Köşe Yazarları

Ceza yasalarına sıra gelecek mi..?

Dünyanın ne kadar kriminali varsa doluştu bu ülkeye…

Bundan çok değil yirmi sene önce bugünlerde olup bitenler olacak deselerdi, güler geçerdim.

Bir dostum vardı, 30 yıl kadar önce, asayişle ilgili bir görevi vardı…

O günlerde de Suriyeliler sahillerde yakalanmaya başlamışlardı. O zaman savaş falan da yoktu, dertleri neydi de gelirlerdi bilmiyorum. Ama arkadaşım yakalandıklarında “balık tutmaya geldik” dediklerini söylerdi. Kendisi de balığa meraklı biriydi. Karpaz’da günler geçirirdi tek bir balık tutmak için. Tabii “balık tutmaya geldik” lafına hiç inanmaz, aksine sinirlenirdi, “Balık olsa biz tutardık, başka yalan bulun” dermiş Suriyelilere. O söylerdi, bak görürsün, bir gün bu ülke mafyanın, suçun tavan yaptığı bir yer olacak” diye…

İngiltere’de suç işleyip buralarda saklanan çok oldu da, basit suçlara karışan bir İngilizi de gördük sonunda. Emlakçılık yaparken, sattığı evin parasını üstüne geçirmiş… Dikkat edin, daha önce hiç sabıkası yokmuş…

Neden acaba..?

Diyor ki, “komisyonu alamamaktan korktum”…

Adam piyasayı öğrenmiş. Burada işler böyle dönüyor…

E öyle ya, geçirilen onca dolandırıcılık tecrübesine rağmen hala emlak, inşaat işinde insanlar dolandırılabiliyor…

Dün Havadis’te vardı. Bizden biri, sözleşmeye, taahhüde rağmen insanlardan paralarını alıp, evleri teslim etmemiş…

Gelen yabancı da sisteme uyum sağlıyor. Dahası, bu laçkalık dünyanın dört bir yanından uyuşturucu tacirini, kara para tacirini, hırsızı, uğursuzu buraya çekiyor. Cezbediyor resmen…

Olaylara sürekli olarak gündelik adi vakalar olarak baktığımız için, büyümesini önleyemiyoruz.

Sanki tek yapılması gereken, suçluyu yakalamakmış gibi…

Oysa suça karşı caydırıcılık önemli.

Bizde olmayan da bu…

Genel görüntümüz, tam tersine suça davetiye çıkarıyor.

Kolombiya havaalanındaki uyuşturucu operasyonlarını gösteren bir belgesel var her akşam bir kanalda.

Kolombiya dünyaya uyuşturucunun dağıldığı bir yer. Herhalde bu namını ortadan kaldırmak için, ülkeden uyuşturucu çıkışını önlemeye gayret ediyorlar.

Geçtiğimiz gün izlediğim bölümde bir yolcu, Çin’e 2 kilo uyuşturucu götürürken yakalanıyordu. Kolombiya polisi zanlıya, “Dua et ki Kolombiya’da yakalandın, en fazla 5 yıl hapis cezası alacaksın. Çin’de yakalansan ya ömür boyu hapis, ya idam alırdın” diyor.

Aynen dediği gibi. Geçen yılın Temmuz ayında, Çin’in Şanvey kentinin Lufıng ilçesinde, uyuşturucu ticareti yapan 8 kişi için bir stadyumda mahkeme kurulmuş, binlerce kişinin izlediği yargılamada zanlılara idam cezası verilmiş ve yargılama bitince de idamları gerçekleştirilmiş. Ardından, Aralık 2017’de tam 10 kişi aynı suçtan, stadyum mahkemesinde yargılanmış ve idam edilmiş.

Tamam idama karşıyız.

Ama uyuşturucuyu bu ülkeye sokana da karşıyız. Çocuklarımızı zehirleyenlere de karşıyız.

Var mı müsamahamız..?

Olmamalı…

Sadece uyuşturucu için değil, her konuda…. “Bu ülkeyi suç cenneti yaptırmayacağız” diyebilmeliyiz.

Hele de hükümetimizin ortaklarından ikisi hukuk uzmanı iken…

O zaman bu ceza yasaları ellenmeli.

Bugünkü gibi komik cezalarla devam ettiğimiz sürece, kriminalleri çekmeye devam edeceğiz…

 

YERİN KULAĞI VAR

ACI AMA GERÇEK:

“Kıbrıs Türkü süreçte sadece bir figürdür” dediğimizde kızan çok olur ama, gerçek de bu ne yazık ki. Biz, “görüşmeler yeniden başlasın mı, başlarsa nereden başlayacak” diye tartışa duralım. Brüksel’de yapılan NATO Zirvesinde Erdoğan ve Çipras biraraya gelmişler ve Kıbrıs konusunda iki toplum arasında yeniden bir diyalog başlatılabileceği konusunda hemfikir olmuşlar. Bizim fikrimizi soran oldu mu, hayır. Onun için diyorum ki, ne biz, ne de Rumların istediği değil, anavatanlar ve dünyanın da istediği bir çözüm ancak hayata geçebilir…

 

KABUL ETMİŞ(!):

Anastasiadis, “dönüşümlü başkanlığı 20 yıl önce kabul ettik” diyerek, yine şirin görünme manevralarına girmiş. Denktaş-Klerides görüşmelerinde, Genel Sekreter Kofi Annan’ın sunduğu ilk plan taslağında dönüşümlü başkanlık vardı. Ama o plan geliştirilerek referanduma sunulduğunda halk olarak ret ettiler. İkincisi, Klerides’in ardından gelen Hristofyas buna bir de çapraz oy rezaletini ekledi ve dönüşümlü başkanlığın da bir anlamı kalmadı. Keşke Anastasiadis bunları da anlatsaydı…

 

İNDİRİM ÇOKTAN OLMUŞ DA BİZE YANSIMAMIŞ:

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı’nın, Türk Telekom’la imzaladığı yeni sözleşmeyi sosyal medyada değerlendiren Hilmi Kansu, ilk olarak 2009’da yapılan sözleşmeden bu yana internetin yüzde 20 ucuzladığını, ancak KKTC hükümetleri her yıl yenilenmesi gereken bu sözleşmeyi yenilemeyi unuttukları için, bizim bu indirimden mahrum kaldığımızı söylüyor. Ne utanç verici… Bakan Atakan’ın yaptığı iş, bunu duyduktan sonra bir o kadar daha değer kazandı. Sayın Kansu’nun bu ülkede internet konusunda ilk yatırım yapanlardan biri olduğunu da ilave edelim…

 

ARTIŞ VERSE NE OLUR:

Son zamlarla maaşı eriyen asgari ücretli için komisyon yeniden toplanacakmış. Kusura bakmayın ama, toplansa ne yazar veya artış verse kime ne faydası olur. Hade diyelim iki-üç yüz lira artış verdiler ki, işverenin bu işe sıcak bakacağını pek sanmıyorum, dövizdeki artışı, akaryakıt ve elektriğe gelen zammı karşılayacak mı? Sizin anlayacağınız asgari ücretli yine açlığa talim etmekten kurtulamayacak…

 

MUHALEFET BASKISI MI:

Muhalefetin, ard arda gelen zamlar karşısında sessiz kalmakla suçladığı sendikalar sonunda ses verdi. Başbakanlığa siyah çelenk bırakan  KTAMS, zamlar konusunda geri adım atılmazsa eylem ve mücadeleyi yükselteceğini açıkladı. Özellikle UBP’nin sendikaları sessiz kalmakla suçladığı bir dönemde yapılan bu eylem, “muhalafetin baskısı ile mi yapıldı” sorusunu akıllara getirdi…

 

GOLİFA GİBİ DAĞITMIŞLAR:

Vatandaşlık iptal davalarının mahkemede görüşülmeye başlanmasıyla birlikte ilginç detaylar da ortaya çıkıyor. Örneğin “yatırım yapacağım” demek bile vatandaşlık için yeterli kriter oluyordu. Hele de kralla tanışma önerisi yetti de arttı bile. Ve bakan bu sözü yeterli kabul edip, “vatandaş olmak için başvuru yapabilirsiniz” diyordu. Vatandaşlık alındıktan sonra da, “yatırım” olarak emlak şirketi açabiliyordunuz. Kusura bakmayın ama, dünyanın hiçbir ülkesinde vatandaşlık bu kadar ucuz olmadı…

ZİRVEDEKİLER

Birikim Özgür: “Yeni Türkiye’nin bizi doğrudan ilgilendiren birtakım özellikleri olacak. Bu özelliklerin başında hızlı karar üretme ve uygulama kapasitesi gelmekte… Kendi hedeflerimiz doğrultusunda her alanda kolektif bir vizyon, politika ve stratejik plan üzerinden yol almaya cehdedersek, yeni Türkiye’nin amiyane tabirle etinden ve sütünden ziyadesiyle yararlanabileceğiz… Yok, eğer kendi kendini yönetme ve Türkiye ile ilişkiler konusunu “Na to kefari, na to mermari” deyimini doğrular nitelikte ele almaya devam edersek de, yeni Türkiye’nin hızı bizim için zulme dönüşecek”…

 DİPTEKİLER

Terör Tanımı Var Cezası Yok: Büyükelçi Derya Kanbay, 15 Temmuz FETÖ darbesi yıldönümü nedeniyle düzenlediği basın toplantısında önemli bir eksikliğimizden de bahsetti. KKTC’de terör suçu yok. Ama terör örgütü tanımı var. KKTC vatandaşı olan biri, sıralanan terör örgütlerinden birine mensup diye tutuklanırsa, neye göre yargılanacak? KKTC vatandaşı olduğu için, Türkiye’ye de gönderilemiyor. Yine ellenmesi gereken bir yasal garabet daha…

 

 




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı