Gündem yaratan bir toplum değiliz. Aksine bizimle ilgili yaratılan gündemlerin bile kapsamına giremeyecek kadar dışındayız. O görevi Ankara yükleniyor.
Dolayısıyla irademizi böylesi bir “siyasi ve sosyoekonomik” alana hapsetmek zorunda kaldık mıydı, tutun ki Güney karşısında bile KKTC’e biçilen rol, “kaplumbağa kabuğuna sığınıp” mesela şimdilerde Covid 19’dan paçayı sıyırma mücadelesinden ötesi değildir!
Doğrusu durumdan çok da şikâyetçi değiliz! Gündem yaratmadan “etki tepkilerle” vaziyetleri idare etmek de mümkün oluyor..
Fakat içinde bulunduğumuz kısır döngünün ne kadar farkında olduğumuzun idrakinde miyiz, işte bunu bilemiyoruz!
Nitekim yıllardır bir yandan “devlet rolü” oynuyor, bu uğurda her iki yılda bir erken seçime gidecek kadar da iktidar muhalefet siyasetleri sürdürürken… Bakıyoruz ki “devlete” dayanarak sürdürdüğümüz bu ucuz politikaları bile aslında KKTC’i güçlendirmek, geliştirmek, dünya yuvarlığında söz saz hakkına ulaştırmak için değil… Kendi siyasi egolarımızı tatmin etmek için kullanıyoruz! Ve siyasi pozisyonumuzla da mirasyedi evladı olmaktan kutulamıyoruz!
Nitekim çok ama çok ayıptır: Mesela Türkiye’ye “işgalci” demek! Siyasi irademizin Ankara tarafından yönlendirildiğini söylemek!
Hatta Türkiye’nin bizi sömürdüğünü iddia etmek!
Hatta hatta 1974’ü bile yargılamak!
Uluorta Ankara’nın bağımsızlık ve egemenliğimizi teslim aldığını söyleyip yazmak!
Bu antipropagandalarla bir yandan Türkiye’yi töhmet altına iterken, Kıbrıs Türk halkının Türkiye’nin baskı rejimi altında inletildiğini iddia etmek!..
Ki şu anda Türkiye Kıbrıs sorunundan kaynaklı olaylar zincirine bağlı olarak Yunanistan’ın İyonya denizinde karasularını 12 mile çıkarması nedeniyle kendini yine bir çatışma olasılığıyla karşı karşıya görüyor.. Libya’da Hafter Türkiye’yi işaretleyerek savaşa hazırlanıyor!..
Ve biz daha dün Ankara’nın 800 milyonunu cebellu eder, 13. Maaşları ödenirken… Ve bundan 46 yıl önce 1974 Barış Harekâtı sırasında Muratağa Sandallar köylerinde Rumlar tarafından katledilip toplu mezarlara atılan 14 küçücük çocukların DNA testi yapılan kemikleri Şehitler Anıtınki mezarlarına gömülürken… Bırakın bu Kuzey coğrafyasında hâlâ politika kulvarlarında koşturmaktan öte bir iş yapmadığımızı! 46 yıldır hâlâ istikrar ve kalkınmadan söz ettiğimizi! Ki Rum tarafı bizi nitelerken “Kuzey’deki fukara Türk” diyor! “Yine Ankara’ya para istemeye gittiler” diyor! Üstelik siyasi kadrolar ihdas edip kabiliyetsiz ve cibilliyetsizlik üzerine devlet yönetme eksersizleri yaparken bile “bıkıp usanmadan da Türkiye karşıtı söylem ve yayımlarla ahkâm kesiyoruz! Doğrusu ayıbın da ötesinde çok ayıp ediyoruz! ***
İDDİALI HÜKÜMET Mİ?
On aylık bir hükümetten büyük icraatlar beklemiyoruz. Kaldı ki istense de bu Koranavirüs çekip gitmeden bırakın KKTC gibi “çaresiz” bir devleti, Amerika’sı İngiltere’si Avrupa’sı falan da zaten plan programlarının çoktan gerisine düştüler! Pek çok ülke borç batağında! Sosyoekonomik hayat durdu!
Ne var ki ah vah etme zamanı da değil. Nitekim Saner Hükümeti de olağan prosedürün bir sonucu olmalı “2021 yılı Mali ve Ekonomik Planlama çalışmalarına” hız verileceğini açıkladı. Bu çalışmaların başına da “hedef kitle” dediğince “üniversitelerle turizmi” koydu..
Her iki “sektörün” de son yıllarda KKTC’nin gelirlerinde önemli yer tuttuklarını göz önünde bulundurursak tabi ki sadece “beklenen bir “programlama” demekle kalmaz KKTC piyasasının canlandırılmasına yönelik doğru bir saptama dersiniz.
Ancak her iki sektör de ayni zamanda Koronavirüsün atını oynatmasına çok müsait! Çünkü hem “turizm hem yüksek öğretim kurumlarını besleyen unsurlar dış ülkelerden gelenlerdir! Yani öğrencilerle turistler..
Doğrusu bu konuda bugüne kadar alınan tedbirlerle dünyada virüs belasını en az zararla atlatan ülke olduk ama bundan sonra eğer “ekonomide toparlanma ve kalkınmayı” öncesinde olduğu gibi yine yüksek öğretimle turizme yani KKTC’ye gelecek öğrencilerle turistlere bağlarsak “bedelini de ödemek zoruna kalırız!”
O bedel de bütün sıkı denetimlere karşın “dıştan geleceğini varsaymak zorunda kaldığımız virüsün, bir salgın haline gelirken kitlesel ölümler yaratmasıdır!
Bugüne kadar “başarılı” şekilde yönetilen denetim ve tedbirler; ülkeye dıştan gelecek olanların yaratacağı yoğunlukla ve en ufak ihmal sonucunda bir yerlerden delinirse; tılsım bozulmakla kalmaz, kendimizi “pandeminin ahtapot kollarında buluruz!” Bu nedenle aman dikkat diyoruz! ***
KISACA TAKILDIĞIM:
Başbakan Ersin Saner geçen haftaki açıklamalarında son on gün içinde birtakım açılımlar yapılacağından söz ederken önümüzdeki günlerde iş insanlarıyla istişarelerde bulunduktan sonra ülkeye 30 bin öğrenci ve “on bine yakın konut sahibi olabilecek insanları” getirmek için yöntemler arandığını söyledi.
Doğrusu çok iyi anlamdım! Öğrenci getirmek KKTC ekonomisine katkı sağlayacak da on bine yakın konut sahibi insanı getirmek demek (eğer konut sahipliği aile bazında düşünülürse) on binin de üzerinde insanın aramıza katılması demek olmuyor mu?..
Kaldı ki kim bu getirilecek olanlar? TC’den yeniden kaydırılacak nüfus mu? Yoksa zaten aramızda yeterince var olan Ruslar, Yahudiler falan mı? Yani 1974 sonrası TC’den kaydırılan nüfus benzeri bir yeni politika mıdır?
Kaldı ki 1974’den sonra o yıllarda boş kalan köy ve evleri doldurmak için pek çok hatalı uygulama ve yanlış politikalarda TC’den kaydırılan nüfusun hâlâ sürüp giden tartışmaları sürerken… “Aman” diyoruz gene bir TC’li -Kıbrıslı olayı yaratmayalım! Bir kez daha demografik yapımızı etkileyip tartışmalara neden olacak sorunlar üretmeyelim! Ve sakın ola “yerleştirme” konusunda yeni açılan Maraş’ı düşünmüş olmayalım!
…Her halde önümüzdeki günlerde bu konuda daha açık seçik ve planı programı saptanmış açıklamalar yapılacaktır da şu anda Saner Koalisyon hükümetini izlerken gördüğüm şu oluyor.
Bir: Demek istiyor ki Ersan Saner ve Arıklı koalisyon Hükümeti, “Biz sadece seçim hükümeti değil, icraat hükümeti de olacağız. Üstelik radikal karar ve uygulamalarımızla…
İki: Özellikle ülkede nüfusun artması da hedefimizdir..
…Her iki hedef de iddialı ama bu kadar kısa süreli bir “seçim hükümetine” bu tasavvurlar çok bol ve yamalama gelmedi mi? Aman dikkat diyoruz!
































