Köşe Yazarları

BU DA SEÇİM ÇARPITMASI…


Başbakan Ersin Tatar iki ayın içinde İngiltere’ye ikinci gidişinde dehşet bir bilgiye erişmiş…

Neymiş, Muhafazakar Parti’nin manifestosunda bile artık Kıbrıs için iki devletlilikten söz ediliyormuş. “İncelediğinizde çok ilginç şeyler yazıyor, orada Kıbrıs’ta iki devletten bahsedildiğini öğrendim bugün” diyor…

Nasıl olur dedik, İngiltere böyle bir görüşü hiç açıklamadı. En azından manifesto çıktığında, biz görmesek, Rumlar görür kıyameti koparırdı. Böyle bir şeyi hiç duymadık.

Bir de biz incelemek istedik, İngilizcesi tamam olan arkadaşlarla oturduk, manifestoyu açtık baktık. Aynen şu cümle var; “We will continue to support international initiatives to achieve reconciliation, stability and justice across the world, and in current or former conflict zones such as Cyprus, Sri Lanka and the Middle East, where we maintain our support for a two-state solution”. Türkçesi şu; “Tüm dünyada ve Kıbrıs, Sri Lanka ve iki devletli çözümü desteklemeyi sürdürdüğümüz Ortadoğu gibi mevcut ve geçmiş çatışma bölgelerinde uzlaşma, istikrar ve adalete ulaşma adına, uluslararası girişimleri desteklemeye devam edeceğiz”…

İlk bakışta, “Kıbrıs için de mi iki devletlilik” dedik? Yok, cümle öyle değil, sadece Orta Doğu için kast ediliyor. Yine tatmin olmadık. Sonuçta Cambridge’den mezun olan, bunu her fırsatta reklam eden Ersin Tatar, bu cümlenin asıl anlamını bir görüşte anlamalıydı. Döndük, bu defa manifestoyla ilgili tartışmaları araştırdık. Kısa sürede tam da aradığımızı bulduk.

İngiliz Dışişleri Bakanlığı 4 Aralık 2019’da bir basın açıklaması yayınlamış, şöyle…

“Kesin bir dile açıklık getirmek gerekirse, iki devletlilikten bahsedilen bu bölümde, yalnızca Ortadoğu’daki İsrail-Filistin olayına (devlet politikasında belirtildiği gibi) atıfta bulunmak amaçlandı. Sri Lanka ve Kıbrıs’la ilgili söylenen, bölünmüş toplumların barış ve uzlaşmasını desteklemek için mevcut çabaları sürdürmekti “.

Birleşik Krallık Çevre, Gıda ve Kırsal İşler Dışişleri Bakanı Theresa Villiers, sosyal medyadaki mesajında daha da açık yazmış; “İki devletli bir çözüme yapılan atıf, Kıbrıs veya Sri Lanka için değildir, Orta Doğu’yu ifade eder. Dışişleri Bakanı Dominic Raab ile temasa geçtim ve o da bunu doğruladı”.

Meraklısı için haberin linkini de verelim: http://www.colombopage.com/archive_19B/Dec04_1575438580CH.php?fbclid=IwAR3IAFYBXgSAiiKJ_UxQVlKeWQSunOWukwvsvT0mp_7EGpAZ9Dlan4kPOdw

Seçim zamanıdır diyelim, gerçekler propagandaya kurban gitmiş diyelim. Ne dersek diyelim, her duyduğumuza hemen inanmayalım. Böyle günler ihtiyatlı davranmayı gerektiriyor…

 

“TEK HEDEFİMİZ CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNİ ALMAK”

UBP Genel Sekreteri Ersan Saner korkunç gerçeği açık açık vurguladı; “UBP’nin tek hedefi Cumhurbaşkanlığını almak”…

İşte bizim de derdimiz bu. Yok yanlış anlaşılmasın, UBP adayının cumhurbaşkanlığını alıp almamasından bahsetmiyorum. Derdim, devleti yönetenlerin işi gücü bırakıp, cumhurbaşkanlığı seçimlerine endekslenmesi. Devlette işlerin durması, her türlü imkanın seçimi kazanmak için seferber edilmesi…

Neyimiz var bizim? Bir devletimiz. İşlemesi gereken, kalkınması, vatandaşın derdine deva olması beklenen. Seçimleri onun için yapıyoruz. En iyisi gelsin de hizmet etsin, günden güne dibe vuran sistemi düzeltsin. Fakat ne yazık ki, o bozuk düzen, en başta bu ideali reddediyor. Seçim, hizmetin önüne geçiyor.

Kazanalım da ne olursa olsun…

Nasıl olur da cumhurbaşkanlığını almak tek hedef olabilir? Siz bunun için mi seçilmiştiniz? Yayınladığınız manifestolarda sayfalar dolusu vaadiniz vardı da bu yoktu.

Ne zamlar, ne gelecek vergiler, ne giderek fakirleşmemiz, ne yol, ne hastane, ne okul sorunumuz. Hatta ne de devletin içinde bulunduğu yönetsel ve ekonomik zafiyetler… Tek derdimiz cumhurbaşkanlığı seçimleri.

Yazık bu devlete, yazık bu halka…

YERİN KULAĞI VAR

HESAP YERİ SANDIKTIR:

Bir taraf Akıncı’nın açıklamaları üzerinden ona vurmaya çalışırken, diğer taraf tam tersi “yanlış yorumlanıyor” diyerek destek veriyor. ‘Keşke söylenmeseydi’ diyen kadar, ‘sözlerinin nesi yanlış’ diyen de var. Doğru veya yanlış, herkesin fikri kendine ancak, bir kaşık suda fırtına koparmanın anlamı ne? Küfür ve tehdit edilen kişi bu halkın oylarıyla seçilmiş birisi. Söylemleri hoşunuza gitmemiş olabilir, bu halk sandıkta bunun cevabını verir, olur biter…

 

GÜNDEM MARAŞ:

Geçen yıl Kapalı Maraş’ın açılmasıyla ilgili atılan adım belli ki beklenen etkiyi sağlamamış, seçim öncesi yine gündeme getiriliyor. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın davet edilip edilmediğini bilmiyoruz ama, açıklanan listede adı yok. Zaten davet edilse şaşardım… Kıbrıs Türk Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı ise, katılmayı uygun bulmadığını açıklamış ama yine de konuşmacılar arasına adını koymuşlar.

 

HAYAL GÖRÜRLER:

İki uyanık DİKO milletvekili, Türkiye’de üretilen bütün ürünlere yüzde 50 gümrük uygulanması için yasa teklifi hazırlamış. Adamlar Türkiye’nin AB ile gümrük birliği olduğunu bal gibi biliyorlar. Yapmaya çalıştıkları, Türkiye’nin gümrük birliğini Güney Kıbrıs’la imzalamamış olduğunu öne sürüp, suyu bulandırmak, Türkiye’yi resmi olarak Güney Kıbrıs’ı tanımaya zorlamak. Hayale bak!…

 

NASIL OLACAK:

Özellikle sağ kesimin sürekli dile getirdiği “federasyon bitti, başka şeyler görüşelim” derken, başka şeyler dediklerinin “iki ayrı bağımsız devlet” olduğunu anlıyoruz. İyi de bu nasıl olacak? Rum tarafı böyle bir talebin olduğu masaya nasıl oturup da ‘evet’ diyecek,  uluslararası hukuka nasıl dahil olacağız, BM kararları ortadayken bizi kim tanıyacak acaba? Daha da açıkçası bugünden ne farkımız olacak onu anlatsınlar da biz de bilelim…

 

NEREYE KADAR?:

Cumhuriyet Meclisi, Hukuk, Siyasi İşler ve Dış İlişkiler Komitesi, üç yeni üniversitenin ön iznini, açma iznine çevirdi. 20’den fazla üniversitenin faaliyette olduğu bu ülke daha kaç üniversite kaldırabilir? 300 kusur bin nüfusla bir o kadar da öğrenciyi kaldıracak alt yapı mı var. Tamam eğitim adası olalım ama, kalite yerlerde sürünüyor. Çoğu üniversite “eğitim yuvası” değil “ticari işletme” haline geldi, onların bile denetimi yok.

 

ADI ÜSTÜNDE, “SERBEST LİMAN”:

Serbest Liman’da yapılacak tadilat için 3 şirket arasında ihale yapıldığını, en düşük fiyat verenin ihaleyi kazandığını ve işi, UBP Mağusa İlçe Başkanı’nın şirketinin kazandığını doğrulayan Ekonomi ve Enerji Bakanı Taçoy, dil sürçmesi mi, yanlış bilgilendirme mi bilemem ama, 670 bin liralık ihale bedelini 67 bin olarak telaffuz etti. Hatta iddia o ki bu hak edişler rakam görünmesin diye pey der pey ödeniyormuş. Ve bir iddia da bölge temizliği adı altında partililere yüklü miktarda paralar ödendiği yönünde. Adı gibi burada her şey serbest herhalde…

KENDİSİ İNANIYOR MU:
HP milletvekili Gülşah Manavoğlu katıldığı bir tv programında, “Özersay parti kurmayacağım gibi bir ifade kullanmadı…UBP ile ortaklık kurulmayacağına dair kullanılan ifadeler o döneme aitti. Sonrasında UBP’nin pozisyonu tamamen değişti ve ortaklık kuruldu. Biz hiçbir zaman topluma yanlış yapmadık…” demiş. Benim merak ettiğim acaba bu söylediklerine kendisi inanıyor mu?

ZİRVEDEKİLER

Ahmet Okan: “Dışarıdayken içerdekilerin sesi pek fazla işitilmiyor ama içerdeyken dışarıdakilerin sesi pek gürültülü geliyor. Şu geçen birkaç güne bakacak olursak dışarıdan içeriye doğru sürüklenen gürültüler toprak kayması gibi… Sürekli bir sınav sürecinden geçiyor insanlar! Önlerine sürekli olarak imtihan kağıtları sürülüyor. Hoca kılıklılar kendi cevaplarının dışına çıkanları lanetliyor. Ve bu lanetlenme süreci yıllardır sürüp gidiyor…”.

DİPTEKİLER

Kalp Nakli Yapılır, Kliması Çalışmaz: Mağusa hastanesinin klimaları çalışmazmış, senenin bu en soğuk günlerinde… Yoğun bakımdaki hastalar donarmış, ne önemi var. Tek hedef cumhurbaşkanlığını almak! O hastaneler ki damları akar, klimaları çalışmaz ama içinde kalp nakli yapan mucize doktorları var. Ne yalan söyleyeyim, kendimizden çok, o harabelerde görev yapan doktorlara üzülüyorum. Hak etmiyorlar bunu…

 




Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı