Seyahat

BUDAPEŞTE

 Bu hafta Orta Avrupa’nın gezmeye doyamayacağınız en güzel şehirlerinden birindeyiz. Evet, yanlış okumadınız bu şehrin ismi BUDAPEŞTE’dir.

Buda ve peşte yakalarının birleşmesi ile bu isim şehre verilmiştir. Eğer sizler de bu şehir de yıl boyu süre gelen farklı festival dönemlerinde veya bizler gibi Easter (Paskalya) döneminde giderseniz şehrin tüm renklerini bir arada görürsünüz. Genel de turizm acenteleri Orta Avrupa turlarında Viyana, Budapeşte ve Prag şehirlerini kombine paket olarak satmaktadırlar. Böyle olunca bir yerden farklı bir yere sürekli koşmaca halindesiniz. Pek tabii kısıtlı zamanınız varsa buna sözüm yok ancak her köşesinde tarih barındıran bu şehirlere hakkını vererek gezmek isterseniz bizler gibi 4 gece-5 günlük bir tatil planlamanız gerekir. 2 arkadaşımla birlikte bu seyahate çıktık. Ercan çıkışlı İstanbul’dan aktarmalı veya Larnaka Havalimanından direkt uçuşla bu şehre uçabilirsiniz. Biz Larnaka üzerinden yaptığımız aktarmasız 2 saat 20 dakikalık uçuş sonrası Budapeşte’nin Ferenc Liszt Uluslararası (BUD) havalimanına vardık. Terminal binasından çıkmadan taksi kontuarına gidip otel adresimizi verdikten sonra görevli bize üzerinde taksi plakası ve ücretinin makbuzunu verip aracın en geç 5 dakika içerisinde alanın kapısında olacağını bildirdi. Gerçekten de biz daha terminal çıkış kapısına varmadan taksi bizi bekliyordu. Ülkedeki taksiler sarı renktedirler. Araç plakalarına baktığınız zaman tüm taksilerin ‘E’ harfi ile başlayıp toplamda 3 harften oluştuğunu görürsünüz. Ayrıca ön ve arka plakalar sarı zemin üzerine beyaz olarak numaralandırılmışlardır. Oysa sivil araba plakaları da 3 harften ve aynen Kıbrıs’taki gibi beyaz üzerine siyaha yazılar ve sol tarafta ise mavi mühür bulunmaktadır. Şehir merkezindeki otelimiz havalimanından 16 km uzaklıkta Peşte bölgesindeydi. Eğer yön bulmada veya kaybolma gibi bir korkunuz yoksa çok büyük olmayan bu şehri yürüyerek de gezebilirsiniz. Gerektiği yerde hop on hop off (in -bin) otobüslerini kullanabilirsiniz. Hop on hop off firmalarından 2 farklı şirketin tur otobüsleri vardır.  Bizler ilk günümüzde ‘City Sight Seeing’ firmasından kişi başı €37 ödeyerek kırmızı otobüsle gezilen 28 durak, 1 tekne ile nehir turu ve ücretsiz yürüyüş turunun dahil olduğu 48 saat geçerli olan pas biletimizi aldık. Bu otobüslerde 16 dilde banttan sunum yapılmakta olup dilerseniz Türkçe de dinleyebilirsiniz. Biz 28 duraktan oluşan ilk turumuzu ring şeklinde tamamladıktan sonra inmek ve gezmek istediğimiz durakları harita üzerinde işaretleyip bir sonraki turumuzda duraklarda inip bu yerleri gezdik. Pek tabii ki şehir içinde belirli noktalar arasında hizmet veren tramvay, troylebüs, otobüsler ve metro vardır. Şehir içinde nereye giderseniz gidin özellikle de Tuna nehri boyunca Buda bölgesinde mutlak surette bir yol da bisikletlilere ayrılmıştır. Macarca adı Duna olan bu nehir 10 ülkenin kıyılarından geçmektedir. Tuna nehri Volga nehrinden sonra ikinci büyük nehir olma özelliğini de taşır. Şehri ister gündüz alacağınız teknelerle isterseniz de gece yemekli turlarda şehri gezebilirsiniz. Bu şehri dolaşırken ağaçlara tünemiş kuş cıvıltıları arasında yürümek gününüze farklı bir güzellik katacaktır.

Ülke bayrağı kırmızı, beyaz ve yeşil renklerden oluşur. Bayrak üzerindeki kırmızı renk gücü, beyaz renk sadakat ve yeşil renk ise umudu temsil etmektedir. Bayrak 1848 ‘de Devrimcilerle Halsburgluların mücadelesi sırasında çıkmıştır. Ülke’ nin resmi dili Macarca olup pek çok yerde İngilizce ‘de konuşulmaktadır. Avrupa Birliğine Kıbrıs gibi 2004 yılında katılan ülke bu birliğin en büyük 7.ci şehir olma özelliğini de taşımaktadır. Para birimi Macar Forintidir. €1= 300HF

Budapeşte’de gezilecek yerlerin başında Parlamento Binası, Aziz Stefan Kilisesi, Buda Kalesi, Elizabeth Köprüsü, Zincirli Köprü, Kahramanlar Meydanı gibi saymakla bitiremeyeceğim kadar tarihi sanat eserleri ile donatılmış bir şehirdir.

Parlamento Binası: Tuna Nehri kıyısında olup şehrin Peşte bölgesindedir. Bu bina 19.cu ve 20.ci yüzyılda inşa edilmiş olup Macaristan Ulusal Meclisi’nin oturumlarına ev sahipliği yapmaktadır. Bu arada görkemli Parlamento binası ile Aziz Stefan Bazilikası ayni bölgede bulunur. Bu iki binanın yüksekliğinin ayni olması ise din ve devlet işleri arasındaki dengeyi sembolize eder. Parlamento binasının süslemelerinde 40 kilogram altın kullanılmıştır. Bina içerisinde 691 oda vardır. Tavan boyamaları, Korint stili sütunlar dikkat çekmektedir. Ayrıca 12.ci yüzyıldan kalma taç ve kraliyet hazinesi ise depremlere dayanıklı dolapta özel olarak korunup sergilenmektedir.

Aziz Stefan Bazilikası:1851-1906 yıllarında inşa edilmiş olup şehrin en büyük Katolik kilisesi olarak ismini ilk Macar kralından almıştır. Bazilika, Neo- Rönesans tarzı olup tavan süslemeleri, muazzam mermerler ve renkli vitraylardan gözünüzü alamazsınız. Bazilikanın hazine bölümünde Macar kralının kutsal sayılan sağ eli dini eşyaların yanı sıra sergileniyor. Bazilika, Parlamento Binası inşa edilinceye kadar şehrin en yüksek binasıydı. Ancak Parlamento binası yapıldıktan sonra 2 binanın yüksekliği 96 metre ile sabitlenmiştir. Macarlar için 96 rakamı önemli bir rakamdır. Bunun nedeni ise Orta Avrupa’daki bu bölgeye gelip yerleştikleri yıl 896 yılıydı. İşte o nedenledir ki hem Parlamento hem de Aziz Stefan Bazilikasının yüksekliği 96 metre olarak sabitlenmiştir. Katedrali gezmek ücretsiz olup girişte bulunan bağış kutularına bağış yapabilirsiniz. Katedralin giriş kapısının sağında bulunan asansör ile de dilerseniz yukarıya kadar çıkıp kubbenin yanından muhteşem şehir manzarasını görebilirsiniz.

