Bu çalıştay sonuçları da öncekiler gibi rafa mı kalkacak…

5 Temmuz 2018 Perşembe | 12:11
Köş, Moreket

 

16 üniversite, 101 bin öğrenci…. Ve en dehşet verici rakam, YÖDAK Başkanı’na göre 14, Eğitim Bakanı’na göre 16 tane yeni üniversite de yolda…

YÖDAK’ın geçen yıldan planladığı KKTC Yükseköğrenim Stratejik Planlama Çalıştayı başladı.

YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Akile Büke, vurucu cümleyi tekrar etmiş; yükseköğrenimdeki mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını belirterek, “Büyük emeklerle önemli aşamaya gelen KKTC yükseköğrenimin tehdit altında olduğunu düşünüyoruz” demiş…

Artık bunun üstüne söz yok… Sayı artıyor, ama kalite düşüyor…

Aslında Prof. Büke bunu sürekli söylüyor. Geçtiğimiz yıl faaliyet raporlarında, büyümenin getireceği sorunlara ve planlama konusunda yasal düzenlemeler yapılması gerektiğine dikkat çekilmişti. Yine aynı şeyleri söylüyor.

Ancak sorunlar da, kontrolsuz büyüme de durdurulamıyor.

Çünkü artık bu iş ticaridir, rant işidir. “Üniversitecilikten” zengin olanlar vardır. Ve zengin olmayı kafasına koyan ensesi kalınlar da, bu işe yönelmektedirler, bu kadar basit.

Defalarca söylendiği gibi, bu da bindiğimiz dalı kesmekten başka bir şey değil.

Şimdi bu Çalıştay düzenleniyor. Eğitim Bakanlığı özel bir önem vermiş.

İyi güzel… Şöyle bir okuyan, “iyi be, nihayet bir çalışma yapılıyor” diyebilir.

Oysa öyle değil. O çalışma çoktan yapılmış da, yüzüne bakan olmamış.

Konuyu araştırırken gözüme çarptı, aynı başlıklı müthiş bir rapor var.

Taaa 2012’den…

TC Yardım Heyeti hazırlamış.

Adı da, “KKTC Yükseköğrenim Stratejisi ve Eylem Planı Önerisi”…

O zaman da yazmışız; ‘en azından şu raporun öngördüklerini yapmalıyız’ diye.

Yok yapılmamış. Aradan tam 6 sene geçmiş, yükseköğretim ipini kopartmış, sayı 16’ya çıkmış, bir o kadarı da bekliyor…

Peki en can alıcı nokta şu; Çalıştay sonuçları uygulamaya konacak mı? Yasa değişiklikleri yapılacak mı?

Üniversite sektörü planlamaya alınacak mı? Dahası görmezden gelinenler denetlenecek mi? Malum, bu sene denetimi de YÖK’e bırakmış durumdayız…

YÖDAK Başkanı imkanlarının, personelinin sınırılı olduğundan sürekli şikayet ediyor. Mesela bundan başlanacak mı..?

Bu defa tamam mı? Değilse, zaman ve emek kaybından başka bir şey değil.

Dikkat ettim, 101 bin öğrencinin 70 bini TC ve KKTC’den. Geriye kalanı 3. ülkelerden. Tam 30 bin…

Siz bu şekilde kontrolsuz, denetimsiz ilerlemeye devam ederseniz, uluslararası akreditasyonlar geri çekilmeye başlarsa, bu öğrenci sayısı düşmeyecek mi..?

Geriye bir kez daha kendi ellerimizle yok ettiğimiz bir değer kalmayacak mı..?

Bunca ambargoya rağmen, tek bir konuda dünyaya açılmışken, bunu pamuklar içinde korumak mı lazımdır, yoksa sulandırıp yok etmek mi? Biz, ikincisini yapmakta pek becerikliyizdir. Nitekim Cumhurbaşkanı Akıncı, Çalıştay açılış konuşmasında bir vurgu yaptı ve “YÖDAK’ın siyasileşmesine hayır” dedi. Maalesef bugünkü noktaya gelmemizin tek sebebi yine siyasettir…

Bugünleri gördükten sonra, Lefkoşa’da ilk üniversiteyi açmaya çalışan Rahmetli Servet Sami Dedeçay’a büyük haksızlık yaptığımızı düşünüyorum.

 

 

YERİN KULAĞI VAR

BOŞ İŞ:

UBP Genel Başkanı Özgürgün çok düşünmüş, bir çıkış yapayım demiş ve Rumları Erdoğan’ı çiçeklerle karşılamaya davet etmiş. Bu, bir siyasetçinin, üstelik de siyaset okumuş birinin düştüğü en büyük gaflet olarak tarihe geçecek. En basit tabirle boş konuşma, hiç bir hükmü yok. Allahtan bu konuşmayı Başbakanken yapmadı. KKTC olarak, ölü gözünden yaş bekleyenler durumuna düşecektik de hepimizle dalga geçeceklerdi…

 

UBP’DE KAFALAR KARIŞIK: (FOTO BİR BURAYA GİRECEK)

UBP miletvekili Hasan Taçoy katıldığı br tv programında; üyelerin partide bir değişim istediğini ancak, “hangisine oy verelim” ikilemi yaşadıklarını söyleyerek bize, “siz anlaşın, çoklu bir kurultay olmasın” mesajını veriyorlar değerlendirmesinde bulundu. Yerel seçimlerle ilgili olarak da, her yerde aday çıkarmadıkları için partisinin başarılı olduğunu söyleyemeyeceğini belirtti… Bu bana, şu anda el altından sürdürülen ittifak pazarlıklarını hatırlattı.

 

BİZ DE İSTİYORUZ: (FOTO İKİ BURAYA GİRECEK)

Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği Başkanı Hisarcıklıoğlu, yatrırım için KKTC’de uygun iklimin yaratılması gerektiğine işaret ederek, Kıbrıslı Türklerin zenginleşmesini istediklerini söyledi. İyi de yıllardır sizler için “yatırım iklimi” zaten ziyadesiyle var. Bakın sahiller Türkiyeli iş insanlarının otelleriyle dolu, sağolsunlar çalışanlarını da Türkiye’den getiriyorlar, kimse de karışmıyor. Kazandıklarını da burada değil, dışarıda değerlendiriyorlar. Bundan iyi “iklim” mi olur. Ama buna rağmen Kıbrıslı Türkler bırakın zenginleşmeyi, dünü bile arar oldular…

 

SEPETLE SU TAŞIMAYA DEVAM:

Haydi gözümüz aydın, yeni bir temsilcimiz daha oldu. BM Genel Sekreteri, Kıbrıs’taki taraflarla görüşmelerde bulunması için Jane Holl Lute’u görevlendirdi… Acaba bu 50 yılda kaçıncı görevlidir? Lute, geçmişte BM Genel Sekreter’inin “Barış kuruculuk” konusunda yardımcılığını yapmış biri. Yani bildik formüllerle gelecek. Oysa adada konuyu bilen bir Temsilci zaten var. Şimdi bir de Lute’un yaratacağı yeni taktikleri göreceğiz. Artık mucizeler beklemiyoruz, alıştık..

 

NİYET OLMAYINCA:

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Koças, “Yeni bir konferanstan önce garantiler ve güvenlik konusunda anlaşma sağlanmalıdır” demiş. Yani masaya otururuz oturmasına da, önce olmazsa olmazımız olan bu garantörlük ve ve asker konusu halledelim demek istiyor. Sizin anlayacağınız adamların adada çözüm gibi ne bir niyetleri ne de bir dertleri var…

 

KİMSE KIZMASIN:

Uçak biletlerindeki anormal fiyatlar insanları farklı alternatiflere yönelendiriyor. İlk alternatif de Larnaka havaalanı… Neredeyse bizdekilerin yarı fiyatına, hem de beklemesiz, aktarmasız dünyanın her yerine uçabiliyorsunuz. Artık kimse ‘niye Larnaka’dan gittiniz’ diye de eleştirmiyor. Peki ya oradan uçma imkanı olmayanlar, işte bütün mesele de bunda. Onlar kuzu kuzu acentaların istediği fiyatı vermek zorundalar. Uçak firmaları rahat. Çünkü onlar da biliyor ki, nüfusun çoğunluğu Larnaka’dan uçamayanlar…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Başbakan Tufan Erhürman: “Üniversite sayılarının artmasının yasaklanmasına sıcak bakmıyoruz. Yasaklamak yerine kalite standardını yükseltmek, kriterler koyarak ve bu kriterlere ulaşmayanların kapatılma riskini hissetmesini sağlamak gerekiyor”…

 

DİPTEKİLER

Yorumsuz: “Yeniboğaziçi eski Belediye Başkanı Katip Demir ve bir belediye çalışanı yolsuzluk iddiasıyla tutuklandı. Katip Demir belediye çalışanı 3 kişinin kahve, çay borçlarını seçim günü sildirmekle suçlanıyor…Mağusa’da yargıç karşısına çıkarılan Demir ve belediye çalışanı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar”…