İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın aday olmaması için her şeyi yapanlar, bu “büyük başarılarından” sonra şimdi de Sibel Siber’i hedef tahtası yaptılar.
Bir resimden yola çıkarak olmadık lafı yakıştırdıkları kişinin bırakın siyasi kimliğini, bir bayan olmasını bile umursamadılar. Bu türlere insan beğendirmek biraz zor. Onlar, kendi karanlık dünyalarında, cesaretlerini sadece sosyal medyada ortaya dökebilen kişiler…
Akıllarınca kazanması muhtemel adayları kamuoyu önünde zora sokarak, birilerine şirin görünecekler. Ama bu kez kurdukları kumpas ters tepti. Çünkü o kadar bayağı ve bel altı çalıştılar ki, yaratmak istedikleri etki, tepkiye dönüştü…
Ülkenin küçüklüğüne rağmen, yaşanan büyük sorunlardan mı ne, hepimiz siyaset bilimcisi olduk çıktık. Sosyal medyada hükümet kurulup, hükümet bozuluyor. Kimlerin aday olacağı konusunda, karar mekanizması rolü oynanmaya başlandı.
Aslında sosyal medyayı soruna kadar savunurum. Bu yeni baskı grubunun, demokratik katılımcılık, örgütlenme açısından son derece önemli olduğuna inanırım. Çeşitli konularda verilen tepkiler, yetkilileri yanlıştan döndürecek kadar etkili olabiliyor. Ancak bu öyle bir alan ki, insanlar sadece iyiye doğruya yorum yapmıyor. Karalama, bel altı vurma, aşağılama, hakaret diz boyu…. Çünkü bu sosyal medya denen yerde saklanmak çok kolay. Bizim gibi, yazdıklarının altına imza atmaları gerekmiyor. Sonuçta iş, herkesin vicdanına ve ahlakına kalıyor.
Gelelim son dönemde CTP’nin Cumhurbaşkanı adaylığı tartışmasına.
Siyasal partilerin kuruluş amacı, kendi siyasi görüşleri ile ülke yönetiminde söz sahibi olmak, bunun için de seçimleri kazanmaktır. Partiler seçime giderken hem, kendi politikalarını uygulayabilecek, hem de vatandaş çoğunluğundan oy alabilecek kişileri aday göstermek zorundadır.
Talat uzun süre partisinin adaylık konusunda atacağı adımı sabırla bekledi ama CTP’nin tutumu, sabır taşı gibi onu da çatlattı…
Dikkat edin önümüzde daha 8 ay gibi uzun bir süre olmasına rağmen, toplum olarak tartıştığımız tek konu seçimler ve de sadece CTP’nin kimi aday göstereceği. UBP’nin, DP’nin ve de TDP’nin böyle bir dertleri yok. Onlar kararlarını çoktan vermişler, tek yaptıkları adaylık konusunda CTP’nin kararsızlığı üzerinden politika yapmak. Şimdi sadece CTP’nin düştüğü bu duruma bıyık altından gülüp, keyfini sürüyorlar.
Ama CTP’nin, yaşananlara ne tepki koyacak, ne de kızacak hali var. Çünkü ne ektilerse, şimdi onu biçiyorlar… Bırakın siyasi partileri ve halkı, kendi üyelerinin sosyal medyadaki “kavgalarını” önlemeyi bile beceremiyorlar. Hatta tabanlarında bazı grupların, bilerek ya da bilmeyerek rakiplerinin perde arkasından yürüttüğü karalama kampanyasına malzeme yaratmasına dahi çare bulamıyor.
Kısacası, CTP’de adamcılık, UBP’dekinin de önüne geçmiş bulunuyor.
Şöyle bir bakınca, ülkenin en disiplinli, en dik duran partisi olarak bilinen CTP’nin, son birkaç yıldır yıprandığı kadar hiç yıpranmadığını düşünüyor insan…
Eğer tüm bu yaşadıklarından sonra hala daha aday belirleme işini uzatırlarsa, inanın çıkaracak aday bulamayacaklar…
Oysa DP ile kurulan hükümetin bir yıldaki performansı yerlerde sürünüyor.
Diğer yandan parti içindeki bölünmeler ayyuka çıktı. Tamir edilemez hale geliyor.
Bu durumda, mevcut CTP yönetiminin bu seçimleri kazanmaktan başka çaresi kalmamıştır. Ya kazanacak, ya kazanacak.
Mantık, her şeyi biryana bırakıp, bu seçimleri kazanma şansı en yüksek adayı belirlemeyi gerektiriyor. Bunun için de fazla araştırma yapmaya, anket düzenlemeye ihtiyaç yok. Çıksınlar dikilitaşın oraya, insanlara sorsunlar. Bir türlü bulamadıkları adayın kim olduğunu onlara söylerler…
YERİN KULAĞI VAR
KKTC’DE HUKUK SİYASETİN GERİSİNDEDİR:
Liman İşçileri Şirketi’ndeki alangirli hisse devrinin onayını veren Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ahmet Kaşif, “İptal ettik, konu kapandı” diyor. Öyle mi? Ortada öyle çok soru işareti var ki. Bir kere kendisi, araştırmadan, soruşturmadan onayı nasıl vermiş? Sorumluluğu üstüne alırken, devir işlerinin arkasında kimin olduğunu bilmemesine imkan var mı? Ya o uygunsuz sigorta kesintileri? Ne Bakan, ne de “Bakan’dan onay aldım yaptım” diyen Limanlar Dairesi Müdürü, uygulamayı iptal etmekle aklanmış olmazlardı. Tabii eğer KKTC’de siyaset yasaların önünde olmasaydı. Bakan Bakırcı olayında ne olduysa, bunda da o olacak…
ELEKTRİK KONUSUNDA KAFALAR KARIŞIK:
Kutlay Erk, “Mesele Türkiye’den elektrik getirmek değil, Türkiye’nin içinde olduğu enterkonnekte sisteme girmektir” demiş. Oysa konuyu bilenler bunun mümkün olmadığını söylemekteler. Bahsedilen sistem, AB kuralları içinde bir sistem. Böyle bir sisteme KKTC’nin entegre olmasına kim, nasıl izin verecek ki..?
HAVAŞ HİSSELERİ KİME DEVREDİLDİ:
CAS ile ortaklıktan çekilen HAVAŞ hisselerinin, kime ve nasıl devredildiği merak ediliyor. CAS’ta yaşanan sorunla ilgili olarak Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, “CAS ortağı Havaş’ın hisselerinin alınması için girişim başlatılmış olup bu konuda olumlu bir seyir izlenmektedir” demişti. Yani devlet olarak. Ancak İddiaya göre HAVAŞ’a ait hisselerin, bir siyasiye yakınlığı ile bilinen birinin adına kaydedildiği konuşuluyor…
ZORAKİ KINAMA:
CTP kadın örgütü sosyal medyada Meclis Başkanı Sibel Siber’e yönelik seviyesiz saldırıları kınamış. Olay basında bu kadar yer almasaydı, yine kınayacaklar mıydı çok merak ediyorum. Çünkü saldırıların birçoğu kendilerine yakın olanlardan geldi de. Olayın üzerinden 3 gün geçtikten sonra kınama yapmaları oldukça düşündürücü…
MÜZE Mİ OLACAKTI:
Titina Loizidou’ya ait ve Türkiye’nin 1 milyon 120 bin Euro “kullanım” tazminatı ödediği evi, restoran oluyormuş. Ne olmasını bekliyordunuz ki..? Bu ülkede en çok iş yapan yerler meyhaneler. Müze yapmasını mı bekliyordunuz? İşin ilginç tarafı, binayı kiralayan DP Lefkoşa İlçe Başkanı, restoranı Kalkınma Bankası’ndan alınacak 4 milyonluk krediyle açacakmış.
KİM ACABA:
CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk, Cumhurbaşkanlığı görevine gelecek kişinin Kıbrıs sorununun çözümüne vakıf olmasının çok önemli olduğunu, ancak Kıbrıslı Türklerin artık iç sorunlarda da taraf olabilecek bir Cumhurbaşkanı istediğini ifade etti. İç sorunlara taraf olan tek bir isim tanıyorum, o da şimdiki Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu… Sayın Erk böyle bir cumhurbaşkanı mı arzuluyor?
ZİRVEDEKİLER
Bakanlar Kurulu Kararları: Son hükümetin bu kadar verimli kararlar aldığına ilk kez şahit olduk. Karpaz’ın korunması, uyuşturucuyla mücadele ve küçükbaş hayvan sütünün kullanımının teşviki konularında Başbakanlık bünyesinde kurullar oluşturuldu. Her üç konu da onlarca kez yazdığımız konular. Karpaz’daki kaçak yapılaşmaya derhal son vererek, uyuşturucu cezalarını caydırıcı hale getirerek ve de son olarak Rumların “feta” (beyaz peynir) yasası gibi kurallarla tüketimi teşvik ederek işe başlayabilirler. Umarım, iş yapmış görünme adına oluşturulmuş kurullar olmaz ve sonuç alınır…
DİPTEKİLER Çevre Koruma Dairesi: Günlerdir gazetelerin manşetlerinden düşmeyen, Karpaz Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisindeki kaçak yapılaşmanın önü bir türlü alınamıyor. Turizm Bakanlığı’nın iptal ettiği işlemlere, devletin bir diğer kurumu olan Çevre Dairesi tarafından izin verilmesi hangi akla hizmet ediyor. Yasaları bir yana bırakın, günlerdir basında yer alan haberlere rağmen, hala bu ısrar niye?
































