Köşe Yazarları

Bitirin bu gerginliği


“Sağduyu galip gelsin, sükunet, aklıselim” falan çağrıları sürerken, gerilimin bile isteye körüklendiği görüşüm pekişiyor.

Önceki gün Meclis’te tüm partilerce onaylanmadan, ortak bildiri gibi okunan bildiriye baktım.

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisi’nde temsil edilen dört parti, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasal zemin üzerinde yürüttüğü terörle haklı mücadelesi çerçevesinde Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği Barış Pınarı Harekatı’na tam destek verir, operasyonu sahada yürüten kahraman Türk Ordusu’na başarılar diler, en erken zamanda harekatın hedefine ulaşmasını ve bölgenin terör örgütlerinden arındırılarak istikrara kavuşmasını temenni eder”…

Metin bu kadar. Çok da resmi bir dili olmadığı açık. Belki birkaç düzeltme ile tüm partilerin altına imza atabileceği bir metin.

Ama bu denenmiyor. Denenmediğini bizzat CTP Genel Başkanı ve TDP yetkilileri söylüyor.

Bu ne demektir?

“Bu Meclis’in içinde size destek vermeyenler var” mesajı göndermek midir?

Bunu bize düşündüren şey şudur…

Sadece dört parti tarafından imzalanan bir metni dayatmayla çıkıp okumak “Ortak bildiri hazırlansın” fikrine terstir.

Eğer maksat gerçekten de, samimi bir şekilde birlik beraberlik görüntüsü vermekseydi, o mutabakat için sonuna kadar uğraşılması gerekirdi.

UBP dışında diğerleri HP olsun, DP olsun, YDP bile bu tutumu kınadığına göre, onların maksadı belli.

Ama diğer yandan UBP’nin tutumu da belli.

Kendi Meclisine kara leke çalınmasına vesile olmak değil midir bu? Serdar Denktaş’ın “rezil olduk” sözü hafif kalır. Sonuçta, ‘Bir destek kararını çıkaramadılar, çıkartmak istemediler’ algısına neden oldu. Bu da var olan ortama tuz biber ekti.

Bu fotoğraf, sokaktaki dolduruşa getirilmiş insanları daha da kışkırtmaz mı?

İşte görüyorsunuz. Olay nerelere geldi…

Kendini bilmez bir Ahmet Çakar, sonra Mersin’den bir Tarım Müdürü ağzına geleni söylüyor.

Hazmediyor musunuz bunları?

Yoksa, “oh olsun Akıncı’ya iyidir” mi diyorsunuz? Ya da ‘birileri mağdura oynuyor’ deyip geçiyor musunuz…

Kimsenin mağduriyet duyduğu yoktur. Olaya siyasi çıkar gözlüğüyle bakmayan herkes üzgündür sadece. Bu hakaretler hepimize yapılıyor.

Böyle bir ortam, kimseyi sevindirmemelidir. Aksine endişelendirmeli, düşündürmelidir.

Aynı şekilde buradan da oraya orantısız tepkiler gidiyor. Hiç birini tekrarlamak istemem. Çünkü ben bu durumu körükleyen bir gazeteci olmam, olamam. Tek bildiğim, bu gidişatın zarar verdiği ve sonlanması gerektiğidir.

Geçen gün de söyledim, gerginlik bumerang gibidir. Öyle bir vurur ki, “yahu ben bunların arasında yoktum” demeniz de kurtarmaz sizi.

Türkiye ve KKTC halkları arasında, dahası KKTC vatandaşları arasında ayrışma olması, onun körüklenmesi UBP’ye yakışır mı? Yoksa şu geçen gün kutladığınız, UBP’nin kuruluş ilkeleri bunun tam tersi miydi?

Ne bir kınama, ne bir itidal çağrısı. Sadece satır arası ifadelerle olayın daha da üstüne gitme gayreti.

Geçin o çoktan yayınlanması gereken bildiriyi. Kabul edin ki, Cumhurbaşkanı Akıncı’nın mesajı olay olmasa, ortak bildiri aklınıza bile gelmeyecekti. Şimdi oturun başka bir ortak bildiri hazırlayın. Gerginliğin ortadan kaldırılması gereğine vurgu yapın, belki bu öfkeli kitleleri sakinleştirirsiniz.

Zararın neresinden dönülse kardır.

Eğer böyle giderse, tarih bu kırılmayı çok kötü yazacak…

YERİN KULAĞI VAR

SES VERECEKLER Mİ?:

Akıncı’nın yaptığı açıklama sonrası onu eleştirmek için sıraya girenler veya yaşananlar karşısında sessiz kalanlar, esamesi bile okunmayan Ahmet Çakar’ın sözlerine pek içerlemiş olmalılar ki, arslan kesildiler. Bu ülkenin seçilmiş cumhurbaşkanına ağıza alınmayacak hakaretler karşısında sesiniz çıkmayacak ama, Çakar olunca hep birlikte döşeneceğiz. Neyse esas merak ettiğim bizim hükümetin ne yapacağıdır. Özellikle UBP Parti meclisi yine olağanüstü toplanıp Çakar’a ve diğerlerine hak ettiği cevabı verecek mi? Çünkü bu kez hakaretler sadece Akıncı’ya değil, adam hepimize verdi veriştirdi. Görelim bakalım…

UMUTLARI AKINCI’DA:

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday bulmakta, daha doğrusu “kazanma şansı olan aday” bulmakta zorlanan, dağınık sağ cenah, Akıncı’nın açıklamaları ile aradıkları fırsatı bulduklarını sanıyorlar. Onların hesabına göre bu açıklamalar, sağda birliği sağlamış. UBP, HP, YDP, hatta DP’nin ortak bir aday üzerinde anlaşmaları halinde seçimleri kesinlikle kazanacaklarına inanıyorlar. İyi de ortada bir isim yok. Hele bir adayınızı belirleyin de ondan sonra ne olacağını hep birlikte görelim…

DAVA AÇILMALIDIR:

Cumhurbaşkanı ne demiş olursa olsun, gelen hakaretler o makama ve dolayısıyla hepimize. Cumhurbaşkanlığı hukukçuları vasıtasıyla olayı yargıya havale etmelidir. Hakaret sahipleri stop liste alınmalıdır. Sessiz geçiştirilecek boyutu geçmiştir. Kendimize saygımız varsa, bunu yapmalıyız. Hem böylelikle, her iki taraftan da gönderilen bölücü, çirkin yorumların, hakaretlerin ve en önemlisi provokasyonların önüne geçilebilir. Hukuk devletinin de gereği budur.  Nitekim hukuk camiası da, vatandaş da bunu bekliyor…

 BU İŞİN ASLI NEDİR?:

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin KKTC’de internet yayıncılığının denetimiyle ilgili bir kanun teklifi hazırladıklarını ve bunun şu anda TBMM’de beklediğini söyledi. Basın özgürlüğü, anayasa ile güvenceye alınmıştır ve demokrasinin vazgeçilmezidir. Internet medyacılığındaki başıboşluktan biz de şikayetçiyiz. Ama bunun kararı da denetimi de buradan çıkmalıdır. Arkadaşlar araştırmışlar, ‘denetimin YYK eliyle yapılması öngörülüyor’ falan denmiş. Öyle bile olsa, yine de başka bir ülke parlamentosundan denetim kararı çıkması kabul edilemez. Bu dizaynı KKTC tarafından kabul eden kimdir, YYK bunu kendi kafasına göre yapmadı herhalde. Acilen açıklığa kavuşturulması gereken bir durum…

 TURANLI ÖDEDİ Mİ?:

Ercan İşletmecisi Emrullah Turanlı’nın gelirden devletin alacağı son üç aylık 40 milyon lirayı dün ödemesi gerekirdi. Bu har gürün arasında kaynayıp gitti mi diye merak ettim doğrusu. Hatırlayacaksınız, Turanlı’nın daha önceki borçları için önce Maliye tarafından haciz başlatılmış, ardından ise haciz kaldırılarak, borcun ödenmesi 6 ay taksitlendirildi. İnşallah Maliye devletin alacaklı olduğu bu 40 milyon için de aynı uygulamayı yapmaz…

 NE OLDU MARAŞ?:

Hükümetin, “Kapalı Maraş’ı Türk yönetiminde açacağız” dediği tarihi ben unuttum. Yanlışım yoksa üç ay önce yapılmıştı bu açıklama. Envanter çalışması yapılıp açılacaktı. Ne oldu o çalışma, ne zaman bitecek, çıksın Özersay açıklasın. Üç ayda yaptıkları tek şey, Maraş’ın önündeki “kapalı” ibaresini kaldırmak oldu. Yoksa kamuoyunun öyle herşeyi bilmesine gerek yok mu?

 ZİRVEDEKİLER

Ali Baturay ( Kıbrıs Gazetesi): “Ha, bu karmaşadan medet uman, politik çıkar bekleyen, ellerini ovuşturan, sevinen bazı Kıbrıslı Türk siyasiler, sizde hiç mi onur yok? Siz Kıbrıs Türk halkına yapılan koro şeklindeki bu hakaretlerin sizi dolaştığını ve dokunmadığını mı sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz, bu ülkeyi temsil eden ve en tepede oturan kişiye yapılan hakaretler aslında hepinizedir, (ki ondan bağımsız genel hakaretler de var) bunu hissetmeniz için aynı politik görüşe sahip olmanız gerekmez. Hırslarınızdan ve bencilliğinizden kurtulabilseniz, bu gerçeği görebileceksiniz…”

 

DİPTEKİLER

KKTC’de Gıda Günü: En canımı sıkan teranelerden biri de KKTC’de Dünya Gıda Günü kutlamalarıdır. Bakanlık’ta bir bürokrat arkadaş, oturur güzel bir açıklama yapar, görevini yerine getirir. Ya gerçekler? Sağlık örgütleri şikayetlerini dile getirme vesilesi olarak görürler. Bu anlamlıdır, ancak pek bir işe yaramaz. Sofrasına gelen tarım ürünlerinin yerli olsun, ithal olsun neredeyse yarısı zehirli çıkan, zaman zaman suları mikroplu çıkan, hijyen konusunda sorunlu, kullanma tarihi geçmiş gıdalarla aldatılan ve yeterli denetim talepleri yerine getirilemeyen insanlara Gıda Günü’nden bahsetmek kadar trajikomik bir şey olabilir mi?

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı