Köşe YazarlarıSürmanşet

CMC ARAZİLERİ KAPİŞARİ DAĞITILIYOR… UBP TABANI KAYNIYOR


Lefke bölgesinin başına bela olan CMC atıkları, aynı zamanda birilerinin rant kaynağı oldu ve olmaya devam ediyor.

Televizyon programları yaptığım dönemde de köşe yazısı yazdığım dönemde de defalarca yazdım. Yok Doba Limited, yok Port İsbi, yok yetki devri, ara emirleri, sözleşme iptalleri… Hatta hala yetkiyi elinde tutan Port İsbi’nin asıl derdinin, Mağusa Serbest Bölgede faaliyet göstermek olduğu, CMC sözleşmesinin göstermelik olduğu ortaya çıkmıştı. Bölgeyi temizlemeyi bir yana bırakın, ithal ettiği mallar için CMC’yi  depo olarak kullanmaya başlamıştı. Bu arada kalıntılardan ciddi miktarda gümüş, hatta altın çıkarıldığı bilgileri vardı. CTP-UBP hükümeti yıkıldıktan sonra kısa süre tek başına hükümet eden CTP o sözleşmeyi iptal ettiği halde, kurulan UBP-DP hükümeti de sonrasında 4’lü hükümet de gereğini yapmadı, orada öyle bir saçma durum devam ediyor.

Sonuçta sıfıra sıfır, elde var zehir…

Konuyu en son gündeme taşıyan, CTP Milletvekili Salahi Şahiner oldu.

Şahiner, geçen hafta Meclis’te bir yazılı soru önergesi verdi. Bu defa da, CMC’ye ait mülklerin yandaşlara dağıtıldığı iddia ediliyor.

Soru önergesinde, “UBP-HP hükümeti döneminde kiralanan 1974 öncesi CMC arazisi olan taşınmazların, kime kiralandığı” soruluyor, listesi talep ediliyor. Kim bilir ne gün sıra gelecek de yanıtını öğreneceğiz. Herhalde seçim sonrası olacak. Bu arada işler tıkırında devam edecek, kalan ne varsa dağıtılacak.

Ancak dikkat çeken konu şu ki, Şahiner, bizzat UBP tabanının bu konuyu gündeme getirmesini istediklerini, “çık ve peşkeşi konuş” dediklerini söylüyor.

Bu araziler, Fasıl 113 Şirketler Yasası altında bulunuyor. Buna göre, üçüncü devlet uyruklular hak talebinde bulunmadığı durumlarda, mal terkedilmiş konumuna düşüyor ve İskan, Topraklandırma ve  Eşdeğer Mal Yasası kapsamına giriyor.

Yani İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğunda, bu Yasa kurallarına göre değerlendirilmesi gerekiyor. Hala ellerinde milyonlarca puan olan insanlar varken, hükümet bu değerli arazileri, elini öpene dağıtıyor.

Kafaya göre 9 yıllığına kiralanıyor, bir de üstüne “demonte inşaat yapılabilir” ibaresi ekleniyor. Yani inşaat izni de verilerek.

İskan meselemiz, adaletsizlik üstüne kuruludur, biliyoruz. Artık bu adaletsizlikler geçmişte kalsın diyoruz. Ama görüyoruz ki, hala devam ediyor. Sinekten yağ çıkarırcasına…

 

İNANMAYIN, TEŞVİKLERİ KALDIRAMAZLAR…

Dün Meclis’te yine teşvikler konusu gündeme geldi.

Yine dün, kendi konusuyla ilgili olsun olmasın, birçok konuşmacıya yanıtları Ekonomi Bakanı Hasan Taçoy verdi. Sanki UBP Başkanlığına hazırlanır gibiydi.

Her neyse. Taçoy, teşvikler konusunda geçen hafta olduğu gibi, eleştirilerle aynı görüşte olduğunu, üniversiteler, oteller gibi doymuş sektörler yerine, inovasyon v.s. konulara teşvik verilmesi gerektiğini falan söyledi. “Ortak çalışma yapalım, yasa çıkaralım, ekonomiyi destekleyecek girişimleri destekleyelim” gibi süslü sözlerle geçiştirdi.

Peki bu görev hükümetin değil midir? “Teşviklere yeni sistem getirilecek ifadesini” Hükümet Programına koyan tüm hükümetlerin. Eğer bugün Taçoy samimiyse, yıllar yılı faaliyet gösteren üniversitelerin ve birer darphane haline gelen 5 yıldızlı otellerin aldıkları ve sayıları 20’nin üstünde olan destek, teşvik ve muafiyet kalemlerini değiştiren Yasa tasarısını hazırlar Meclis’e getirir.

Ben size söyleyim. Bunun Türkçesi, hiçbir şey yapılmayacağıdır. İsteseler çoktan yaparlardı. Ama hepimiz biliyoruz ki, o sektörler siyasetin parasal sponsorlarıdır ve teşvikleri muafiyetleri kaldırmak da siyasilerin haddi değildir. Burada kamu yararının adı geçmez.

Göreceksiniz, bu hükümet de bir gün gidecek, biz buralardan aynı şeyleri yazmaya devam edeceğiz… Sizler de yüz lira artan asgari ücretle, açık bütçeyle, “ne yapalım para yok” diyen, sizden çok ağlayan hükümetlerle oyalanacaksınız.

 

YERİN KULAĞI VAR

DENKTAŞ DA KARŞIYDI:

Akıncı’nın, Hatay açıklamasına içte ve dışta tepkiler sürerken, Vatan gazetesinden Erten Kasımoğlu 1986 yılında rahmetli Denktaş’a yönelttiği soruyu ve yanıtını yayınladı. “Kıbrıs ikinci bir Hatay olur mu?” sorusuna verdiği yanıtta Denktaş, “Bu hayali ve zararlı bir düşünce olur. Kıbrıs Türkünü geriletir ve hiçbir yere götürmez. Böyle bir formülün ortaya atılabileceğini de kimse sanmasın” demişti.

 

NİYE YALVARMIŞ:

Cumhurbaşkanı Akıncı’nın son açıklamalarına tepki gösteren Türkiye Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Akıncıya yönelik eleştirilerinde “bazı şeyleri söylememem için bana yalvarmıştı” ifadesini kullandı. Çavuşoğlu’nun “bazı şeyler” derken neyi kast ettiğini anlamadık. İnşallah açıklar ve Akıncı’nın “yalvarmasına” neden olan konuları biz de öğrenmiş oluruz…

 

NEYİN TEMASI:

Başbakan Tatar Londra’ya uçtu. Belli ki yılların özlemini gideriyor. Turizm Bakanı orada, Dışişleri Bakanı bir ay önce oradaydı, şimdi Tatar, “temaslarda bulunmak” üzere iki ayda ikinci kez orada. Resmi hiçbir yanı olmayan geziyi, devlet kesesinden yapıyor. Ekonomi dibe vurmuş, ülke yangın yerine dönmüş, hazine tamtakırmış, Türkiye’den para gelmiyormuş kimin umurunda. Hade gittiniz diyelim, yanınızda götürdüğünüz “ordunun” maliyeti kimin cebinden çıkacak, herhalde kendi ceplerinden değil…

 

ARŞİVDEN:

Bugün arşivde dolaşırken rastladım. 30 Ağustos 2017’de yazmışım. Dönem UBP-DP dönemi. “Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşleri Koordinasyon Sorumlusu Recep Akdağ’ın 70 saatlik KKTC ziyareti, karayolları için 80 milyon tahsisat ve Lefkoşa’ya modern bir hastane yapılmasının önünü açtı. Sizin anlayacağınız bu kısa ziyaret yol ve sağlık sorunları konusunda bizim için bereketli oldu sanırım”… Ne yol olmuş, ne hastane. Aradan da geçmiş 3 koca sene…

 

TOPLUM BİLİYOR:

UBP Milletvekili Hasipoğlu Akıncı’yı eleştirerek, “Devletin başı, ilhaktan endişe duyacağına devletine sahip çıkmalıdır” demiş. Hani bir laf var, “dinime söven Müslüman olsa” diye. Sapla samanın karıştığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu “topraklara” kimlerin sahip çıktığını, kimlerin neler yaptığını toplum çok iyi biliyor…

 

DOSTLAR ALIŞ VERİŞTE GÖRSÜN:

Yeni asgari ücrette brüt 200, net 174 liralık artış işçi kesiminin tepkisine neden oldu. Sendikalardan “kınama, itiraz edeceğiz” dışında bir eylem yok. Yıllardır her yeni asgari ücret sonrası yapılan açıklamalar. Sonuç yok. Aslında onlar da biliyorlar sonuç alamayacaklarını ama, dostlar alış verişte görsün misali mecburiyetten böyle açıklamalar yapıyorlar…

 ZİRVEDEKİLER

Rasıh Reşat: “Akıncı, Türkiye ile dövüşmek isteyecektir elbet ama Türkiye Akıncı’yı ringine kabul etmezse, bu dövüş hiçbir zaman gerçekleşmez, Akıncı’nın yaptığı bir gölge boksu egzersizinden öteye gitmez. Türkiye’de Akıncı’nın oyununa gelip ona yanıt verenler, bu tehlikeli ve TC-KKTC ilişkilerini imha edici oyuna hizmet ettiklerini bilmeyecek kadar ve en az o abuk – sabuk soruyu soran The Guardian muhabiri kadar Kıbrıs cahilidirler ne yazık ki…”.

DİPTEKİLER

Seçim Var Seçim: Kalkınma Bankasına alınan tarihçi ve mühendisten sonra, Vakıflar Bankası da 14 kişilik münhal açmış. Yeni şube yok, yeni yatırım yok, ancak yine seçim öncesi istihdam. Münhalin açıldığı tarih 7 Şubat, kapanış tarihi 13 Şubat. Yani seçim yasakları başlamadan alımlar bitecek. Artık yorum yapmıyorum. Türkiye ile imzalanan protokollerde kamu bankalarının durumu konusu da yok muydu? Bu ne rahatlık?

 

 



Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı