Köşe Yazarları

Cumhuriyet nedir? Demokrasi nedir?







Kıbrıs Türk toplumu yıllarca Rumların hegemonyacı tavırlarından, ırkçılıktan çok çekti.




Rumların Türkleri yok etme planları bazen ekonomik uygulamalarla bazen de şiddetle uygulandı. Ancak Kıbrıs Türkleri kendi varlıklarını korumak için, her cephede direndiler.



Gün geldi 1 ekmeği 54 kişi bölüştü. Gün geldi erkeklerin tümü cephelerde direndi.

Kıbrıs Türkü 1963-74 dönemlerinde,  SADECE kendisini kurtarmak için yurt dışına gidenleri uzaktan seyretti. Ancak bu eylemi desteklemediğini de her fırsatta söyledi.

1974 savaşından sonra, Kıbrıs Türkü , kendi ülkesinde demokratik bir yapı kurmak için çok mücadeleler verdi. Buna karşı çıkan güçlerle mücadele etti. Sendikalaşma aşamasında hayli iyi bir noktaya geldi.

Ancak son günlerde yaşananlar, demokrasi konusunda hayli geri adımların atıldığının habercisidir.

Şimdi hepimiz, Cumhuriyet ve Demokrasi kelimelerinin anlamını yeniden hatırlamak ve düşünmek zorundayız:

Cumhuriyet: “Milletin, egemenliği kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı yönetim biçimi olarak tanımlanmaktadır..”

Demokrasi: “Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimidir.

Son günlere baktığımızda, Kıbrıs Türkleri arasında bu kavramların alabildiğine aşındırıldığını, neredeyse yok edildiğini görmekteyiz.

Bu kavramlar yok edildiyse, bunun ana nedeni de yine Kıbrıslı Türk siyasilerdir.

Kendinizin doğru dürüst bir siyasi birikiminiz yoksa, bir yere yükselmek için, kendi siyasi çalışmalarınız yerine, ayak oyunlarını esas alıyorsanız, sizi kimse dikkate almaz.

Parti içinde görev alanlar, siyasi merdivenleri adım adım çalışarak tırmanmak yerine, dış güçlere dayanarak bir yere çıkmayı esas alırlarsa, o ülkede demokrasinin D’si bile uygulanamaz.

1974 sonrasında yağmalanan Rum malları, Kıbrıs Türkleri arasındaki yozlaşmanın ana nedenidir. Çalışıp üretmek yerine, siyasilere yaslanıp, yağ çekerek bir şeyleri elde etme politikaları, toplum içerisindeki adalet kavramlarını alabildiğine yok etmiştir.

Niteliksiz, kemiksiz insanlar, siyasi yükselme merdivenlerini emeklerinin hakkı olarak değil, yağ çekerek elde etmenin kolaylığına yönelince, toplum içerisindeki demokratik yapı kurma hayalleri de ister istemez başka bahara kalmıştır.

Sakın dış faktörleri belirleyici konuma sokmayalım. Dış faktörleri davet edenleri , Kıbrıs sorununda çözümsüzlüğe oynayıp, halkı uluslar arası dünyadan kopartanları esas tehlike olarak görmedikten sonra, kolayclığa kaçıp, dış karışmacılıktan söz etmeyelim.

Her toplum, layık olduğu yönetimle idare edilir. Kıbrıs Türkleri de avanta bir hayatın peşinden koşarak, üretmeden yağ çekerek yükselme hayalleriyle  yaşayarak ancak böyle SON SINIF  bir demokrasiyi hak ettiler.

Dip’e vuran insanların önünde yeni çıkış yolları da doğar.

Entellektüel birikimi yüksek olan Kıbrıslı Türkler, KIRAL ÇIPLAK dedikleri gün, yağcılar ve dalkavuklara dur dedikleri gün, kendi doğru demokrasilerini yaratabilirler.

 









Başa dön tuşu