“CTP başarmıştı”

27 Ağustos 2018 Pazartesi | 09:53

2004’de yaşanan döviz krizinde ve 2007-2008 ekonomik krizinde Maliye Bakanlığı yapan Ahmet Uzun şimdiki önlemleri “pansuman bile değil” diye nitelendirdi ve dönemin CTP hükümetinin yaptıklarını Havadis’e anlattı:

KALICI TEDBİR ŞART: Uzun, 2004 yılında göreve geldikleri zaman ve 2017-2018 ekonomik krizlerini aşmak için nasıl tedbir aldıklarını anlatarak, bugün yaşanan krizin daha derin olduğunu, bu nedenle artık geçici tedbirlerin yeterli olmadığını, kalıcı tedbirlerin şart olduğunu vurguladı

2004’DE KRİZİ ATLATTIK: 2004 yılında önlerinde buldukları krizi, müteahhitler ve bankalarla istişare ederek çözdüklerini belirten Uzun, 2 bin civarı taksitlerini ödeyemeyen dövizle konut aldıkları için gecikme faizleri biriken mağdurun, borçlarını faizsiz ödediklerini ve borçlarını TL’ye çevirdiklerini, bugünde aynı durumun yaşandığın aktardı

2007 KRİZİNİ DE ATLATTIK: Uzun: 2007-2008 krizinde çalışanların maaşlarını artırarak, alım gücünü yükselttik ve piyasaya sıcak para akmasını sağladık. Mallar fiyat artışına uğramasın diye fonları kaldırdık, temel gıda maddelerinde KDV’yi yüzde 1’e kadar düşürdük. Bu krizi de böyle çözmüş olduk

PANSUMAN BİLE DEĞİL: Uzun: Hükümetin yaşanan kriz karşısında aldığı tedbir yeterli değil, bu tedbirler pansuman bile değil. Hükümet edenlerin tedbir olarak açıkladığı 24 maddenin sadece 1-2 tanesini hayata geçirdiler. Kalıcı tedbirler şart. Her şeye zam yapan fırsatçıları engellemek için fiyat tespiti yapılmalı

Eniz ORAKCIOĞLU

Eski Maliye Bakanı Ahmet Uzun hükümete geldikleri 2004 yılında önlerinde buldukları ekonomik krizle nasıl başa çıktıklarını ve 2007-2008 dönemindeki krizde nasıl önlemler aldıklarını Havadise anlattı. Uzun, 4’lü koalisyon hükümetinin tedbirlerini yetersiz bularak, 24 tedbirin 1-2 tanesinin hayat bulduğunu alınan tedbirlerin pansuman olarak bile tanımlanamayacağını sözlerine ekledi.

“2004’de insanlar ev taksitlerini ödeyemedi”

Eski Maliye Bakanı Ahmet Uzun, 2004’ün Ocak ayında hükümete geldiklerini hatırlatarak, hükümete geldiklerinde ise karşılarında geçmiş yıllarda sarkan döviz krizini bulduklarını söyledi. 2004’den önceki yıllarda yaşanan döviz krizinin bilhassa dövizle konut alanları çok kötü bir şekilde etkilediğini belirten Uzun, o dönemde dövizle konut alanların DÖKAY diye bir dernek kurduklarını vurguladı. O dönemde bu kişilerin her gün çeşitli yerlerde eylem yaptıklarının altını çizen Uzun, bu insanların müteahhitlerden ev satın aldıklarını ama döviz kurları yükselince maaşlarının döviz olarak taksitleri ödemeye yetmediğini aktardı. Bugünde aynı durumların yaşandığına dikkat çeken Uzun, o dönemde müteahitlerin birkaç ay bekledikten sonra taksitlerini demeyenleri dava ettiğini söyledi. Dövizle ev alan bu kişileri o dönem sokağa atılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Uzun, bu durumun 1-2 sene yaşandığını ve o dönemin hükümetinin bu soruna çare bulamadığını anlattı.

