‘Yakından takip edilmeli’

King’s College London’dan virolog Prof. Stuart Neil da şimdiye kadar toplanan verilerin değişime uğrayan virüsün daha bulaşıcı olduğu tespitiyle tutarlılık gösterdiğini ifade etti. Guardian’a konuşan Neil, “Ama bunun laboratuvar araştırmasına dayalı bir teyidi yok. Veya neden hızlı yayıldığına dair bir teyit yok” dedi.

Neil, değişim gösteren virüsün birkaç hafta önce bazı bölgelerde görülen vakaların %10 ila %15’inde tespit edildiğini ama geçen hafta bu oranının Londra’daki vakalarda %60’a çıktığını söyledi.

Neil, bilim insanlarını en çok kaygılandıran konulardan birinin, ‘başak protein’ olarak bilinen, virüsün anjiyotensin dönüştürücü enzim 2 (ACE2) ile etkileşime geçerek akciğerlerdeki, boğazdaki ve genizdeki hücrelere sızmasını sağlayan bölgedeki değişimler olduğunu belirtiyor. Neil, ‘başak protein’de yaşanan mutasyonun, virüsün ACE2 ile etkileşimini artırdığını böylece büyümesi için avantaj sağladığını söylüyor.

Diğer yandan, bu proteinin, aşıların da antikor geliştirilmesi için hedeflenen bölge olmasından dolayı, Neil, mutasyonun aşıların etkisini azaltabileceği kaygısı olduğunu da dile getiriyor ve “Bu, gerçekten yakından takip edilmesi gereken bir konu” diyor.

Guardian gazetesine konuşan uzmanlardan Dr. Çevik’e göre, bir diğer kaygı da son haftalarda virüsün bulaşmasına yol açan faktörlerle ilgili belirsizlikler. Virüsteki değişimin bulaşıcılığı etkilemiş olabileceğini belirten Dr. Çevik, sokağa çıkma kısıtlamalarının katı uygulandığı bazı bölgelerde de bulaşıcılık oranının yüksek olduğuna dikkat çekiyor.

Çevik, “Bazen mesele, toplumsal eşitsizliklerle ilgili rahatsız edici gerçeklere dayanıyor. Sokağa çıkma kısıtlamalarının evlerinde çalışamayanlar üzerinde etkisi sınırlı oldu” diyor.

Koronavirüs mutasyonu daha bulaşıcıysa sosyal mesafe yeterli olur mu?

Uzmanlar, koronavirüsün yeni mutasyonu hakkında bilinenlerin henüz yetersiz olmasından dolayı, mevcut önlemlerin etkisine dair de net bir bilgi bulunmadığını ifade ediyor.

Leeds Üniversitesi’nden çevre mühendisliği Profesörü Catherine Noakes, “Sanıyorum artık birçok kişi sosyal mesafe konusunda fazla rahat davranıyor ama riskin, kişilere yaklaştıkça arttığını unutmamalıyız” diyor.

Bir önceki virüsten daha mı tehlikeli?

University College London’dan Prof. Andrew Hayward, yeni mutasyonun ne kadar kaygı verici olduğu sorusuna şu yanıtı veriyor: “Sanıyorum, virüsün değişime uğrayan bu türünün daha büyük bir pandemiye neden olma ihtimalini bilecek kadar yeterli bilgiye sahibiyiz, daha önce öngördüğümüzden çok daha kötü.”

Hayward’a göre yeni tür virüsün bulaşıcı etkisindeki artış, mevcut can kayıpları oranı da göz önünde bulundurulduğunda “çok daha fazla ölüme neden olabilir.”

Prof. Noakes de “Gelecek birkaç ay içinde, daha esnek davranabilmemiz için yeterli aşı sağlanana kadar, kısıtlamaların dengelenebileceğini düşünüyorum” diyor.

Aşılar mutasyona uğrayan yeni türe karşı etkili olur mu?

BBC Sağlık Muhabiri Gallagher’e göre en azından şimdilik koronavirüs aşılarının bu mutasyona karşı etkili olacağı öngörülüyor.

Başarı oranında başı çeken üç aşı, mevcut ‘başak proteine’ karşı bağışıklık geliştiriyor. Aşılar, virüsün farklı bölgelerini hedef alan bağışıklık sistemleri geliştiriyor. Dolayısıyla, protein yapısı mutasyona uğraya bile, aşıların hala tesiri olabilir.

Cambridge Üniversitesi’nden Prof. Ravi Gupta ise başka mutasyonlar yaşanması durumunda virüsün de sistem içinde bir boşluktan faydalanabileceği ve kaygı verici gelişmeler olabileceği uyarısında bulunuyor.

Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn, Avrupa Birliği uzmanlarının mevcut koronavirüs aşılarının İngiltere’de tespit edilen koronavirüsün yeni mutasyonuna karşı etkili olacağına inandıklarını söyledi.

Spahn, ZDF’ye verdiği demeçte özellikle ABD ve İngiltere’de uygulanmaya başlanan Pfizer-BioNTech aşısına atıfta bulunarak, şimdiye kadar sahip olunan bilgilere göre, mutasyona uğramış yeni türün mevcut aşılar üzerinde olumsuz bir etkisinin olmadığını söyledi.