Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

BİR TAŞ PARÇASINDAN BİR TARİHE

Eskiden kimi ünlü ve makam sahibi şahsiyetler cami avlularına gömülürlerdi.

Bu durum Hıristiyanlar içinde aynıydı; onlar da kilise avlularına gömerlerdi “büyük şahsiyet” lerini..

Birinin başında ezan, diğerinin başında çan sesleri duyulurdu…

Lefkoşa’da Arab Ahmet Camii’nin avlusu böyle bir yer ama bir farkla.

Cami bir Latin kilisesinin kalıntıları üzerine inşa edilmişti.

Latin kilisesi muhtemel 1571 fethinde yerle bir olmuştu.

Yerle bir olmazdan önce orada birçok Venedikli şövalye ile ünlü ve varlıklı Venedikliler gömülüydü.

Fetihten sonra, kilise gibi Latin mezarlığı da ortadan kaldırılmasına rağmen, çok uzun zaman cami avlusunda Venediklilere ait mezar başlıkları kırık dökük de olsa sağda solda atılı duruyorlardı…

İngiliz döneminde Eski Eserler Dairesi Müdürlüğü yapan George Reffery adlı İngiliz yetkili, bu mezar taşlarını alarak koruma altında tutmuştu.

Böylece, kimi şövalye ve varlıklı insanların bu mezarlıkta yattıkları kayıt altına alınmış olacaktı.

Haşmet Muzaffer Gürkan, bu İngiliz yetkilinin  “Lefkoşa Camileri” adlı eserine atıfta bulunarak, sözünü ettiğimiz mezar taşlarının kimlere ait olduğunu yazar.

Bunlardan biri çok zengin olan ve Strovolo ve Stroncilo diye bilinen bölgelerin mülk sahibi olduğu söylenen De Noresler’dir.

Bu aile Tripoli Kontları olarak da bilinir ve Venedikliler Lefkoşa surlarına yeniden şekil vermeye başladıklarında, ailenin maddi yardımda bulunduğu, buna karşılık tabyalardan birine “Tripoli” (Değirmen Burcu) adı verildiği belirtilir…

Bir başka mezar taşı Franciscus Cornaro’ya ait.

Kıbrıs’ın son Kraliçesi Cornaro’a bu aileden…

Kısacası bir soylu mezarlığıydı burası.

Bu durum, kilisenin cami olmasından sonra da devam etti.

Eğer Latin soylularının mezarları tarumar edilip cesetleri alınıp yok edilmediyse, kimi Hıristiyan ve Osmanlı “soylu”ları bu alanda koyun koyuna yatmaktadırlar.

Beş dönem Sadrazamlık yapan Kıbrıslı Kamil Paşa burada yatıyor.

Kıbrıs’ta yöneticilik yapan İshak Paşa, memleketine dönüşü sırasında hayatını kaybedince, o da bu şövalye mezarlığına gömülmüştür.

Bir başka yönetici Halet Efendi’nin kızı Zeynep Hanım’ın mezarı da Arab Ahmet Camii’nde bulunuyor…

Bazan bir taş deyip geçilmemeli.

O kırık dökük taş sizi tarihin bir köşesine kadar götürebilir.

Mezarlık alanları bu bakımdan önemli.

Ama kim olursa olsun, hangi dinden, hangi milletten olursa olsun, fetihler, savaşlar ne tarih tanır ne kültür.

Hoş, bizim için başka millet veya halklara gerek yoktur.

Zaten kendi kendimizi yok ederiz!

Yardıma gerek yok!