Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ÇÖZÜM TEHLİKEDE! (BÖLGEDEKİ ATEŞ SÖNMEDEN ÇÖZÜM OLSA DA YÜRÜMEZ!)

Rum tarafının adada ne istediğini anladık diyoruz da bu istediklerini  elde edememesi halinde nasıl bir  strateji uygulayacağını öğrenemedik. “Benden bu kadar” deyip  tanınmış devlet sınırlarının içine mi kapanacak yoksa  her halükârda müzakere zeminini canlı mı tutacak?
Tabi önemli olan başta AB olmak üzere dış dünyanın başarısızlığa uğrayan görüşmelerden sonra yapacağı değerlendirmelerdir. Mesela Annan planına “evet”  diyen Türk tarafına teşekkür bile edilmezken, “hayır”  diyen Rum tarafı ödüllendirilerek AB’ye üye  alındıydı! Böylesi kancık politikaların da söz konusu olabileceğini göz ardı edemeyiz. Dolayısıyle Rum tarafı zaten sahip olduğu siyasi kazanımları ile yoluna devam ederken, bu kez Türk tarafını beterince Kuzey’in esiri yapacak propagandasını koyulaştırıp Güney’de de yeni ittifaklar arayışına girebilecektir.  Ki bunlardan birisi zaten kankası olan Rusya’dır!
BÖLGE KARIŞIYOR: Karıştıkça da Türkiye’nin Kuzey’deki varlığının stratejik önemi  daha çok artıyor.  Rusya ile yaşadığı son olay ciddiyetini korurken, sınır ötesindeki Türkmenleri açık seçik desteklemeye devam edeceğini   açıklaması    bölgede savaşan güçlere Türkiye’nin de bir yeni güç olarak fakat bu kez kendi çıkarı için müdahil olabileceğinin belirtisi oluyor.. Dolayısıyle Kıbrıs’a kadar uzanan “Rusya” etkisi ile Anastasiadis’in silahlanma hezeyanına  her halde Türkiye’nin adayı terk ederek cevap vereceğini sanmak  mümkün olmayacaktır! Aksine Türkiye başta garantörlük hakkı olmak üzere adadaki varlığını daha çok pekiştirmek isteyecektir.
Öte yandan Rum tarafının Türkiye’nin Kuzey’de tutunmak istemesini kabul edeceğini ummak da  mümkün değildir. Türkiye’nin de Rusya ile aşna fişne olan  Rum tarafına sıcak bakmayacağı kesindir! Bu durumda:
ÇÖZÜM OLSA DA: Bölgedeki karmaşaya karşın ki artık adı karışmayanının kalmadığı tipik bir “dünya savaşıdır,  Türkiye ile Rusya’nın son dalaşmasından  sonra artık Kıbrıs’ta çözüm umut etmek mümkün değildir!  Ortadoğu ve şimdilerde Afrika kıtasına sıçramış ateşler sönmeden zaten çözüm olsa bile “barıştan” söz etmek mümkün olmayacaktır!
Buna karşın tutun ki dünya umurumuzda bile değildir ve adada çözüm oldu! Güney’in bir yandan İngiliz üssü ki terk etmem diyor, diğer yandan Rus üssü, beride İsrail ve Mısır’la oluşturduğu “ittifakın” ağırlığı altındaki bir Kıbrıs’ta çözümü yaşatmak mümkün olabilecek mi? Mümkün değildir diyoruz! 
 

  **********     

  BİRİKİM ÖZGÜR: (YÖNETİM ERKİNDE GENÇ KUŞAĞIN ÖNEMİ.)
Yeni ve genç Maliye Bakanı Birikim Özgür bir Tv. Programında konuşurken, “icraatlarının neler olacağından çok, KKTC maliyesi ile yönetiminin nasıl olması gerektiğini anlattı. Ve kendinden öncekilerle şimdilerin “genç Bakanlarını” değerlendirmek gereğini duyduğunda,   “sistemin gençleştirilmesine ihtiyaç vardı” deyiverdi. Ve ekledi: “En büyük sıkıntı siyaset kurumunun bazı zor kararları alma noktasında çekingenlik göstermeleridir. Bu durum beraberinde popülizmi de getirdi…”
Tabi Özgür saygı sınırını aşmamak için   eskilerin “statükocu,” genç Bakanların “yenilikçi” olduklarını söylemedi…  Oysa durum vaziyetler öyle! Tutun ki çoktan beridir bu memlekette “kaşarlanmış politikacılar” kümesi vardır.. Makamlarını da “özel işleri ile devlet işlerini iç içe geçirerek kullanırlar!”
“BÜTÇELERE UYMAK.” Birikim özgür Maliyede kara delikler olduğunu söylerken hem kayıt dışı ekonomi nedeniyle gelirlerde artış olmadığını hem de KKTC’de  kamu ağırlıklı bir rejim olduğunun altını çiziyor ve KKTC’nin “bütçelere uymayı öğrenmesi gerekir” diyor…
Oysa 2011’lerde CTP’nin büyük çabaları ile oluşturulmuş  tek Sosyal Güvenlik Yasasına   bile tahammül  gösteremeyen sendikalar bütçeleri delerken, çiftçi ve hayvancılarla narenciyeciler  hem doğasal hem de ekonomik sorunlardan kaynaklı “tazminat, doğrudan parasal destek” gibi yıldan yıla artan  istekleri ile bütçede epey delikler açtılar… 
Birikim Özgür konuşmasında her CTP’li gibi “ben sosyalistim”  dedikten sonra yine her CTP’li gibi Denktaş dönemlerinde nasıl “komünistler” saldırılarına maruz kaldıklarını da unutmadan anlatıyor… Tabi anlıyoruz ki  o bir devrelerin Marksist Leninist akımlarından neşet eden öğretilerle “halkların kardeşliğine” kadar dayanan  Maoizmin  hatıraları hâlâ canlı! Ne var ki bu “izmler” CTP’yi günü geldiğinde iktidara taşınmasına karşın, “başarılı kılmaya”  yetmedi! Nitekim Birikim Özgür de o başarısızlığı CTP’nin kendi bünyesindeki gençleştirmelerle yenmek amacında olduğunu söylemek gereğini duyuyor.
KISACA. Genç Maliye bakanımız Birikim Özgür “günü birlik harcamalar için bile ele güne avuç açmayalım” derken, bazı kurumlarla belediyelerin durumlarını “fakir annenin kürt giyen kızına”  benzetiyor. Doğrusu çoğu kurumlarımızın  tam da dediği gibi oldukları bir yana. “Hangi cevizcinin çuvalından oynadıklarını” bile bilmeden, KKTC’yi felç ettiler!. Buna karşın bir bakıyorsunuz  “suyu biz yöneteceğiz”  diyebiliyorlar ama! Tabi Özgür de ayni kanıda olmalı ki “evet biz yöneteceğiz”  diyor!
GENÇLERE GÜVENMEK.  Doğrusu budur.. KKTC yönetimini yavaştan yavaştan yeni kuşak insanlarımıza devretmek gerekiyor! Ki hem “devlet nedir, yönetilmesi ne kadar zordur öğrensinler, hem de “izm”lerle (Çipras örneğinde olduğu gibi) devlet yönetilemeyeceğini anlasınlar..        

  ********** 

    KISACA TAKILDIĞIM: (KADINLARA ŞİDDET OLAYI.)

Deniyor ki KKTC’de her üç kadından biri  şiddet görüyor. Tabi locaları ve yakınları tarafından. Ne yalan söyleyeyim ben tersi gibi zannediyordum! Her üç erkekten birinin karısı tarafından şiddet gördüğünü!      Nasıl bir statistik sonucudur bilmiyorum.  Fakat eğer erkek taifesi azı çoğu olmaz, her üç kadından birine şiddet uyguluyorsa alın size KKTC’de bir dert daha! Ancak hatırlatalım:   “Bu ülkede her yıl evlenenler kadar boşananlar da vardır. O zaman kadın erkek ilişkilerini masaya yatırmak gerekir. Çünkü “kadına uygulanan şiddettir ki ayrılmaları, çiftlerin ayrılma raddesine gelmişlikleridir ki şiddeti davet ediyor!”