Köşe Yazarları

“Biz kör olduğunu anlamadık, Seyirci de anlamayacaktır”






Kızın o güzelim gözleri görmemektedir.

Kendi güzel, sesi güzel; şarkıcı olmaya eğilimli.

Bir gün kader birliği yaptığı arkadaşı ona “Bizim gazinoda sesi güzel şarkıcı aranıyor. Neden bu sen olmayasın?” der.

Şaşırır tabii ve “Kör kör mü?” diye sorar gayet mütevazı ve biraz da boynu bükük, dudakları titreyerek

Arkadaşı ısrarcı:

“Evet neden olmasın? Kör kör…”

Etrafına sanki görüyor gibi bakar.

Provalarda onu dinleyen patron şarkı süresince genç kızın kör olduğunu anlamaz.

Şarkı bitince sahnede bocalayıp yol bulmaya çalışınca, patron “Aaa bu kör!” der.

O an dünya başına yıkılır kızın.

Ama arkada orkestranın gitaristi -ki gitar çalmasını bilmiyor- patrona yanaşıp “Neden olmasın, biz kör olmadığını anlamadık, seyirci de anlamayacaktır” deyince,

Patron bu parlak fikre sarılır.

Körü assolist yapar…

Yeşilçam senaryolarının iç burkan hikayeleri hala izleyici topluyor.

TV ekranlarında en çok bu tür filmler yer alıyor.

Bunun birçok nedeni var ama nihayetinde milyonlarca insanın duyguları böyle şekillenmiş; dokunsan ağlayacakmış gibi.

Hikayeleri kendi yaşar gibi yaşıyor.

Böyle olunca,

Kör kızın başarısı gözyaşları arasında beklenmekte, sevdiği oğlanla bir an önce kavuşması istenmektedir…

Senaristler, yönetmenler ahalinin nabzını iyi tutmuş.

Kör kızın gözleri nihayetinde açılacak, aydınlığa kavuşacaktır…

Nazım Hikmetlerin, Atilla İlhanların şehri körlükten kurtulup aydınlığa kavuşacak mı?

İslami eğilimlerin siyasete bulaştığı, kendine sosyal demokrat denen hareketleri de etkisine alabildiği bir dönemde, gerçekten de aydınlık demek, ne demektir?

Belki bunlar şimdilerde tartışma alanına sürülecek argümanlar olmayabilir; “bekleyip görelim” denilebilir ve elbette büyük şehirlerin imamların elinden uçması çok önemli görülebilir ve öyledir de…

Olay Yeşilçam filminde gitaristin söylediği gibidir:

“Biz kör olduğunu anlamadık, seyirci de anlamayacaktır.”

İslami siyasetin elinde bulunan her bölge böyle yönetilmedi mi?

Seyircinin anlamayacağı varsayımından yola çıkılmadı mı?

Onlar da Yeşilçam senarist ve yönetmenleri gibi ahalinin nabzını iyi tutmadılar mı?

Dileyelim ki seyirci ne olup bittiğini gerçekten anlar ve görür…







Başa dön tuşu