Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
EğitimKöşe YazarlarıManşet

Bone ile bandana arasına sıkıştırılan laiklik

barış Uzunahmet

Hükümet ne yaptı etti, yine gündemi değiştirmeyi becerdi. Eğitimde son günlerde tecavüze yeltenme, akran zorbalığı, öğretmen eksiklikleri ile gündeme gelirken, hükümetin bir hamlesi ile okullarda başörtüsü meselesini kucağımızda bulduk.

Hükümet bu işi sessiz ve derinden halletti ki yine her zamanki gibi “oldu bitti”ye getirdi meseleyi… Asırlardır laik bir yaşam süren Kıbrıs Türk halkının sinir uçları ile oynayan hükümet kızların başını örtmesini bone ve bandana ile serbest bıraktı. Okullarda türbanın ilk adımlarını attı.

Birkaç sene sonra da okullarda “türban serbest olsun” tartışmalarını hep birlikte yaşayacağız. Şimdilerde bone ve bandana arasına sıkıştırılan laiklik, bundan sonra hepten ortadan kaldırılması için uğraş verilecek.

Çok ilginçtir ki bu kararı alanlardan hala resmi bir açıklama yok. Yani böylesi önemli bir karar alınırken Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda resmi bir açıklama yapmaz mı? Aslında bana sorarsanız hükümet kendi aldığı kararın arkasında duracak kadar cesur değil… Ya da halktan gelecek tepkiye göre pozisyon alacak.

Yani siz toplumda neredeyse herkesi ilgilendirecek bir konuda karar alacaksın ama bunun öncesinde konunun uzmanları ve paydaşları konuyu tartışmayacaksın. Neden bunu yapmadılar?

Çünkü halktan ciddi bir tepki alacaklarını biliyorlardı. Sendikalar, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar elbette ki böylesi bir değişikliğe onay vermesi çok mümkün görünmüyor. Gerçi yakında birkaç dini kuruluş ve Türkiyeli vatandaşların kültür derneklerinden kararı destekleyen açıklamalar duyacaksınız.

Çok ilginçtir ki bu kararı alanlar yakında çıkıp özgürlüklerden ve insan haklarından da bahsedeceklerdir. Bu okullarda baş örtme meselesini bir insan hakkı, bir özgürlük meselesiymiş gibi lanse etmekten de çekinmeyeceklerdir.

Bu konuda AİHM’de geçmişte açılan davalarda türban meselesinin bir özgürlük konusu olarak ele alınamayacağı vurgulanmıştı.

Zaten bu konu bir toplum mühendisliği çalışması, türbana kapı aralama ve siyasal islam için bir propaganda meselesi olmasa, gerçekten bir insan hakkı meselesi olsa ilk önce gerçekten özgürlüğü savunanlar buna onay verecektir.

Ortada bir samimiyetsizlik var. Bu samimiyetsizlik devam ettiği sürece de bu tür laikliği tehdit eden girişimlere de tepki gösterilmesi çok normaldir.

Kıbrıs Türk halkı yıllardır laik bir yaşam sürmektedir. Kendine ait dini bakış açısı vardır. Bazıları bunu beğenmiyor diye Kıbrıslı Türklere türbanın ayak izleri olan bu tür kararlar dikte etmek doğru bir yaklaşım değildir.

Ancak şunu da söylemekte yarar vardır. Kıbrıs Türk halkından bu konuda ciddi bir reaksiyon gelmezse, “sin da gülle geçsin” ruh halinde olan hükümetin bu konuda geri adım atması da beklemek saflık olur.

Bu tür kararları alırken sadece konuya dini açıdan bakmak doğru değildir. Bu tür kararlar çocuk istismarına da yol açabilir. Birçok çocuk aile ve çevresel baskılardan dolayı boneli bandanalı bir şekilde okullara gelebilir.

Sonra da bu baskının ve dayatmanın adı özgürlük mü olacak?

Hadi canım sizde!