Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DAVUTLUĞUNUN ZİYARETİ “TARAFLARA” İVME KAZANDIRMADI!

Görüşmelere bile başlayamayan Anastasiadis’li Rum liderliğinin,  görüşmeler başladıktan sonra kim bilir ne muzırlıklar yapacağını söylemeye gerek var mı?
Buna karşın ne dedikti.  Her halde Davutoğlu’nun Atina’dan sonra Kuzey Lefkoşa’yı da ziyaret etmesi müzakerelerin başlaması konusunda bir yardımcı unsur olacaktı. Zaten Downer da tüm umudunu Davutoğlu’nun ziyaretine bağlamış,  Noel tatiline çıkmayı bu nedenle ertelemişti…
Haberleri hep birlikte izledik. Aylardır müzakerelerin başlamasını dinamitleyen Anastasiadis,  sözcüsüne   “sirkatin söylettirerek”  Davutoğlu ile Eroğlu’nun müzakerelerin başlama olasılığını torpillediğini iddia etti!  Pekala neydi Davutoğlu ile Eroğlu’nun açıklamalarındaki aykırılık? Sanki müzakereler başlayacaktı da bu açıklamalardan sonra   dinamitlenip berhava mı edildiydi? İşte o açıklamalardan bir ikisi:
BİR:  (Davutoğlu şöyle diyor: ) Kıbrıs’ta barışın parametreleri bellidir. Bu parametreler üzerine herkesin aklıselim içinde yaklaşması gerekir.
İKİ: (Ve Davutoğlu bu sözleri ile neyi anlatmaya çalıştığının açılımını da şöyle yapıyor: ) “Kıbrıs’ta barışın parametreler bellidir. Bu parametrelere herkesin aklıselimle yaklaşması gerekir.
ÜÇ:  (Sonra da Kıbrıs Türk liderliği ile halkının sırtını sıvazlayarak  şu iltifatta bulunuyor.) “Müzakere sürecinde ortak akıl ve ortak yaklaşım bulunmasından memnunum… Bu KKTC’nin en büyük zenginliğidir. Sn.  Cumhurbaşkanımızın liderliğinin bir anlamda yansımasıdır.
DÖRT:  (Ve Davutoğlu ekliyor: )  “Biz her zaman Kıbrıs Türk tarafının üzerinde mutabık kaldığı her hususta,  onların yanında olmaya devam edeceğiz.
BEŞ:  (Davutoğlu Eroğlu’na övgüler yağdırarak açıklamasına şöyle devam ediyor:)  “Bazı beklentileri yok edecek şekilde Sn. Eroğlu, devlet sürekliliği ve anlayışı içinde müzakereleri sürdürme iradesi ile aslında ezberleri bozdu.  KKTC’de ortak bir aklın oluşmuş olduğunun liderliğini de göstermiş oldu.
ALTI:  (Davutoğlu Anastasiadis’e yönelik de şunları söyledi:)  Önemli olan liderlerin bir an önce buluşmasıdır. İnşallah bu müzakereler neticesinde metin üzerinde bir mutabakat sağlanacaktır. Önemli olan liderlerin göstereceği irade ve kararlılıktır.
YEDİ:  (Davutoğlu Yunanistan ve İngiltere ile de sorunu ele aldıklarını   açıklar ve AB ile ilgili çevrelere şu mesajı verir:)  “Kıbrıs Türk halkı izolasyonlar altında inlerken önü açık bir müzakere ile sürekli bu sorunun devamına,  bir gün Kıbrıs Türk halkı bıkar da haklarından feragat eder gibi bir yaklaşıma izin verilmemesi lazım…”
Eroğlu’nun açıklamaları ise bugüne kadar olagelenlerin özet dökümü, zaten biliyoruz.   Ve geliyoruz Anastasiadis’in   “müzakerelerin başlamasını dinamitledirler”  lafına…
    **********       KKTC’DE SİYASİ GÖRÜŞ VE POLİTİKALAR DAVUTOĞLU’NUN AÇIKLAMALARINDAKİ GİBİ DEĞİLDİR     
Davutoğlu’nun açıklamalarında üç unsur görüyoruz:   Birincisi  “Kıbrıs’ta barışın parametrelerinin belli olduğunu söylemesi ve herkeslerin aklıselim içinde bunlara yaklaşması”  tavsiyesidir…      İkincisi  Eroğlu’nun siyasi performansından duyduğu memnuniyeti ortaya koymasıdır.  Eroğlu’nun ezber bozduğunu söylerken halkı  ortak bir akıl etrafında buluşturma becerisini gösterdiğini de eklemektedir… 
Üçüncüsü ise İzolasyonlar konusunda “böyle devam edemez”  diyerek AB’ye  verdiği mesajdır…  Tabi Downer’la da yararlı görüşme yaptığını söylemek durumunda kalmıştır…
YORUMUM ŞUDUR:  Kıbrıs’ta barışın parametreleri belli değildir! Anastasiadis’in ısrarla istediği Ortak Açıklaması  “tek devlet esasında tek kimlikli bir federal sistemdir.”   Davutoğlu’nun Türk halkını  “etrafında  toplanmaya çağırdığı ve  siyasi tutumuna övgüler yağdırdığı  Eroğlu”  ise İki kurucu devlete,  siyasi eşitliğe ve iki bölgeliliğe dayanan bir federal sistemden yanadır…
Davutoğlu Eroğlu’na destek atışı yapmıştır.   Anastasiadis Davutoğlu’undan başka ne beklerdi bilmiyorum ama belli ki bu açıklamalara canı sıkılmıştır!   Buna karşılık KKTC’de de bu açıklamalardan sonra çoklarının canlarının sıkıldığını söylersek  lök gibi yerli yerine oturacaktır  çünkü KKTC’de ne  halkın üzerinde mutabakata vardığı  “siyasi dava”  birlikteliği vardır ne de çözüm konusunda konsensüs sağlanmıştır…      O kadar ki zaman zaman Müzakereci durumundaki Eroğlu ile Dış İşleri Bakanı arasında da görüş ayrılıkları yaşanmaktadır.  Kaldı ki ayni Muhalefet siyasi partilerle  STÖ’leri tarafından da yapılmaktadır… Üstelik çok farklı çözüm önerileri ortaya atarak!
Genelde Davutoğlu’nun söyledikleri, “herkeslerin çözüm konusunda gayret göstermeleridir…”  Bize göre bu “herkesler” hatta haddinden fazla gayret göstermektedirler ki keşke o kadarı da olmasa diyoruz! 
Ve hadi buraya kadar gelmişken bir tanesini ayazlatalım diyoruz:
     **********     TALAT’IN MARAŞ’LA İLGİLİ ELEŞTİRİLERİ
Tek başına bir siyasi parti gibi çalışırken, önümüzdeki Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanan ve medyayı çok iyi kullanan 2.  Cumhurbaşkanı Talat’ın geçtiğimiz hafta CTP’nin bir kanadını fena halde kızdıran “bir siyasi yorumu” olduydu.  Konu Maraş’tı ve Talat’a göre de bu soruna kapsamlı çözüm dışında çözüm uydurmaya çalışanlar hata yapıyorlardı…
Kısaca Talat şöyle diyordu. Maraş ile Mağusa Limanı’nı eşleştirmek yanlıştır. AB Komisyonu 2004 Mali Yardım ve Doğrudan Ticaret tüzüklerini hazırlamıştır. AB Komisyonu’nun Kıbrıs sorununun çözümüne olumlu yaklaşımımız nedeniyle bize verdiği bir hediyeydi…  Şimdi Rum tarafı,   “evet ama   bize de karşılık olarak Maraş’ı verin”  demeye başladı.  Bu haklı talep değildir. Hiç kabul edemem. Maraş’ın karşılığı Mağusa Limanı olamaz. Maraş Kıbrıs sorununun önemli bir parçasıdır ve Kıbrıs sorunu Mağusa sorunu değildir…”  Tutun ki  teşhis doğrudur. Ancak Talat da bilmektedir ki Kıbrıs sorununun geldiği yerde sadece Maraş’ın Rumlara iadesi değil,  çözüm konusunda da yukarıda Davutoğlu’nun açıklamalarını yorumlarken vurguladığımız gibi  bir  “birliktelik”  yoktur!  Nedeni de şudur: 
*Eğer iktidar hükmündeki siyasi erk sahipleri   ile  Ankara kırk yıl gibi uzun bir süre sorunu çözümsüz bırakırsa  herkes kendi başının çaresine bakmaya başlar!
*Eğer çözümsüzlükten kaynaklanan sosyo-ekonomik sorunlar insanları rahatsız edecek boyutlara ulaşır ve siyasi iktidarlar çare bulmakta etkisiz ve yetkisiz kalırlarsa o zaman devreye bizatihi sorunun kahrını çeken halk girer!
*Eğer  siyasi sorunda  Ulusal konsensüs yerine,   görüş ayrılıklarının olmasına cevaz veren  “demokrasi”  ile  “kişisel düşünce”  haklarını koyarsanız tabi ki en az Cumhurbaşkanı kadar yoldaki yurttaş da kendine göre çözüm üretmeye çalışır!
*Eğer siyasi partiler çözüme Kıbrıs Türk halkının egemen devleti açısından değil de ideolojileri ile bakarlarsa Maraş’ı da verirler,  Güzelyurt’la Girne’yi de.  Nasılsa babasının malı değildir…
*O yüzden bu ülkede Cumhurbaşkanlığı yapmış Talat hiç gocunup yerinmesin!  Beğenmediği olaylardan kendisi de sorumludur!             **********         OKAN DAĞLI’NIN AÇIKLAMASI
Mağusa Belediye Başkanı Oktay Kayalp ile Maraş Belediye Başkanı olması gereken Galanos arasındaki  “iş birliği olayına” yönelik    eleştirime cevap  Kayalp’tan değil,  “bu organizasyonu biz yaptık,  iki belediye başkanını Mağusa inisiyatifi olarak biz bir araya getirdik”  diyen Okan Dağlı’dan geldi…   Adının hiç geçmediği,  örgütsel çalışmalarına  hiç atıfta bulunmadığım bir haberle ilgili yorumuma karşın  yine de Dağlı’nın açıklamalarını kısaca aktarıyorum:
BİR:  “Biz birisi Maraş’ın Rum Belediye Başkanı Galanos, diğeri  Mağusa Belediye Başkanı Kayalp’ı   ayrı ayrı  Türk Rum Belediye Başkanları olarak bir araya getirdik…”
İKİ:  “Amacımız çözümden önce yahut çözümden sonra medya’da da fotoğrafları ile yayınladığımız yeni bir Mağusa ile Maraş kentlerinin  imar ve iskânlarının işbirliği içinde başarılması ve tümden bölgeye bir metropol olarak kazandırılmalarıdır…” 
Açıklama bu…  Herkeslerin kendilerine göre çözüm formülleri ürettikleri KKTC’de tutun ki Mağusa İnisiyatifi de Maraş’la Mağusa’nın makûs talihini değiştireceklerdir…   Talat’a nazire,  “neden olmasın”  diyelim.