Yazının başlığındaki soru işareti bir kinayeye işaret etmiyor.
Doğrudan soru işaretidir.
Dün sabahtan itibaren başlayan o korkunç gelişmelerin içinde benim aklıma her nedense “bizim muhtar” düştü.
Muhtarı düşünüp durdum.
Uzun yıllardır tanışıklığımız var, ailece de görüşürüz, gönül rahatlığıyla oy verdik, bizden başka seveni de çokmuş ki nerdeyse belediye başkanı kadar oy alarak muhtar seçildi.
İşini de laiki ile yapıyor, herkese yardımcı oluyor, fakirin garibanın imdadına yetişiyor, yetmiyor kendi bölgesi dışındaki muhtarlarla işbirliği yaparak memlekete hayırlı birisi olmaya çalışıyor.
Anlayacağınız biz muhtarımızdan memnunuz.
Ve böyle giderse ve yeniden aday olursa da yine oy vermeye hazırız.
Fakat hayallah!
Aldı beni bir gaile.
Memlekete bomba düşmüşken, televizyonlar peş peşe canlı yayınlar patlatırken, gazeteler art arda flaş haberler duyururlarken bizim muhtar aklıma girdi ve çıkmaz oldu.
***
Efendim iddia şudur ki Cumhurbaşkanı Ersin Tatar gece yarısını aşkın saat 02:00 gibi aranmış.
“Faiz Sucuoğlu’nun Başbakan olması uygun değil” denmiş.
Arayan Faiz Sucuoğlu’nun hükümeti kurmayı becerebileceğini nereden biliyordu?
Biliyordu çünkü HP’ye gerekli “ayar” bizzat kendisi tarafından çekilmişti.
HP, ağlaya ağlaya bir koalisyona razı edilmişti.
Kurultayda 600 oy farkıyla birinci gelen Sucuoğlu “kabine aklımdadır”, “Maliye ve İçişleri Bakanlıkları mutlaka UBP’de olmalıdır” şeklinde “eşeğe binmeden ayaklarını sallama” durumlarına girdi.
Bir de siyaseten mevta olmuş ve hatta hakkında mahkeme için dosyalar hazırlanmış olanlara “meclis başkanlığı, eğitim bakanlığı, çalışma bakanlığı” verme sözleri falan.
Bir yandan HP’yi huylandırma, diğer yandan gollifa gibi dağıtma durumları.
Ankara’nın projesinin akamete uğrama tehlikesi belirince düğmeye basıldı, talimat verildi ve UBP’nin kurultayına müdahale edildi.
Sonuçta ne oldu biliyor musunuz?
UBP’liler üç-beş saatliğine gerginlik yaşasalar da talimat doğrultusunda birbirlerinin ellerini havaya kaldırdılar ve “yola devam” mesajı verdiler.
***
Dün olup-bitenlerin kısa bir özeti böyleydi de benim aklım bu gelişmelerle hiç alakası olmayan niye bizim muhtara takılmış oldu?
Aslında basit;
Cumhurbaşkanından başladılar, başbakan falan derken bir partinin kurultayına karıştılar, istedikleri gibi dizayn ettiler.
Sıra şimdi belediye başkanlarına ve elbette muhtarlara gelecek.
Buradan açıkça sormak istiyorum;
“Sayın Erdoğan, bizim mahallenin muhtarlık seçimine de karışacak mısınız?”
Hani şimdiden bilmek istiyorum.
Muhtarımıza da dört elle sahip çıkacağımızı duyurmak istiyorum.
Kala kala o kalacak bize.
Bu kadarını da lütfedersiniz herhalde…
NOT: 1990 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra rahmetli Mümtaz Soysal’a da benzeri bir soru sormuş ve “hangi muhtarı seçelim Mümtaz hocam” demiştim de bana küsmüştü. Ben şimdiden soruyorum, küsmece-darılmaca-gücenmece olmasın…
































