Köşe Yazarları

Bir Havadis yeter…






Gazeteniz Havadis bugün beşinci yaşını kutluyor. Havadis yaşlandıkça, ben de onunla birlikte yaşlanıyorum… Biliyorum, benim ömrüm Havadis’inki kadar uzun olmayacak ama, yaşadığım, aklımın ve gücümün yerinde olduğu sürece, bu sayfalardan her gün sizinle olmaya devam edeceğim…          1990’da “Yenigün” Gazetesi’nde başlayan gazetecilik serüvenimi, yirmi küsur yıldır, görsel ve yazılı basında sürdürüyorum. Ne mutlu bana ki, bu uzun süreç içerisinde kalemimi, ne kendim, ne de ailem için kullanmadım. Yanlışa karşı, şartlar ne isterse olsun, hep muhalif oldum. İktidarda hangi parti olursa olsun hiçbir zaman, kiralık kalem olmadım, başımı önüme eğmedim. Bu benim, meslek hayatımda, en büyük övünç ve gurur kaynağım oldu… 
Bu süre içinde baskıya maruz kalmadım mı? Hem de en alasından, defalarca.  Ya işten ayrılma, ya rüşvet ikilemine sokuldum. Ceketim hemen oracıktaydı, aldım, çıktım.
Biliyorum, benim gibi  doğrucu davutu taşımak kolay değil. Çoğu medya organı da taşıyamadı zaten. Ancak bunca yıldan sonra ilk kez, tam anlamıyla özgürce görüşlerimi ifade edebildiğim bir basın kuruluşundayım.                                                                                                                              

  Gün olur yazdıklarınız birilerini rahatsız ederken, toplumun büyük bir kesiminin desteğini alır. Başardığınızı o zaman anlarsınız. Havadis birilerinin sesi olmak için değil, halkın ve ülkenin sesi  olmak için var…                                                                                                                                                              



    Havadis gazetesi, bünyesindeki onlarca genç ve dinamik çalışanıyla bu yolu yürümeye devam edecektir. Bu meslek tıpkı bir bayrak koşusu gibi, turunu tamamlayan, bayrağı bir sonraki arkadaşına teslim edecek…                                                                                                                                                        

   En alttan en tepedeki çalışana kadar sevgi ve saygının hakim olduğu “Havadis Gazetesinde çalışıyorum” demekten, bu büyük ailenin bir parçası olmak, içlerinde yaşamak, acıları ve sevinçleri  paylaşmak, sırasında abileri, sırasında çalışanları olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyduğumu söylemem lazım.  Bu kurum için aslında söyleyecek çok şey var. Ama biliyorum ki, benim satırlara dökemediklerimi, sizler 5 yıldır yaşayıp görmektesiniz…                                                                                         Geride bıraktığımız 5 yıla çok şeyler sığdırdık. Kıbrıs Türk halkının doğruları öğrenme hakkını kendimize şiar edindik. Havadis bugün sadece gazete ile değil, Radyo Havadis’le de, sizlerin sesi olma yolunda önemli adımlar atmıştır. İnşallah çok yakında hayata geçecek olan televizyon ile de bu  misyonunu sürdürecek…                                                                                                                                         

   Unutmayın haber okumak için her gün bir havadis yeter. VARISA DA HAVADİS, YOĞUSA DA HAVADİS… Kıbrıs Türk Basınının aydınlık yüzü Havadis ile birlikte, daha nice nice yıllara…

YERİN KULAĞI VAR
POLİS GENEL MÜDÜRÜ KONUSU:
Başbakan Yorgancıoğlu Ahmet Zaim’in emekli olmasının ardından bu göreve getirmeyi istediği Şenay Kebapçı’nın atanmasını Cumhurbaşkanı’nın vetosu üzerine başaramamıştı hatırlayacaksınız. Ancak Yorgancıoğlu bu atamada ısrarcı olacağını ve sonuna kadar bu talebinde ısrar edeceğini söylemişti. Hani yoğunluktan unutmuş olabilir diye bir hatırlatalım dedik…

DAHA BİTMEDİ Mİ:                                                                                                                                           
  Hükümetin kurulmasının üzerinden 6 ay geçti ama bakıyoruz ki, hala devlette görevden almalar ve atamalar devam ediyor. Herhalde biz yanlış anladık, hükümet icraat derken atamaları kastetmiş. Baksanıza atamaların dışında hayatımızı etkileyecek pek bir şey yok…

ESENTEPE’DE CTP ZORDA:                                                                                                                                     Esentepe’de aday konusunda sıkıntı yaşayan CTP, geçen seçimlerde bağımsız aday çıkan Cemal Erdoğan’ı desteklemiş ancak, kazanamamıştı. Bu seçimlerde de aday çıkmak isteyen Erdoğan’ın geçen seçimlerdeki performansı CTP yönetimini kara kara düşündürüyor. CTP’nin Esentepe’de bir başka aday çıkarması halinde Erdoğan’ın yine bağımsız aday olarak çıkma ihtimali ise, DPUG adayı Hasan Birinci karşısında  partinin kazanma şansını oldukça azaltacak. