Köşe Yazarları

Çözümü öteleyen gelişmeler


Kendimizi öyle sansak da dünyada sadece bir Kıbrıs bir de “sorunu” yoktur!

Bırakın dünyayı.. Sadece Kıbrıs odaklı bölgemize bakmak yeter ki şu son dönemlerde Türkiye bir yanda yer alırken, karşısında başta Amerika olmak üzere Anastasadis’le Miçotakis’in çabalarıyla harekete geçirilmiş bazı AB ülkeleri de var!

Olaylar biliniyor: Trump’ın Türkiye’yi hedef alan siyasi çıkışlarını “tam zamanıdır” diye “aleyhine” kullanmak için siyaset sahnesine süren “Rum-Yunan işbirliği” şimdi de Türkiye’nin Kıbrıs’ın Güneyinde yer alan 7. parselde sondaj çalışmalarına başlamasını bahane ederek ve  “Sisi’li Mısır’ı da yanlarına alarak kıyametler kopartıyorlar!

Öte yandan Suriye sorunuyla ilgili “İran, Rusya, Türkiye ittifakına” karşın İran, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik askeri harekât hazırlığını kınamakta “operasyona karşıyız” açıklaması yapmaktadır..

İngiltere “Türkiye harekât yapmamalıdır” nasihati çekerken, Fransa ile İtalya da Türkiye’nin aleyhindeki açıklamalarıyla  “yeter ki gelişmelerin içinde olalım” kabilinden soruna  tuz biber ekmektedirler!

Kısaca Türkiye’nin Fırat’ın Doğusunda bir askeri harekâta hazırlandığı şu sıralarda, Rum Yunan cephesiyle Amerika ve söz konusu ülkeler nedeniyle Kıbrıs sorununun olumsuz etkileneceği görülen gerçektir.

Kaldı ki sadece Doğu Akdeniz’deki “sondaj çalışmalarıyla” MEB’lerdeki dalaşmalar bile olası “müzakerelerle” Guterres’in sorunla ilgili yeni çalışmalarını direkt olumsuz etkiyecektir. Çünkü özellikle “etkilemesi” için uğraşan Anastasadis’li bir Rum tarafı vardır!

Ki her olayı tepe tepe kullanmakta, her yeni siyasi gelişmeyi kendi çıkarına hizmet edecek unsur haline getirmeye çalışmaktadır..

Peki hiç sorduk mu nedenini? Yoksa gözlerimiz  kapalı kulaklarımız  tıkalı, “bize ne dünya hallerinden” mi diyoruz? Hatta “bize ne Türkiye’den” bile diyebiliyoruz değil mi?

…Kısaca olay şu: Bugün Türkiye’yi sarıp sarmalayan ve artık anlaşılmıştır ki bir savaşa ramak kaldığının gerçeğinde; Kıbrıs siyasi sorununu kimse Masaya taşımaz! Taşımış olsa da Anastasadis Ortadoğu’da ve Doğu Akdeniz’de oluşan yeni gelişmeleri önce kendi lehine çevirmeden o masaya oturmaz, otursa bile her öneriye “hayır” demeye devam  eder..

Bu nedenle önümüzdeki pilava bakalım çünkü bizim de kendi içimizdeki sorunlarımızın yarattığı bunalımlar dayanılmaz oluyor!

**********

NEYİN KAVGASINI YAPIYORUZ?        

Tabi ki gelip giden hükümetlerin plan programlarına, vaatleriyle kararlarına karşın bugüne kadar “çözdük” diyebileceğimiz tek sorunumuzun olmaması nedeniyle “sorunlarımızla kavga ediyoruz!”

Son günlerde İçişleri Bakanlığı ülkeye girişleri denetim altına almak için başlattığı “vizelendirmeye” kadar varan çalışmalar yaparken, bakıyoruz araya artık ölümlü kazalarına dayanamadığımız  trafik sorunu giriyor..

Trafik sorununu tartışmaya başlarken, bakıyoruz “Yollarımız” sorunu girmiş araya!

Yollarımız sorunu da dönüp bu kez trafik sorununa neden olan “alt yapıyı” getiriyor gündeme. Bunlar olagelirken de bakıyoruz medyanın manşetlerinde bayrak gibi dalgalanan bir haber:

“Meğer TC’den gelen paranın 154 milyonu “yolların yapımıyla, onarımına ayrılmış ama ortada kullanılacak para yok!”

Nitekim Ulaştırma Bakanı Atakan diyor ki sadece “yol tamirleri için geçen yıl 40 milyon TL  kaynak ayrıldıydı ama bu parayı da geçen yıl sellerden zarar gören yollar için kullandıktı, bitti!”

*****

GELELİM Toplu taşımacılığa: Yukarıda yazdığımca bir iki güne sığdırılan bu açıklama ve tabi etraflarında kopartılan tartışmalar sürerken, geçenlerde gündeme yeni bir öneri daha sokuşturuldu.

“Toplu Taşımacılığa geçilsin miş!”

Muvafıktır diyeceğim de yaygın olarak gerçekleşmesi mümkün değildir çünkü  “Toplu Taşımacılık”  bu Devletin asla beceremeyeceği “plan, program, sistem ve zamanlamayla” ilgili kamuya hizmet çeşididir ki bu unsurların çok iyi kullanılması gerekir..

Oysa bu unsurlar devletin karakterinde yok!

Ne var ki bu gerçek bilindiği halde sanki  “Toplu Taşımacılık” helikopterlerle yapılacakmış gibi ikide birde hem de kimselerin arabalarından fedakârlık yapmayacağı bilindiği halde  abese iştigalle gündeme sokuluyor!

Niçin abese iştigal? Çünkü  bu ülkede yollar yayalar için uzun mesafeli  olabilirken, arabalar için kısa mesafelidirler. Yani “taşımacılık” rantabl değildir!  Astarı yüzünden pahalıya mal olur.

Kaldı ki bizde “denetim ve sistem olmadığından” önüne gelen “Toplu Taşımacılığa” soyunur, olayın cılkını çıkarır! Nitekim  Üniversiteler de öyle çoğalmadılar mıydı?

Buna karşın Büyük arabalar yerine küçük arabaların teşvik edilmesi çok daha evladır ama önce  “yollar ve trafik işaretleri bir tamam, tamam olmalıdırlar!”

…Tabi asıl sorun parasızlıktır:

Nitekim   Tolga Atakan 226 bin Metrelik “oto korkuluğa ihtiyaç vardır”  diyor da “nerde öyle para” diyemediğinden  “bütçenin yetersiz olduğunu söylemekle  yetiniyor!”

…Kısaca acılarımıza karşın ağlaya sızlaya trafiğe kurban vermeye devam edeceğiz!

Kolay değildir devlet olmak, devleti sağlık afiyetle yaşatacak bir “toplum” durumuna gelmek… Kırk fırın ekmek daha isteriz o seviyeye gelmek için..

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı