Köşe Yazarları

Bu gaf değil, siyaset anlayışı…







Meclisimiz uzun yaz tatilinin ardından dün açıldı.




Onlar tatildeyken, ülke yasa gücünde kararnamelerle yönetildi.



Tüm vatandaşlar ceplerindeki paranın yarısını kaybettiler.

Yüzde 50 fakirleştik.

Önümüzü göremez hale geldik.

Umutsuz, mutsuzuz…

O nedenle, Meclis’i hiç merak etmeyenler bile, televizyonlarını açtılar, konuşmaları dinlemek istediler. Beklerdik ki, hiç olmazsa şu açılış gününde yapılacak konuşmalar, bizlere bir umut olsun.

“Seferberlik” desinler, “toplumsal birliktelik” desinler, “halkın bu kötü gününde bizler de ne gerekirse birlikte yapalım” desinler…

Başbakan Tufan Erhürman aslında bunun çağrısını yaptı.

Döviz krizinden, ülkenin içinde bulunduğu durumdan bahsetti, yeni dönemde bu durumdan kurtulmak için çıkacak yasalara sözü getirdi ve bu noktada Meclis’in iktidar, muhalefet birlikte hareket etmesi dileğini dile getirdi…

Bunun üstüne söz alan UBP Genel başkanı Hüseyin Özgürgün’ün sözleri resmen kanımı dondurdu.

Biliyorsunuz Hüseyin Özgürgün gaflarıyla meşhurdur.

Halka gerizekalılık basar, eleştiri yapanları gider Türkiye’de “Rumcu, Türkiye düşmanı” diye satar, pasaportum yok der, bulur yayınlarlar…

Amaaaaa…

Dün Meclis’te yaptığı konuşma asla gaf değildi.

Dünyaya ve siyasete bakış açısını gayet açık bir şekilde ortaya koydu.

Diyordu ki, “Bizden fazla bir şey beklemeyin”…

Nedenmiş?

Kendileri birinci parti çıkmış ama, hükümette değillermiş, onun için halk iradesi yokmuş.

Meclis’in şu anda çoğunluğunu oluşturanlar, bu halkın iradesi değilmiş.

Madem kendileri iktidarda değillermiş, hükümet edenler vaadlerini kendi başlarına yerine getirmeliymişler…

Aman yarabbim!…

Bir siyasetçinin ağzından çıkabilecek en bahtsız laf…

Siyaset ne için yapılır?

Halk için, devlet için, bunların iyiliği için değil mi?

‘Madem ben iktidarda değilim, varsın batsın memleket… Ne haliniz varsa görün’…

‘Ya benimsin, ya kara toprağın’…

Ne arabesk, ne sorumsuz bir siyaset anlayışı…

Aslında kimsenin de kendinden aman aman bir destek falan beklediği yok zaten.

Sadece törensel açılışta yapılan bir toplumsal birliktelik çağrısı o kadar.

Ama bu söz, Özgürgün’ün siyasete nasıl baktığını göstermeye yetti de arttı.

Benim sözüm UBP’lilere…

Çektiğiniz sıkıntıları değil, sadece kendi Başbakanlığını umursayan bir parti başkanınız var.

Bu bakış açısını paylaşıyor musunuz?

YERİN KULAĞI VAR

TATAR, İLK TURDA KAZANMAK ZORUNDA:

Hafta sonu bazı UBP’lilerle konuştum. Hepsi de, büyük bir sürpriz olmazsa, kurultayın ikinci tura kalacağı konusunda hemfikir. İkinci turda yarışacak olan isimler ise Tatar ve Özgürgün olur diyorlar. Süprizi kim yapar konusunda da hepsi tek isim üzerinde duruyor. O isim Ersin Tatar… Tatar ilk turda ipi göğüsleyemezse ikinci turda diğer adayların Tatar’ın değil, Özgürgün’ün yanında olacakları ve kurultayı Özgürgün’ün kazanacağını da söylemeden edemiyorlar…

 

KAPALI KUTU:

Dedim ya hafta sonu bazı önemli UBP’lilerle konuşma fırsatım oldu diye. Hazır bulmuşken gezicinin anketinde “kazanabilecek adaylar” arasında gösterilen Sunat Atun’u da sormamak olmazdı. Arkadaşlara göre Sunat Atun, “kapalı kutu”.  Açınca içinden ne çıkacağı konusunda tereddütleri var. Atun’la ilgili bu tereddütün sadece kendilerinde değil, parti tabanında da olduğunu iddia ediyorlar.

 

İNEK DE SAĞMASIN, ARPA DA SATMASIN:

Yenidüzen’de Cenk Mutluyakalı’ya konuşan Tarım Bakanı Erkut Şahali “Devlet inek sağmayacak” diyor. Bunun yerine daha verimli ırklar üretilmesine çalışacakmış. Keşke devlet arpa alıp satmaktan da, süt alıp satmaktan da vazgeçse. Keşke üretim rekabet koşulları içinde kendi dengesini bulsa. Şu anda sırf devlet teşvik veriyor, maliyetin yarısını devlet karşılıyor diye bu işi yapanlar, o zaman “Daha kaliteliyi, daha ucuzu nasıl yakalarız” diye bir kez daha düşünürlerdi…

 

İDDİALAR CİDDİ:

Gözaltına alındığı karakolda kendini şort ipi ile astığı iddia edilen Ahmet Sarıkılıç’ın eşi Emine Sarıkılıç, “Ben eşime şort götürmedim. Bu iddia doğru değil. Eşimi paranın yerini öğrenmek isterken öldürdüler” iddiasında bulundu. Emine Sarkılıç Türkiye’de yayınlanan Vatan gazetesine verdiği röportajında, 1.88 boyunda ve 120 kilo olan eşinin şort ipiyle böyle bir cüssede kişinin kendini asmasının hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu da iddia etti. Bunlar, sonu ölümle sonuçlanan bir olay için çok ciddi iddia ve suçlamalar. Polisin bu işi savsaklamadan, gerçeğin ne olduğunu tespit edip, tüm ayrıntılarıyla kamu vicdanını rahatlatması gerektiği inancındayım…

 

MAKSAT ÜZÜM YEMEK Mİ, YOKSA:

Meclis önünde zamları protesto etmek için eylem yapan sendikalardan birisinin başkanı diyor ki, “Bu hükümet istifa edene kadar eylemlerimiz devam edecek”… Doğrusu benim kafam karıştı. Bu başkanın amacı üzüm yemek mi, yoksa bağcıyı dövmek mi, doğrusu ben anlayamadım…

 

UMUDU OLAN VAR MI?:

Yeni bir müzakere sürecinin başlamasını ne biz, ne de Rumlar istiyor aslında. Çünkü biliyoruz ki, zaman kaybından başka birşey olmayacak. Zaten BM Genel Sekreteri Guterres de böyle bir beklenti içinde olmadığını söylüyor. 50 kusur yıldır çözülemeyen, birçok kez direkten dönen Kıbrıs sorunun çözüldüğünü bizim neslin  göremeyeceği kesin gibi ama, korkarım çocuklarımız, hatta torunlarımız da zor görecek bu gidişle…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Serdar Denktaş: “‘Hükümet düştü düşüyor, DP ile UBP hükümet kuracak’ şeklinde dedikodular ortada dolaşıyor, böyle bir girişim asla söz konusu olmayacak… DP adına konuşuyorum, dört başkan yoluna devam edecek, koalisyon hükümeti sürecek. Böylesine sıkıntılı bir dönemde hükümet bozmak, hükümet kurmak, vatan hainliğiyle eşdeğerdir. Biz böyle bir şeye asla maşa olmayız. Biraz sabırla bu zor günleri atlatacağız”…

 

DİPTEKİLER

Şaşırdık Mı?: Hafta sonu yağan yağışlar sonrası başkent Lefkoşanın içler acısı durumu, bir kez daha gözler önüne serildi. Yollar dereye dönerken, birçok yer sular altında kaldı. Peki bu görüntülere şaşırdık mı, ilk kez mi yaşıyoruz bu sahneleri, tam tersi, yıllardır her kuvvetli yağmur sonrası görmeye alıştığımız tabloydu önceki gün yaşadıklarımız. Bu sorunlar çözülür mü derseniz, kusura bakmayın ama, benim zerre kadar umudum yok…

 









Başa dön tuşu