“Müteahhitlerde zor durumdaydı”

2004’de hükümete geldiklerinde mahkemelerin bu konuda karar verme aşamasına geldiğini vurgulayan Uzun, 100’lerce insanın taksitlerini ödemedikleri sebebi ile evlerinden atılma tehlikesi ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. Ayni şekilde Yap-Sat’cıların ve müteahhitlerinde o dönem zor durumda olduğunu söyleyen Uzun, “Onlarda sattıkları evlerin taksitlerini alamadıkları için hemen hemen tümü bankalara borçluydu ve borç taksitlerini yatıramamışlardı” diye konuştu

“2 bin civarı mağdur vardı”

Hükümete gelir gelmez bu soruna eğildiklerini ve sorunu çözmek için çalışmalar başlattıklarını anlatan Uzun, bin 800- 2 bin civarı ev taksitini ödeyemeyen mağdurdan tek tek müracaat aldıklarını, DÖKAY adlı altında toplanan 2 bin mağdurun nerelere, ne kadar ve hangi şirketlere borçlu olduklarını öğrendiklerini söyledi. Toplam 20 civarı şirketin alacaklı pozisyonunda olduğunu belirten Uzun, müteahhitlerle de konuşarak bir formül geliştirdiklerinin ve sorunu çözdüklerini ama bir fiil sorunun içerisine kendilerinin yani Maliye Bakanlığının girdiğini ve her şeyle bizzat ilgilendiklerinin altını çizdi.

“Mağdurlar, müteahhitler ve bankalarla istişare ettik”

O dönem Yap-Sat’cıların 40 milyon Sterlin civarında toplam alacaklarının olduğunu kaydeden Uzun, “Yap-Sat’cılarla yaptıkları istişarelerde faizli olan ve ceza faizine tabi tutulan ve biriken alacakların pazarlıkla peşine olabilecek tutarını kararlaştırdık. Örneğin 10 bin Sterlin alacaklı olan bir müteahhidin peşin para karşılığı 6 bin Sterlin almasında hem fikir olduk ve karşılarında tapuları aldık. Ardından konut sahiplerinin borçlarını öğrendik ve hesaplayarak borçlarını düşürdük. Örneğin 30 bin sterlin borcu olanın borcunu 25 bine, 20 bin sterli borcu olanın borcunu 15 bine düşürdük. Aynı zamanda bankalarla anlaşarak mağdur olan kişilerin tapular karşılığında TL kredi almalarını sağladık. Dolayısıyla mağdur vatandaşlarda, Yap-Sat’cılarda durumdan memnun kaldılar ve sorun çözülmüş oldu” dedi.

“Sorunları çözdük”

Eski Maliye Bakanı Ahmet Uzun, “Bulunan çözüm sayesinde hem 2 bin civarı mağdurun sorunu çözüldü, hem müteahhitler paralarını aldı ve yeni yatırımlara başladı, hem de bu işten bankalarda karlı çıktı” diyerek, 2007-2008 yılarında yine bir döviz krizi ile karşılaştıklarını aktardı.

“Kesinti yerine maaşlara artış yaptık”

2007’de başlayan ve 2008’e sarkan kriz doğrultusunda aldıkları önlemler arasında ise çalışanların alım gücünü artırmak olduğunu vurgulayan Uzun, çalışanlar bu krizden etkilenmesin ve piyasaya sıcak para akması için maaşları artırdıklarının altını çizdi. Birçok hükümetin kesinti önlemleri yerine kendilerini artış yaptığını ve piyasaya para pompaladıklarını söyleyen Uzun, bunu yaparken de insanların alım gücü düşmemesi ve ekonominin daralmaması için yaptıklarını ifade etti. Asgari ücretlilerin, emeklilerin ve kamu çalışanlarının satın alma güçlerini bir taraftan verdikleri artışlarla korurken, diğer taraftan mallar fiyat artışına uğramasın diye fonları kaldırdıklarına dikkat çeken Uzun, temel gıda maddelerinde KDV’yi yüzde 1’e kadar düşürdüklerini belirtti.

“Müteahhitlere kur farkı ödedik”

Yine 2007’deki kriz esnasında devlete ihale kazanarak iş yapan müteahhitlere kur farkını ödendiklerini aktaran Uzun, “İhale ile 3 milyon TL’lik bir iş alan müteahhit, yapacağı iş için yurt dışından getireceği malzeme fiyatları dövizin artışı ile yükselmişti. İhale bedeli ise o dönem yurtdışından getirilecek malları karşılamıyordu ve müteahhitler zor duruma girmişti. Bizde devlete iş yapanlara kur farkı ödedik. 2207-2008 döviz krizini de bu şekilde atlatmıştık” şeklinde konuştu.

“Artık kalıcı tedbirler şart”

Bugün yaşanan krizin geçmiş yıllardaki krizden çok daha derin olduğunu vurgulayan Uzun, gelinen aşamada artık ufak tefek tedbirlerle değil, daha kalıcı tedbirler almak gerektiğine dikkat çekti. 4’lü koalisyon hükümetinde kalıcı tedbirler alacak irade görmediğini, hükümette birlik beraberliğin olmadığını belirten Uzun, Bakanlar Kurulu devam ederken Başbakan Yardımcısı Kudret Özersay’ın kiralarda kuru 5,20’ye sabitledikleri açıklaması yaptığını, ama daha sonra bunu vaadin yerine getirilmediğini, kurun sabitlenmediğini aktardı. Özersay’ın kiralarda kuru 5,20 TL’ye sabitlediğini açıklamasının ve bu açıklamanın yerine getirilmemesinin kabul edilemez olduğunu kaydeden Uzun, hükümetin daha atak ve iş bitirici olması gerektiğini ifade etti.

“Alınan tedbirler pansuman bile değil”

Hükümeti yaşanan kriz karşısında aldığı tedbirlerin yeterli olmadığını, bu tedbirlerin pansuman bile olamayacağına dikkat çeken Uzun, hükümet edenlerin tedbir olarak açıkladığı 24 maddenin 1-2 tanesini hayata geçirdiklerini, 20 maddenin hayata geçirilmediğini vurguladı. Alınan tedbirler içerisinde en önemli tedbirin kira kurlarının sabitlenmesi olduğunu, ama o da hayata geçirilmediğini söyleyen Uzun, “Öte yandan borçluların bankaya müracaat ederek borçları yeniden yapılandırılması ve uzun vadeye yayılması maddesi de tedbirler içinde yer almaktaydı. Ama bu maddeye baktığımızda insanlar 10 yılda ödemek için aldığı borcu, 20 yıla yayması hiç akıl karı değildir. Kaldı ki 20 yılda faiz anaparayı yutar ve ana borç aynı kalır, ödediğin sadece faiz olur” dedi.

“Hükümet fiyat tespiti yapmalı”

Hükümetin bazı ürünlerde KDV’yi düşürebileceğini söyleyen Uzun, devletin elektrikte KDV aldığını ve elektrik bu kadar pahalılaşmışken KDV’yi düşürebileceğini kaydetti. Bazı ek tedbirlerin alınabileceğini söyleyen Uzun, bunun ötesinde fırsatçıların doğduğunu belirtti. Fırsatçıların her şeye zam yaptığını, hükümetin ise 12 denetim memuru ile kontrol ettiğini açıkladığını vurgulayan Uzun, bunun yeterli olmadığını, bu sorunun bu şekilde çözülemeyeceğini dile getirdi. Örnek veren Uzun, 10 TL pirincin kilosunun 50 TL’ye yükseldiği takdirde hükümetin bu konuda bir şey yapamayacağını, denetim yapmak isterse de ilk önce fiyat tespiti yapması gerektiğini sözlerine ekledi. Uzun, Fiyat tespitinden sonra hükümetin bir liste oluşturarak ürün fiyatlarının en yüksek satılabilir tutarını gerekli yerlere uygulatması gerektiğini kaydetti.