Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bu nice okumaktır…

Bildik en ünlü tasavvuf ve de halk şairi Yunus Emre; “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır” diye buyurmuş. Şiirinin son paragrafında ise; “Yunus Emre der hoca, gerekse bin var hacca, hepsiden iyice, bir gönüle girmece”. İşte yabancı dilde karşılığı olmayan bir kelime olan ‘gönül’, eğitim-öğretim sürecinin yegâne anahtarı. İyi saatte olsun dünyaca ünlü tarihçi Prof. Dr. Ümit Hassan Hocamız; “Oğlum Nazım, sadece âlim olmak yetmez, ârif de olmalısın” demişti bir sohbette. Ümit Hocamla hemfikirim. Hazreti Mevlana’nın da belirttiği gibi; “İnsanlar anlatabildiği kadar bilirler” görüşü her öğretmenin kulağına küpe olmalı, tabii Yunus’un da ilime olan bakışı gözardı edilmemeli. Neyse, 2014-2015 öğretim yılı başlamak üzere; “Daha dün annemizin kolarında yaşarken, çiçekli bahçemizin yollarında koşarken, şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk, neşeliyiz hepimiz, yaşasın okulumuz” işleri yine vûkû bulmak üzere. Bu sürecin önemli aktörleri öğretmenlerimiz ve bebelerimiz yine ve yeni bir öğretim yılında tekrardan birlikteler. Eğitim politikası veya eğitimde stratejik planlama konuları bu yazının misyonu değil. Bu yazıdan murad edilen, öğretmen ile öğrenci arasındaki etkin ve güçlü gönül bağıdır. Öğretmenin kürsüsü bir tiyatro sahnesi gibidir a dostlar. Ders sonrasında öğrencilere kendinizi beğendirin ve alkış almaya bakın. Aksi takdirde âlim olabilirsiniz ama ârif olmadıkça neye yarar! Unutulmasın ki büyüklerimiz eskiden öğretmenlerimize; “Eti senin, kemiği benim” derdi. Bu durum artık günümüz eğitim dünyasında “Eti de benim, kemiği de” hâlini aldı. Anne-babalar haklı, tek zenginliğimiz yavrucaklarımız ama hâlâ daha okul çantalarının ağırlığı ve yanlış taşıma yöntemleri sayesinde onlara kronik sırt ağrıları ve duruş bozuklukları ile başbaşa bırakıyoruz. Okul fobisi mi? E pek tabii bu işlerin de bi’fobi (korku) durumları var;   Okul fobisi, kuvvetli bir endişe nedeniyle çocuğun okula gitmeyi reddetmesi ya da okula gitmede isteksiz görünmesidir. Genellikle 5-8 yaşları arasındaki çocuklarda görüldüğü gibi 11-14 yaşlarında da görülebilmektedir. Okul fobisi olan çocuklar, okula olan isteksizliklerini bedensel yakınmalarla dile getirir ve anne babalarını iknaya çalışırlar. Bu bedensel yakınmalar çoğu zaman gerçekten olmaktadır ve okula gitme bahsi kapandığı zaman etkisi kaybolmaktadır. Okul fobisi olan çocukların mide bulantısı, karın ya da baş ağrısı şeklinde bedensel şikayetleri genellikle sabahları uyanır uyanmaz görülmekte okula gitmemelerine karar verildiği ise kendiliğinden kaybolmaktadır. Eğer çocuk öğleden sonra okula gidecekse bu şikâyetler öğleden sonra görülmektedir. Eğitim psikolojisi çalışan arkadaşları aradık ve “bu tür bir sorunla karşı karşıya kalan ailelerin dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir be arkadaşlar” diye de soruyu çaktık; “Kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak duyduğu kaygı ve endişeyi anlamaya çalışınız… Çocuğunuzu okula gitme zorluğu nedeniyle cezalandırmayın, küçük düşürücü sözlerle aşağılamayın. Çocuğun bunaltısı ile oluşan belirtileri şımarıklık, ilgi çekme arzusu ya da sizi kızdırmak için yapılan davranışlar olarak yorumlamaktan kaçınınız… Sabırlı, tutarlı ve kararlı bir tavır içinde olunuz. Sorunu görmezlikten gelmek ve bir sonraki yıla havale etmek sadece çözümü zorlaştırır… Çocuğun fiziksel yakınmaları varsa kontrol etmek için doktora götürün… Sınıf çalışmalarının zorluğundan, sıkıcılığından veya okul arkadaşları ve öğretmeni ile ilgili konulardan şikâyet ediyorsa okulu ziyaret edin… Okula devam etme konusunda karalı davranın. Sabahları yakınmaya ve yavaş hareket etmeye devam etseler bile giyinmesine, servise binmesine yardımcı olun… Okula devam etmesi ve muhalefet etmemesi karşılığında evde ya da okulda başka ayrıcalıklar vermek gibi bir takım ödüller sunun… Bir kere bile olsa çocuğun kazanmasına izin verilirse sorunun daha kötüleşeceği unutulmamalıdır… Çocuğunuzun size güvenmesi çok önemlidir. O derste iken veya oyuna dalmışken bırakıp ayrılmayınız. Bu işinizi daha da zorlaştıracaktır. Çocuğunuz gideceğiniz vakti bilmelidir…” Böyle bir sorun ile karşı karşıya iseniz okulunuzun rehberlik sevisinden yardım isteyiniz. Aksi takdirde ‘bu nice okumaktır’. Sonuç mu? Aslolan çocuklarımızın huzur ve mutluluğu. Maşallah…