Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bir karşılaştırma yaparsak…

Avrupa Birliği içinde, Avrupa Komisyonu’na bağlı olarak faaliyet gösteren araştırma kurumu Standard Eurobarometer’in 2018 Kasım ayında, AB ülkeleri, aday ülkeler ve Kuzey Kıbrıs’ta yaptığı anket sonuçları açıklandı.

Biz, biraz da TAK’tan aldığımız için işin KKTC boyutuna takıldık.

Oysa bu sonuçları Güney Kıbrıs’la karşılaştırmamız gerekirdi.

Yıllar önce, “ekonomik açıdan güçlü olacağız, kalkınacağız, Rumlarla rekabet edeceğiz” diye bir slogan vardı.

Gerçi hiç de bu slogana yönelik uygulamalar yapmadık ama, yine de en azından bir mukayese yapardık.

Şimdi bakıyorum da, dünyanın bizi haksız yere sıkıştırdığı yeri öylesine içselleştirdik ki, kendi kendimizi izole etmeye de alıştık. Artık etrafımızda ne var, ne yok onunla bile ilgilenmiyoruz.

Evet bizim tarafta yaşamdan memnuniyet oranı 2017’ye göre 1 puan düşerek, yüzde 60 çıkmış. Çok da inandırıcı değil ama neyse.

Güneyde ise, % 85 hayatından memnun. Ki bu da % 83’lük AB ortalamasının bile üstünde.

Ortak bir rakam, “politikacıya güven”. İki tarafta da yüzde 16 çıkmış.

Rumlarda AB’ye güvenmeyen kesim % 52 iken, biz  % 53 oranda güveniyormuşuz. Bu da ilginç. Çünkü AB’nin kendi üyeleri arasında bile bu oran ortalama % 42’de kalmış.

Kuzeyde en can sıkıcı toplumsal sorunlar, enflasyon (%36), ekonomik durum, işsizlik olarak sıralanmış.

Kıbrıs konusu ise bunların ardından %19 ile 4. sıradaymış.

Rumlarda ise % 39’la ekonomik durum en büyük sorun olarak gösterilmiş. Ardından işsizlik, enflasyon ve göçmenler sorunu geliyor.

Kıbrıs sorunu ise, sıralanan 13 sorun arasında yer almıyor.

AB’ye bizler Avrupa ortalamasının çok üstünde % 66 oranında güveniyormuşuz.

Güneyde ise, kendileri bir AB ülkesi olmalarına rağmen bu rakam yüzde 41 çıkmış.

Geleceğe dair umutlarda her nasıl oluyorsa, yine fazla iyimseriz. Yüzde 42, genelde hayatın gidişatının daha iyi olacağı yönünde yorum yapmış.

Rumlar ise hiç iyimser değil. İyimser beklentisi olanlar yüzde 25’de kalmış.

Yaşadığımız akıl almaz koşullarda nasıl bu kadar umutlu, nasıl bu kadar iyimser ve nasıl bu kadar mutlu olabildiğimize şaştım.

Hele de güneyde yaşam standardı bizim çok çok üstümüzde, AB üyesi bir ülkenin yurttaşlarıyla karşılaştırınca, şaşkınlığım bir o kadar daha arttı…

 

 

ARADIKLARI UCUZ İŞGÜCÜ…

Otel sahipleri, yerel işgücü kullanımının neden düşük olduğu sorulduğunda, “nitelikli eleman yok” savunması yaparlar.

Biz de durup, bunu tartışırız. Okullarımız mı yetersiz, gençler turizme ilgi mi duymuyor falan diye.

Başbakan diyor ki, 900 milyon dolarlık turizm gelirinin büyük kısmı, Pakistan, Tayland, Tayvan, Endoneza’yadan gelen çalışanlar vasıtasıyla bu ülkelere gidiyor…

Yani otelciler doğru söylemiyor. Turizm sektöründe ücretlerin çoğu 3. ülkelere gittiğine göre, demek ki, o yüzde 80 oranında çalışan yabancıların büyük kısmı, bunlar.

E şimdi bunlar “nitelikli” eleman mı sizce?

Kaç tane Endonezyalı otel müdürü, Nijeryalı kat görevlisi, Vietnamlı halkla ilişkiler uzmanı gördünüz?

Demek ki, aradıkları nitelikli eleman değil, ucuz işgücü.

Yerli işgücü verdikleri paraya çalışmıyor.

E, çalışmaz. Zaten eminim Başbakan da biliyor ki, bu ülkelerden gelenlerin çoğunluğu, acenteler vasıtasıyla “öğrenci olacaksın, bu kadar da para kazanacaksın” diye getirilenlerdir. Sezon başında otellerin önlerindeki mülakat kuyruklarını bir inceleseler, görecekler.

Bunları da part-time, asgari ücretin altında paralara çalıştırıyorlar.

Eğer sorun çözülmek isteniyorsa, asıl bu direnişi kırmak lazım. Bu da şikayet etmekle olmuyor. Gerçek rakamlarla, envanterlerle hazırlanacak bir çeşit yasal zorlamayla olacak…

YERİN KULAĞI VAR

AKINCI’DAN İPUCU:

Meclis dün Kıbrıs konusunu ele aldı. Cumhurbaşkanı bilgi verdi, partiler görüşlerini sundular. Oturum kapalıydı, ne konuşuldu bilemiyoruz ama, Cumhurbaşkanı’nın çıkışta söylediği “ ‘Başka bir şey mümkün ve Akıncı bunu reddediyor’ diye bir şey yok. Bu söylemler çok haksız” sözleri, içerideki havayı yansıtır nitelikteydi…

 

KİM KİME HESAP SORACAK:

Cumhurbaşkanı Akıncı’yı savunduğu çözüm modeliyle çarmıha gerenler, bir karalama kampanyası yapıyor. Ne diyorlar, “Meclis Akını’ya iki devletli bir çözüm için talimat versin”.  Ve bakıyorum da bunu savunanlar, yıllardır haksız yere bu ülkenin kaymağını yiyenlerdir. Onların derdi ne iki devlet, ne de üniter bir yapıdır. Tek dertleri, ellerindekileri bir anlaşma ile kaybedecekleri korkusu…

 

RUM SİYASİLER DE ANASTASİADİS’İ TOPA TUTTU:

Kuzeyde Akıncı, güneyde ise Anastasiadis hedef tahtasına kondu. Kıbrıs konusundaki tutumu nedeniyle AKEL ve DİKO’nun hedefi haline gelen Rum lider Anastasiadis’e sahip çıkan hükümet sözcüsü Prodromu, bu tür suçlamaların “Türk propagandasına” yaradığı uyarısında bulundu… Biz de burada aynısını söylüyoruz.

 

SENARYO ÜSTÜNE SENARYO:

Belli ki gündemleri boş, senaryo üzerine senaryo yazıyorlar. “Kabine değişiyor, hükümet bozuldu bozulacak, yeni hükümet için iki parti kurmayları görüşüyorlar” ve daha neler neler. Kabinede değişiklik olmadı madem, o zaman hükümet bozup, hükümet kuralım. Tamam bozalım bu hükümeti de yerine kim gelecek. Tek formül var o da UBP-HP… Bugünkünden farkları ne olacak söyler misiniz? Rahmetli çiğerci Ahmet’in dediğinden, fasulyenin yahnisi, gitti geldi aynisi”…

 

“ERKEN SEÇİM ZAMAN KAYBI”:

UBP Genel Başkanı Tatar Kathimerini gazetesine verdiği demeçte, erken seçimin söz konusu olmadığını, erken seçimin zaman kaybı ve maliyet olduğunu, ancak mevcut çok partili hükümetin geleceğinin ise olmadığını dile getirdi. Halkın Partisi ile bir birliktelik olabilir mi sorusu üzerine ise Tatar, “Olabilir. Bizim 21, onların 9 milletvekili var. 30 milletvekiliyle hükümet edilebilir” diyerek HP ile bir koalisyona yeşil ışık yaktı….

 

PATLATA PATLATA BİR OLDUK:

Bizim Turizim Bakanı hergün yeni bir bomba patlatıyor. Bakan Ataoğlu turist sayısında ciddi patlama olduğunu iddia etti. Beş yıldızlı kumarhaneli oteller dışında kapanma noktasına gelen birçok küçük otel varken, turizm nasıl patlıyor anlamak mümkün değil. Daha önce Nisan ayında uçak bilet fiyatlarının ucuzlayacağını ve 300-400 liraya düşeceğini söyleyen bakan, bu kez kesin konuşmak yerine fiyatlarda düşüşün olacağını “öngördüklerini” söylemeyi tercih etti…

ZİRVEDEKİLER

KHYD: Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Raziye Kocaismail, önemli bir projeye girişti. Evlerdeki atık yağları toplayarak, bu yağları değerlendiren şirkete ulaştıracaklar, geliri de Derneğe kalacak. Aslında bunun merkezi bir kurumla yapılması gerekir. Türkiye’deki gibi, özel sektörün konsorsiyumla oluşturacağı yasal bir Çevre Kurumu’yla geri dönüşüm sürdürülebilir hale gelebilir. Ama madem çevre Bakanlığının konuya ilgisi yok, sivil toplum kendi katkısını yaratıyor. Ve Dernek, böylece iki önemli sosyal sorumluluk projesini birleştirmiş oluyor…

 

DİPTEKİLER

Organize Suç Takibimiz: Türkiye’de sürekli olarak, KKTC bağlantılı sanal bahisçi tutuklanıyor. Operasyon orada yapılıyor, arada birkaç tane de burada tutuklama oluyor. Hesap hareketlerine bakarak, önceki gün tam 146 kişi tutuklanmış. Bizde var mı böyle bir tutuklama? Neden onlar oradaki ucunu buluyor da, biz burada asıl kaynağını kurutamıyoruz? Neden biz aynı hesap hareketlerinin peşine düşemiyoruz acaba? Sonuçta o paranın bir ayağı da burası…