Kıbrıs Türk Tabipler Birliği (KTTB) geçtiğimiz hafta çocuk yaşta ebeveyn olan 18 yaş altındaki çocuklardan bahseden bir açıklama yaptı. Bu açıklamada 2023 verilerine göre 68 çocuk ebeveyn olurken, bunların 61’i anne olmuş…
Yine KTTB’nin daha önce açıklanan başka bir verisine göre 2022’de bu rakam 34’tü. Görüldüğü gibi rakamlar artarak geliyor. Dolaysı ile 2024 verileri ortaya çıktığında rakamların daha da yükseleceğinden korkuyorum. Yani bu rakam 100’lere çıkarsa hiç şaşmam.
Çok ilginçtir ki Tabipler Birliği’nin bu açıklaması infial yaratması gerekirken ne hükümet nezdinde ne de toplumda bir reaksiyon yaratmadı. Sadece okuduk ve geçtik. Belli ki bazı sorunları hasıraltı etme alışkanlığımız devam ediyor.
İncir çekirdeğini doldurmayacak şeylere açıklama yapma ihtiyacı hisseden Milli Eğitim Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan bu konuda ses seda yok.
Mesela bu çocukların eğitim hayatları ne oldu? Okula gidiyorlar mı? Muhtemelen birçoğu okulu bırakmak zorunda kalmıştır. Her ne kadar da bizim anayasamıza göre zorunlu eğitim 15 yaşına kadarsa da birçok ülkede bu 18 yaşa kadar devam etmektedir.
Kısacası ebeveyn olan bu çocuklar aslında zorunlu eğitim dönemindedirler. Muhtemelen eğitimle ilgili bütün hayalleri yıkılmış ve eğitimleri yarım kalmıştır çünkü asli görevleri artık çocuk bakmaktır.
Kelimeleri dikkatli seçmeye çalışıyorum ama bu durum ne yazık ki BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin ihlalidir ve bir anlamda çocuk istismarıdır. Devlet bu anlamda çocukları koruyamamıştır. Devlet tüm yetkili kurumları ile çocukları korumakla yükümlüdür. Hangi milletten olursa olsun. Ülkede yaşayan her çocuktan sorumludur.
Tabipler Birliği’nin bu açıklamasının üzerinden bir hafta geçti ve ben konu ile ilgili bakanlıklardan, dairelerden bu konuda en azından “soruşturma başlattık” ifadesini bile duymadım. Duyan varsa beri gelsin.
Bir çift laf da Eğitim Bakanlığı’na… Öğretim programlarında, kitaplarda gereksiz ve tepki çeken değişiklikler yapılacağına yumurta kapıya dayanmadan (ki dayandı) müfredatta “cinsel eğitim ve beden sağlığı” ile ilgili bilgiler artırılmalı, hatta ayrı bir ders olarak okutulmalıdır.
Teknoloji ile birlikte dünya hızla değişiyor. Dünyanın birçok yerinde çocuk yaşta ebeveyn olma sorunu elbette ki vardır. Bizdeki eksiklik şu; Biz sorunu biliyoruz ama saklıyoruz, yokmuş gibi davranıyoruz. Onlar sorunu biliyor ve o sorunu gidermek için uğraşıyor.
Rakamlar bize gösteriyor ki, bizim da nur topu gibi bir “çocuk yaşta ebeveyn olma” sorunumuz var. Bundan sonra bunu önlemek için nasıl önlemler alacağımızdır esas konu… Çağdaş toplumlar bunu yapar. Yoksa bizde de “nenem 80 ya da 100 sene önce 16 yaşında doğurduydu” diyenlerimiz çıkacaktır.
Doğrudur 100 sene önce vardı da 21’inci yüzyılda bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Zaten son zamanlarda toplum olarak her şeyi kanıksama, normalleştirme alışkanlığımız varken bir de çocuk yaşta anne olmayı kabullenmeyelim.
Bu konuda sivil toplum kuruluşlarına da büyük görevler düşmekte ve hükümet nezdinde baskı oluşturmaları gerekmektedir. Daha da sorunlar büyümeden…
































