Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

BÖLÜNMÜŞLÜK-BİRLEŞMİŞLİK: (RUMUN KUZEY’E DÖNMESİ TEZGÂHI!)

Dillere pelesenktir: “Bölünmüş Kıbrıs!” Siyaseten serzenişlerini dinlersiniz, sanırsız 2. Dünya savaşından sonra Almanya’nın başına gelen gelmiş! Doğu’su ile Batı’sı duvarlarla ayrılmış, bir taraftan bir tarafa bırakın insanları,  kuşlar bile geçememekte!
Oysa Kıbrıs’ta öylesi bir “bölünmüşlük”  yoktur! Kaldı ki bu bölünmüşlük 1974 Barış Harekâtından hemen sonra Denktaş ile Kleridis arasında varılan mutabakatla ve BM’ler kararı ile tescillidir! Hatta, kimseler işitmesin  kulağınıza fısıldayım: Bilir misiniz 1974 Barış Harekâtı biterken iki bölge arasında  bir başka hareket başladıydı: Kaçakçılık! Kuzey’den Güney’e, Güney’den Kuzey’e!  Hemen her hafta Bozkurt gazetesindeki köşemden ayazlattığım yorumlardan birisi de artık sermayemiz haline gelen bu “kaçakçılık” haberlerine ilişkindi! Yani bu adayı karpuzu ortadan keser gibi kesip ayırmadılardı!
BÖLÜNMÜŞLÜK RUM’UN MARİFETİDİR! Çünkü rahat durmadı! Yunan cuntası ile birlikte ve “enosise” gidecek yolu açacak bir askeri harekâtla Makarios’a darbe girişiminde bulundu. Korumasız Kıbrıs Türk halkının Türkiye’nin garanti anlaşmasından doğan “müdahale”  hakkından gayrı tek fiskelik ne gücü vardı ne de olayı önleyecek siyasi iradesi. Türkiye’nin Barış harekâtı adayı “bölmeye yönelik değil, Türk halkını Kuzey coğrafyasında güven altına almaktı.”
“YENİDEN BİRLEŞİK KIBRIS” NEDİR? Önce bu “bölünmüşlük” lafı,  çiğnendikçe şekeri yitip gittiğinden  tadı tuzu kaçan sakıza döndü!    Yetiştiren eveleyip geveliyor! Öte yandan  başından beridir çözüm şablonu haline getirilen “bölünmüş Kıbrıs’ı yeniden birleşik Kıbrıs yapacağız” laflarında yaratılan bir de siyasi literatür geliştirildi! Ve gitgide bu “birleşmeyi” Rum’un şu veya bu şekilde Kuzey’e dönmesi olarak kavbul ettirdi! BM’ler de öyle anlıyor, AB de öyle anlıyor… Hatta Sn. Akıncı da öyle anlıyor ki “merak etmeyin diyor. Nihai çözümde Türk halkı olarak  Kuzey’de çoğunlukta olacağız!” 
Rum tarafı ne diyor? En az 160 bin kişi Kuzey’e dönecek,  istediğince malına mülküne sahip çıkacak!”  Artı, İnsan Haklarına uygunluğunca dört özgürlük de bedava olacak!”
Soralım. Bu mudur “birleşmekten” murat edilen? Ve dönelim UBP ile DİSİ arasındaki toplantıya: UBP ilk defa böylesi bir siyasi girişimde bulunuyor. Çok da iyi yapıyor çünkü Rum tarafının sadece CTP ile TDPnin ve bazı yandaş STÖ’nin sesleri yanı sıra ana muhalefet partisi durumundaki   UBP’nin “siyasi görüşlerini” de öğrenmesi gerekir. Bunu öğretecek olan Özgürgün’dür. Çünkü toplantından sonra ne dedi  Disi başkanı Neofytou? “Ortak amacımız bölünmüş Kıbrıs’ı yeniden birleştirmektir!”
Bu “birleştirmenin”  ne menem bir siyaset tezgâhı olduğunu yukarıda yazdık! UBP’nin soruna ilişkin görüşlerini de biliyoruz. Ve tabi yeniden soruyoruz: “Sn. Özgürgün Neofytou ile ayni görüşte misiniz?”             **********       MANZARA’İ UMUMİYE: (YÖNETME ERKİ ZAYIFLADIKÇA..)
Gitgide devleti yönetme kabiliyetini yitirmiş Hükümetin  sadece şu bir iki gün içindeki hallerine bakın:  
Kıb-Tek’ten yapılan açıklamada Devlet kurumlarının kullandığı enerji nedeniyle Maliye Bakanlığının borcu 95 milyon TL, Belediyelerin 246 milyon TL dir. Turizm ve Sanayie uygulanan  teşviklerden dolayı 23 milyon TL halen Kıb-Tek’e ödenmemiştir.
Belediyelerden de sorumlu Akansoy açıklama üstüne açıklama yapıyor. “Eğer tedbir alınmazsa Yenierenköy Belediyesi batacak!”
Altı aydır ödenmeyen ürün bedellerinin ödenmesini bekleyen Çiftçiler “sadaka değil hakkımızı istiyoruz”  derlerken Hükümeti şöyle eleştiriyorlar: “Fasulyenin yahnisi, gitti geldi aynisi! Değişmeyen tek şey Çiftçiyi uyutma poltikası!”
Öğretmenler sendikaları zaten her gün yollarda yahut Bakanlık kapıları önündedirler yazmaya hiç gerek yok!
Ha sahi! Bir de anket yapılmış, Kıbrıs Türk halkı çok mutsuzmuş çok!
Ve bir küçük haber: E-Devlet çalışmaları nedeniyle BRT’nin yayınları kesildi!
Hükümet Çiftçileri ödemek için Ankara’dan yine para istedi. Üstelik “ödünç!” Bu günleri hele atlatsın hemen borcunu ödeyecekmiş!
VE BU DURUMDA SUYU BİZ YÖNETECEKMİŞİZ! Veya borcu olmayan tek belediyenin kalmadığı gerçeklerde 5 eksiği ile BESKİ!
Nitekim ne diyor Girne Belediye Başkanı. “Ben diyor su yatırımlarımı “birine” devretmek için yapmadım!” Sanırsınız o yatırımlar  cebinden  masraflı! Fakat Türkiye’den gelen suyun maliyeti 1  buçuk milyar TL! Ya Girne Belediyesinin maliyeti?
AKIL TUTULMASI:  Dünyada  ilk kez kendi özgürlük ve egemenliğine kavuşan Kıbrıs Türk halkı Kuzey coğrafyası ile birlikte eğer bu büyük ve tarihi olayı kutsamış, sahibi mutlakı olarak siyasi yönden de “inancı ile imanına katmış” olsaydı  “ey Türkiye” denirdi. “Senin su akıttığın bu topraklar bizim özgür ve egemen devletimizdir. Dolayısıyle bu su da bizim topraklara akarken, yönetimi de bizim olacaktır…”
OYSA: Müzakere masasında KKTC’nin yani devletimizin    nasıl ilga edileceğinin pazarlığı yapılıyor! Kaldı ki  Rum’un Kuzey’e dönmesi yeniden malına mülküne sahip  çıkması helal ve hak oluyor,  fakat  Türkiye’nin bir buçuk milyara mal olmuş suyunda söz sahibi olması  haram?
İşte devletimizin son bir iki günde yansıyan vaziyeti umumiyesi! 
     *********
KISACA TAKILDIĞIM.(ACEMİ TAYYARECİ!) (Sessiz sinema dönemlerinin ucuna yetiştiydim. Hemen ardından siyah beyaz “sesli” olanlarını  çok iyi hatırlarım. Mesela  “Acemi Tayyareci” filmi. Nasılsa pilot olmayan  kahramanımız kendinı uçakta bulur ve heyecanlı macera başlardı. Tek pervaneli pırpır düştü düşecek, köprülerin altından geçer, evlerin damlarını sıyırır, tren tünellerinin bir ucundan girer öbür ucundan çıkar derken, nasılsa kazasız belasız yere inerken   kahramanımız  ölümden dönerdi. Gelelim esasa: 
Ne dedi geçen gün Başbakan Davutoğlu? “AB’deki yavaşlığımız Kıbrıs sorunundan kaynaklıyor!” Yani çözüm olsa TC şip şak AB’ye girecek, tek engel Kıbrıs!       Böylesi bir açıklama Rum’a manevra kabiliyeti kazandırmıyor mu? Ve   Kıbrıs’ı  Annan planında olduğu gibi yine AB’ye giriş pazarlığına zoka yapmıyor mu? Acemi tayyareci işte!