Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

PERDE GERİSİNE BAKMAK GEREKİR…

Türkiye Başbakanı Davutoğlu ve (yeni oluşan kabineye etki ettiği artık sır olmayan) Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’ya “bir bakanı sizin belirlemenizi isteriz, dilediğiniz ismi bakan atayabilirsiniz” deseydi eğer, Akıncı’nın  Mevlüt Çavuşoğlu’nu Dışişleri Bakanı olarak atayacağından emindim.

Akıncı’nın Çavuşoğlu ile ilgili söylediği pozitif cümlelerden öte, sadece Akıncı değil, Kıbrıs sorunuyla ilgilenen Cumhurbaşkanlığı  kadrosu ve diğerlerinin de tercihlerinin aynı yönde olduğunu biliyorum.
Bunun nedenini karmaşık ve girift ilişkiler yumağı veya komplo teorileri  ile açıklamak yanlış olur.
İzahı yalın ve sarihtir aslında.
Bir dönem önce Avrupa Birliği ile yakın ilişkiler içinde olan, başkanlık yapan ve hemen akabinde Dışişleri Bakanlığı görevinde Ortadoğu’nun “stratejik derinliklerinde” boğulmayıp yüzünü Avrupa’ya dönen, Avrupa ile kırılıp-dökülen ilişkileri toparlamaya çalışan Çavuşoğlu  Kıbrıs sorununun çözümünün önemini biliyor.
Bilmekten öte buna inanıyor.
Dün, Lefkoşa’da söyledikleri ve açıkladıklarıyla bunu bir kez daha gösterdi.
Bence, yani yılla birlikte bir uzlaşıya varılması ve hemen referanduma gidilmesi noktasında ciddi bir irade ortaya koydu.
Akıncı’nın bundan çok memnun kaldığını düşünüyorum.

       ***

Peki, Çavuşoğlu’nun çözüm ve referandum noktasındaki iradesi Ankara’yı yönetenleri yansıtıyor mu?
Daha düz bir soru ile Çavuşoğlu çözüm ve referandum  için irade ortaya koyarken, Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bu iradeyi destekliyor mu?
Veya başka türlü bir söylemle onların böylesi  bir iradesi var mıdır?
Belki de bakmamız ve tartışmamız gereken budur.
Gerçi Türkiye’nin sorunları Kıbrıs’tan ibaret değildir.
Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra bir kez daha ortaya çıkmıştır ki Türkiye her an her şeyin olabileceği bir coğrafyaya ve sorunlara sahiptir.
Daha 3 gün öncesine kadar hiçbir analist Türkiye ile Rusya’nın Suriye ile ilgili olarak savaşın eşiğine gelecek denli gerginlik yaşayacaklarını tahmin demiyordu.
Veya Güneydoğu’da Türkiye sınırları içinde devam eden savaşın nasıl sonuçlanacağına ilişkin kimse bir öngörüde bulunamıyor.
Hergün onlarca kişinin öldüğü mülteci krizinin nasıl sonuçlanacağını da kimse söyleyemiyor.
Bu açıdan baktığınızda aslında Kıbrıs Türkiye için en sorunsuz bölgedir.
Ve mevcut durumun bu şekilde devam etmesini de şiddetle arzulayabilir.
Çünkü Kıbrıs’ta kendini akut olarak rahatsız edecek bir sorun yoktur.
“Kıbrıs sorununun çözülmemesi Türkiye’nin zararına olacağı” genel geçer bir doğrudur.
Ama Avrupa Birliği ile ilişkilerini minimize eden bir Türkiye’nin de acil olarak ilgileneceği bir konu değildir.

       ***

Tüm bunlara rağmen, biz Suriye ile ve düşürülen Rus uçağı ile meşgulken, Erdoğan karşıtlarının ağız dolusu küfürleri, mazbut Ankaracıların gurura dayanan övgülerinin ötesinde perde gerisinde önemli gelişmeler yaşanıyor.
Görüşmelerde ciddi mesafeler alındığı, Mart ayna varmadan uzlaşmaya ulaşılacağı ve hemen ardından bir referandum yapılacağı söyleniyor.
Rum Yönetimi Başkanı Anastasiades buna itiraz etmiyor. Çavuşoğlu gelip buna güçlü bir destek veriyor.
Ve çok dikkat edilmesi gereken yeni bir gelişmeyle  ekonomi ve para politikalarıyla ilgili on yedinci faslın açılması kararlaştırılıyor.
Anastasiades’in onayı ile.
Tüm bunları yakından takip etmek ve desteklemek gerekir…