Köşe Yazarları

BİZ BU HALTI NİYE YEDİK…








Sahi ne değişti? TDP gibi bir partiyi Meclis dışında bıraktık, oldu, bitti. CTP zaten yükselişteydi, UBP de düşüşte… Seçim bir süre sonraya kalsaydı belki bu trend çok daha fazla hız kazanacaktı. Şimdi artık, aynı tas aynı hamam, yola devam…




Seçim sonuçlarını herkes kendince değerlendiriyor. Bence çıkan sonuç, zaman kaybıdır. Aynı zamanda bir süre daha “istikrarsızlıktır”…



Önce Tatar’ın değerlendirmesine bakın. Seçim sürecinde kendinden başka neredeyse kimsenin gündeminde olmayan Kıbrıs konusunu, yaptığı tahlilin ortasına oturtmuş. Seçim sonuçları, onun izlediği siyasetin halk tarafından kabul gördüğü mesajı dünyaya iletilmiş… Oysa iyi İngilizce bilir, açsın yabancı kaynakları, baksın bakalım nasıl değerlendirmişler.  Umuru mu? Bu konuda bile dünyadan kopuk olmayı, kendi kabuğunda ezberini devam ettirerek konforunu sürdürmeyi seçiyor, gerçekleri fütursuzca tahrif ediyor.

Bir ülkenin cumhurbaşkanına yakışır mı şu laf; sandık neticeleri “tokat”mış, tokat. Bu nasıl bir kindir, nasıl bir nefrettir kendi halkından? Neyse, rahat olsun. Önünde birkaç sene daha var, bıraksın bu boş işleri, gününü geçirsin. Önüne gelene hakaret etmek, düşmanlık saçmak, o mevkide biri için ayıp oluyor, en azından kendine bu kötülüğü yapmasın.

Hükümeti kuracağı kesin olan Sucuoğlu da “Radikal kararlar alabilecek bir partiyle yürüyeceğiz” diyor. İşte DP… Her söylenene “he” diyecek bir parti. Onun hükümet ortağı olmaktan başka bir görüşü yok zaten. Hem aralarında bir fark da yok, uygundur. Ha, YDP’den o kadar şikayet ettikten sonra onu da alsınlar, kol kola devam edip gitsinler. Şu anda hükümet kurma çalışmalarını takip etmek gereksiz bir çabadır…

Asıl önemlisi, başımıza bundan sonra daha nelerin geleceğidir. Seçim de geçtiğine göre, korkusuz hareket edecekler. Çekinip de geri bıraktıkları zamlardan başlayın, acı reçeteler, vatandaşlıklar, kültürümüze, bize uymayan başka kurgular, bunlara ilaveten ala una ala tre toprakların satılması, sonuçta halkın boynuna kalacak Ercan olayı gibi tehlikeli birtakım yatırımlar… İyileşme, kalkınma, para bulma falan hikaye, unutun…

Gelelim analize; boykotçuların marifetiyle TDP’nin kaybettiği yüzde 5’e yakın oyu CTP kazandı. TDP’yi cezalandırdılar, UBP’ye en az 3 vekil hediye ettiler. Acaba boykotçu arkadaşlar sonuçtan
memnun mudurlar?

TDP yetersizlikten ya da kötü icraattan gitmedi. Radikal söylemlere karşı da bir tepki olamaz… Zaten temsil ettiği kitlenin beklentisi buydu, CTP ile kavgaları da buydu. Sanırım asıl neden, CTP dışındaki sol partilerle ve gruplarla iş birliğini sağlayamamış olmasıdır. Şimdi onun da yeniden yapılanmaya ihtiyacı var…

Diyorlar ki, “HP Genel Başkanı Kudret Özersay kaybettiği vekil sayısıyla yaptıklarının cezasını çeksin”. Özersay cezasını çekse ne çekmese ne; asıl cezayı biz çekeceğiz hep beraber. Hatta hükümete girmekten de çekinmemeli. Daha önce yaptı, yine yapabilir, bu da uygundur…

Şöyle de bir laf var; “Seçmen UBP’ye iktidar, CTP’ye güçlü denetim görevi verdi”… Sanki tek bir homojen kitle var ve her ikisi için de görev dağılımı yapmış gibi.  Bu kadar saçma bir şey olamaz.

Ancak dün de yazdım bu dönem asıl görev CTP’ye düşüyor.

Tek başına güçlü bir muhalefet yapmak durumunda… Asgari müşterekte benzer görüşleri savunan tüm örgütlerin partiler, örgütler, sendikalar hatta boykotçuların da Meclis’teki sözcüsü olacak.

Onun için hepsiyle organik ilişkiler geliştirmek ve muhalefetin gücünü yadsınamaz şekilde ortaya koymak zorunda.

Zira bizi dünden daha zorlu günler bekliyor…

Kitlelerin gücünü birleştirmesini sağlamak, hep birlikte ortak bir dil geliştirmek şart. Alınması muhtemel tehlikeli kararların önünü kesmek, kitlesel dayanışma ile mümkün. Gördüğüm kadarıyla, CTP dışındaki solun talebi de bu yönde.

Seçim kritikti ama bundan sonrası çok daha kritik ve zor…

 

YERİN KULAĞI VAR

 

DÜĞÜMÜ HP ÇÖZECEK:

Üçlü bir sağ hükümete daha kesin gözüyle bakılıyor. UBP+DP 27 sayısına ulaşsa bile Sucuoğlu “ille de 2’li bir koalisyon olması gerekmez” diyor. Bu durumda üçüncü ortak olarak ilk akla gelen 3 vekilli HP olacak. Ancak HP kendini yeni bir maceraya atar mı bilemeyiz ama, UBP’nin üçüncü ortak olarak YDP’ye pek sıcak bakmadığını biliyoruz. Onun için HP’yi zorlayacak… Tatar görevi yemin töreninden sonra verecekmiş, zamanları var.

 

İŞBİRLİĞİ HAYAL BİLE DEĞİL:

Seçim öncesi UBP’nin “istikrar” sloganını kullanarak açıklama yapan Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz, bu kez de bütün partilerin işbirliği yapması çağrısında bulunuyor. Oysa tam aksine, HP’yi nereye konumlandıracağımı bilemedim ama hükümeti kurması muhtemel partilerin dünya görüşleri, yönetim anlayışları CTP ile taban tabana zıt. Onlara oy verenlerin de… Bu süreç hükümetin yapmaya kalkacağı işlere tam bir direniş olacak. Ülkeyi getirdikleri yer de götürecekleri yer de belli olanlara  koltuk değneği olmak söz konusu bile değil.

 

SÖZLERİNİ TUTMALARINI BEKLİYORUZ:

Partiler seçim zamanı bol keseden vaatlerde bulundular. Sosyal konut yapacağını vadedenden, silikon vadisi kuracağını söyleyene kadar… Çoğu da seçildi bu adayların. Şimdi toplum olarak verdikleri bu sözleri bir bir yerine getirmelerini bekliyoruz. Bizler görevimizi yaptık, şimdi sıra onlarda.

 

HARMANCI DA ŞİKAYETÇİ:

Partisinin yönetimini eleştirenlerden biri de Mehmet Harmancı. İki dönem Lefkoşa Belediye Başkanlığını kazanan Harmancı, “TDP’nin yeni fikirlerle ve genişleteceği kadroları ile ayrıştırıcı değil birleştirici bir yol haritası ile uzun soluklu bir yolculuğa çıması gerek” diyor ve önümüzdeki günlerde daha somut açıklamalar yapacağını söylüyor. Vurgusu, “birleştiricilik”…Önünde hem yerel seçimler var hem de toparlanması gereken partisi. Bakalım neyi seçecek…

 

PARTİ İÇİ DENGELER:

UBP’nin yeni vekillerinden Ahmet Savaşan yeni kurulacak kabineyle ilgili olarak, “Başbakan, parti içi dengeleri gözeterek kabineyi kuracak” diye açıkladı. “Parti içi denge” derken neyi kast etti bilemeyiz ama, belli ki UBP’de bakanlık kavgaları daha yemin etmeden başlamış. Sucuoğlu’nun işi de kolay değil 5-6 bakanlık için 23 aday var…

 

ARIKLI HAZIR KITA:

Tek başına ikitdar parolası ile start veren, daha sonra en az 10 Milletvekilliğine kadar düşen ama sandıklardan sadece 2 vekil çıkarabilen YDP başkanı Arıklı, “kurulacak hükümetin 27 milletvekili ile radikal kararlar alamayacağını, 3 partili koalisyonun göründüğünü” söyleyerek Sucuoğlu’na ““ben varım” mesajı gönderdi. Kusura bakmasın ama elini son taşın altına koyduğunda ülkede akaryakıt, tüp gaz ve elektrik sıkıntısı yaşanmıştı…

 

MARAŞ’A KARŞILIK ERCAN VE MAĞUSA LİMANI:

Rum yönetimi Güven Yaratıcı Önlemler çerçevesinde Türk tarafına Maraş’a karşılık Ercan ve Mağusa limanının uluslararası kullanıma açılmasını önerecek. Türk tarafı ihtimal yine reddedecek ama, her fırsatta izolasyonlardan şikayet ederken, bu öneri karşısında iyice düşünülmesi gerektiği inancındayım. Ne kazanıp, ne kaybedeceğimizin hesabı iyi yapılmalı…

 







Başa dön tuşu