Buda Kalesi: Kale 13.cü yüzyılda inşa edilmiş ancak 17 ve 18.ci yüzyıllarda Barok mimari tarzında değişiklikler yapılmıştır. Kale geçmişte Kraliyet sarayı olarak inşa edilmiş olup şehre tepeden bakmaktaydı. Müthiş bir manzarası olan kaleye hemen tepenin altında bulunan 2 yüzyıllık finüküler, 16 numaralı otobüs, segaway veya yürüyerek de çıkabilirsiniz. Büyük bir alanı kapsayan bu gezintiye bizler golf arabaları şeklindeki araçlarla çıkmayı tercih ettik. Kişi başı €2 ödeyerek 3 durak halinde tepeye kadar in- bin yaparak çıkıyorsunuz. Kale meydanında bulunan ‘Mathias Kilisesi’ 1895-1903 yıllarında yerel sanatçılar tarafından restore edilmiştir. Yine bu bölgede bulunan ve 7 kulenin birleşmesinden oluşan Balıkçılar Kalesi vardır. Bu kulelerin her biri eski Macar kabilelerini temsil etmektedir.  Eskiden kale yakınında burada balıkçılık yapılmaktaydı. Tam ortada ise Macar Kralı I. Stephan’ın da heykeli vardır.  Bu alan içerisinde 19.cu yüzyıldan kalma dış cepheleri renkli boyalı evler, kilise ve tepenin sonunda ise Buda Kulesi, Macar Askeri Tarihi Müzesi ve Müzik Müzesi vardır.  Kültürel tesisler arasında bulunan en çok ilgiyi geniş koleksiyona sahip Macar Askeri Tarihi Müzesi çekiyor.

Elizabeth Köprüsü: Adını Macar Kralı olan Franz Joseph’in eşi Elizabeth’ den almıştır. 1903 yılında köprünün yapımı tamamlandığı zaman dünyanın en uzun asma köprüsü olmuştu. Beyaz renkte olan bu köprüden Peşte tarafından Buda tarafına geçerken tam karşınıza bulunan Gellert Tepesini görürsünüz. Tepede 2 dev anıt ve mağara kilise vardır. Bu heykel Macaristan’da Hristiyanlığı yayan kişi olarak bilinen ‘Gellert Sagredo’ dur. Bu köprüden sağ tarafınıza bakacak olursanız bir başka güzellikte olan Zincir Köprüyü görürsünüz.

Zincir Köprü: Köprünün yapımı 9 yıl sürmüş ve 1849 yılında tamamlanmıştır. Buda ile Peşte yakaları arasında bağlantıyı sağlayan ve şehrin ilk köprüsü olması özelliğini taşımaktadır. Ne var ki köprü tamamlandıktan sonra Budapeşte’deki tüm köprüler gibi burası da II. Dünya savaşında ağır hasara uğramış ve 1949 yılında yeniden kullanıma açılmıştır. Köprünün iki yakasında da aslan heykelleri vardır. Hatta bu heykelleri yapan sanatçı aslanların ağzına dil koymayı unutmuş ve sonrasında da utancından intihar ettiği söyleneneler arasındadır. Kara taşıtları yanı sıra yayaların da sürekli kullandıkları şehrin en güzel köprülerinden biridir. Biz de arkadaşlarla buradan yürüyerek geçtik. Hatta aslanların ağızlarında dil var mı diye baktık. Sizlerin de bu bölgeye yolunuz düşerse bir de siz bakın bakalım belki bizim gözümüzden kaçmıştır…

Heroes Square(Kahramanlar Meydanı):Budapeşte tıpkı Üsküp gibi heykeller ile doludur. Buradaki inanışa göre heykellerin insanlara şans getirdiğidir. Savaş, barış ve Macar Kralları ile devlet adamlarının bulunduğu yer Kahramanlar Meydanıdır. Buraya giden herkesin durup resim çektiği bir yerdir. Heykellerin önünde ise tahta çubuklardan yapılmış ‘Budapest’ yazısı, meydanın hemen arkasında ise kocaman bir park vardır.

Termal Havuzlar: Şehirde toplam 120 civarı termal havuz bulunur. Osmanlı döneminde kullanılmaya başlanan bu termal havuzlar yerli ve yabancı turistlerin sürekli ilgi odağı olmuştur. Bunlar arasında bulunan Szechenyi en popüler olanıdır. Toplamda 18 havuzdan oluşur. Burası her gün 06.00-19.00 arası hizmet vermektedir. Yine bir başka bilinen yer ise ‘Gellert Bath’dır. 8 termal havuzdan oluşan bu yerde 3 tane açık havuz, sauna, masaj odaları ve güzellik salonları bulunmaktadır. Burası ise her gün 06.00-20.00 arası açıktır.

Budapeşte’de bulunduğumuz dönem Hristiyan Katoliklerin Easter(Paskalya) dönemine denk gelmişti. 20- 22 Nisan günlerinde şehrin belirli yerlerinde toplanan yerli halk ve yabancı turistlerin yanı sıra bizler de havanın güzel oluşundan faydalanarak çimlere uzanıp, yumurta boyama, folklor gösterileri, konserler gibi etkinliklerini izledik. Yine ayni bölgede kurulan tezgahlarda ise el işleri, yöresel yemekler, hediyelik eşyalar alıcılarını bekledi.

Budapeşte’de gündüz tarihi yerlerini gezdik, termal sularından faydalandık ama gece nereye gidebiliriz diyorsanız sizlere şu alternatifleri önerebilirim. Şehirde gece hayatı sürekli hareketli ve canlıdır. Işık şovları ve konserler sürekli olarak ziyaretçilerle dolmaktadır. Bunlar arasında en çok bilinen ‘Akvarium’ dur. Mekan açık havuz etrafında olup konserler ve dans gösterileri burada yer alır. Yine bir başka alternatif ise ‘Lukacs Bath’dır. Burada ise jakuzi ve büyük havuzda içki içip eğlenebilirsiniz.

Şehirdeki Opera Binası ise klasik müzik dinlemek veya operayı izlemek için en uygun yerdir. Buradaki fiyatlar ise €15-€30 değişmektedir.

Şehir de konaklayabileceğiniz bütçenize uygun çok farklı alternatifler vardır. Bunlar arasında Kempinski Hotel Corvinus Budapest, Astoria Hotel, Mercure Budapest ve Central Hungaria City Hotellerin yanı sıra Airbnb’ nin de sunduğu apart otel gibi alternatiflerden de faydalanabilirsiniz. Bu tesislerdeki gecelik fiyatlar €50-€300 arasında değişmektedir.

Yerel tatlar arasında ‘Goulash’ (et yemeği ve çorbası), Langos(çocukluğumuzun pişisi olup içine peynir ve domates konur), Kürtöskalacs(açılan hamur şişlere geçirilip piştikten sonra içine muhallebi veya dondurma konur) yerel yemekler arasındadır. Uygun fiyata yöresel yemekleri yiyebileceğiniz restoranlar arasında ‘21Hungarian Restaurant’, ‘Getto Gulyas’ veya ‘Ristorante Krizia’ tavsiye edilir.  Açık büfe tarzında hizmet veren ve 100 çeşit yemekten oluşan sınırsız yemeğinizi ise ‘Trofea Grill’ de yemenizi tavsiye ederim. Hafta içi bu restoranda öğle yemeği için kişi başı €15, akşam yemeği için ise €21 ödersiniz. Tatil ve özel günlerde ise ayni menü €5 daha pahalıdır.

Şehir yıl boyunca farklı konseptlerde düzenlenen festivallere ev sahipliği yapmaktadır. Bu festivaller arasında Bahar Festivali, Gurme Festivali, Şarap Festivali, Caz Festivali, Dans Festivalleri yer alan festivallerden sadece birkaçıdır. Siz de bu Festival dönemlerinde Budapeşte’de olmak istiyorsanız mutlaka ajandaya bakıp seyahatinizi öyle planlayınız.

BUDAPEŞTE, Avrupa’nın en güzel tarihi eserlerini görebileceğiniz ve keyifle dolaşıp eğlenebileceğiniz bir şehridir.

 

Haftaya bir başka Şirin’ce GEZİyorum yazı dizimde buluşuncaya kadar sevgiyle kalın…

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı