlamını çoktan kaybetti bu sözler. Hiç biri yaşadıklarımızı anlatmaya yetmiyor.
Bir ülkenin başına bu kadar felaket gelebilir mi? Bir ülke bu kadar beceriksiz, bu kadar bilinçsiz, bu kadar umursuz insanların eline kalabilir mi?
Güvensiz, çaresiz, yarın ne olacağını bilmeden, seni koruyacak tek bir güç olmadığını bilerek, üstelik gücü elinde tutanların maskarası olarak bu halk ne yapsın? Nasıl tarif etsin durumunu?
İnsanlar yine çılgın gibi yorum yazıyor. Herkes kendi penceresinden birilerini suçluyor. Kamu düzeni bozulmuş, çıkıp elini masaya vuracak otorite yok!
Bağır bağır istediğin kadar bağır. Skandal üstüne skandal.
Atla deve değildi. Bu memleketi ona buna teslim olmadan, temiz tutacaktın. Bu kadar basitti. Temiz tuttuğun sürece öğrencisi de güvenecekti, turisti de. Şimdi ağzınla kuş tut.
Devletin yasal bir kurumunun aldığı karar, Bakanlar Kurulu kararını tutmuyor. Yasa “uygulayacaksın” dediği halde, siyasi irade uygulamıyor. Oysa doğru tek, yapılması gereken tek olmalı. Öyle değil. Doğruyu bulamıyorlar ki?
Ne Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu, ne Bakanlar Kurulu tablonun tümünü göremiyor. Herkes kendi kafasına göre.
Millet ağzınızdan çıkacak kelimeye kilitlenmiş beklerken, çiftetelli oynamak ne demek? İki makam, ayrı karar açıklar. Tamam yahu, Kurul kararına siyaset bulaşmasın da bir istişareniz de mi yok? Sen çık gece sokağa çıkma yasağı de, birkaç saat sonra Üst Kurul kapanma kararı alsın. Yok mu bunun bir orta yolu? Danışma, istişare, ortak akıl falan?
İşte böyle bir kez daha rezil olursunuz. Gülünecek haldedirler de acımızdan gülecek halimiz yok. Aksine, bu beceriksizlikle başımıza daha neler gelecek diye dehşet içindeyiz. Böyle bir istikrarsızlık olabilir mi?
Geçenlerde yazmıştım, Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu istifa etmeli diye. Hani her yeri kapatıp da kumarhaneleri listeye koymadıklarında, yılbaşı üstü. Tabii ki tınmadılar. Ne oldu ya? Şimdi bu yaşadıklarımızın önemli bir bölümü, kumarhanelerdeki yılbaşı çılgınlığının sonucu değil mi? Suçlu kimdir? Hükümete, elinde yetki olduğu halde teslim olan Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu üyelerinin. Ondan sonra da Kurul’un kararlarını keyfi bir şekilde değiştiren, ona buna yaranma çabası içinde olduğunu bildiğimiz Bakanlar Kurulu’nun…
Bu kez istifa ederler mi dedim bir arkadaşa, “Başında Sağlık Bakanlığı Müsteşarı var, devlette çalışan hekimler, hemşireler var, neyi istifa edecekler, çok beklen” dedi. Budur…
Sen de burası bir hukuk devleti sanmaya devam et. Bu ülke gerçekten yasalara uygun işliyor olsaydı, o 3 günlük karantinasız giriş kararını verenler, yılbaşında kumarhaneleri açık tutanlar, denetim yapmamakta direnenler yargılanırdı…
Şimdi bu güvensiz ortama öğrenci gelsin, turist gelsin, yatırımcı gelsin diye umut et. Geçin yahu.
Yine aynı şeyi söyleyeceğim, zulümdür bu zulüm. Bu kafaların bize vaat ettiği sadece zulümdür. Onu yaşıyoruz.
Ha, sakın ha kaderdir sanmayın. Asla. Kader değil bu, kötü tercihlerimizin bedelini ödüyoruz. Çok daha iyisi elimizdedir. Ve nasıl olsa bir yıl içinde bu makus talihi yenecek bir şans daha geçecek elimize. En azından o gün kendimizde değiştirme gücünü bulalım.
Dayanın. Başka da diyeceğim bir şey yoktur. Bunlar sadece fiziksel sağlığımızla değil, akıl sağlığımızla oynamaktalar. Zira hepimizi görmez, anlamaz sanıyorlar… Yazın bunları bir kenara ve lütfen sakın ola unutmayın.
YERİN KULAĞI VAR
BİLİM VE AKIL DIŞI:
Siyaset, kriz yönetme sanatıdır, oysa bizi yönettiğini sanalar tam tersi kriz üstüne kriz yaratıyorlar. Özel jete izin veren, 3 günlük karantinasız gelişlere onay veren, yüzlerce kişinin üst üste çadırda alış veriş yapmasına izin veren, Ercan’da yüzlerce kişiyi açık artırma bahanesiyle hiçbir önlem almadan bir araya getiren sizler. Kusura bakmayın ama aldığınız her karar, öngörüsüz, vizyonsuz, bilim dışı ve akıl dışı…
SEN KENDİNİ DÜNYAYLA MUKAYESE EDEMEZSİN:
Geçen akşam Başbakanı izlediniz herhalde, saat 22.00’den 05.00’e sokağa çıkma yasağı diyecekti. Dört farklı saat söyledi. Toparlayamadı, karıştırdı. Ama dünyayı bir anlatışı vardı ki, oooo cennette yaşıyoruz sanırdınız. O dünya dediği, piyasasının zararını fazlasıyla tolere edebiliyor. Biz parasızız. Bizde güven verecek bir sağlık sistemi yok. Bu sayıyı düşük tutmaya mecbursun, bulaşı durdurmaya mecbursun. Dünyayla farklısın sen. İkide birde dünyayla karşılaştırmıyorlar mı, deli oluyorum…
ZAMLARI DA GERİ ALSINLAR:
Saner hükümeti memura vereceği bu ay vermesi gereken hayat pahalılığı ödeneğini 3 ay süre ile ertelendiğini açıkladı. Yeni yılda harçlara yapılan okkalı zammın gerekçesini de “memura HP ödemek için yaptık” diye açıklamıştı Başbakan. Madem memura vereceğiniz zammı ertelediniz, o zaman harçlara yaptığınız zamları da erteleyin. Bu kaynağın özelde çalışanlara verileceğine inansam amenna diyeceğim ama, bugüne kadar hangi sözlerini tuttular ki, buna inanalım…
YILBAŞI HEDİYESİ:
Yeni yıl öncesi herkes söyledi, aman yapmayın, ipin ucu kaçar dedi ama dinletemedi. Yeni yılda kumarhaneleri açık tutmakla salgının yayılmasına neden oldular. O gün de söylemiştik, bunun sonucunu 14 gün sonra alacağız diye, ne oldu 15. Gün ülkede en yüksek vaka sayısına, 31 pozitif vaka sayısına ulaştık. Şimdi mart ayında öğrenci, nisan ayında turist bekliyoruz. Ne yazık ki insan sağlığı ve hayatını da siyasete alet ettik sonunda. Böylesine basiretsiz bir hükümetin sözüne güvenip de kim bu aday gelmek ister ki?…
İLLA OPERASYON MU YAPILMALI:
Gümrükte bir operasyon yapıldı, 11 tane Suriyeli, ülkeye gümrüksüz sokulmaya çalışılan tonlarca mal ele geçirildi. Bunların günlük rutin denetimlerle bulunması gerekirken, operasyon yapmadan bulunamıyor. Demek ki, gelenin gidenin haddi hesabı yok. Ya sınır? Hemen her gün bir kaçakçılık haberi. Biraz sıkı tutuldu ya, yakalanan yakalanana. Meğer bu işler normal olmuş da haberimiz yok. Deniyor ki, güney kaynaklı bulaşın asıl sebeplerinden biri de kaçakçılar. Al sana laçkalık. Şimdi kapat milleti eve de çare ara.
DÜŞMANCA SÖYLEMLER:
Güney Kıbrıs’tan sızmalar oluyormuş, öyle diyor Tatar. Duyan da tek sebep budur sanır. Tamamen siyasi, tamamen düşmanca söylemler. Tek hedef gösteriyor. Kendinin kararıyla 3 gün karantinasız gelenlerle başlamadı mı bulaş? Ya da güneyden bile olsa, niye denetimin tamam değil, niye kuralların tamam değil? Böyle bir durumda bile aklı hamasete çalışıyor. Biliyor ki, kendine oy verenler bu söylemi seviyor…
FOTO GÜNDEM: Aşılama için planlama yaptık dedikleri, sağlıkçılar ve 65 yaş üstüymüş. Hepsi bu. Nasıl yapılacak, nasıl organize olunacak belli değil. Bazı özel sağlık kurumlarının temizlik işçilerini bile aşılamışlar şu iki günde. Hatta eski siyasetçilerden birisinin evindeki yabancı uyruklu bakıcısına bile aşı yapılmış. Gerçek sağlıkçılar, yağmur altında kuyruk beklemekteler. Fotoğraf Dr. Bülent Dizdarlı’dan. Pilli’nin planlamasını gayet güzel anlatıyor.

































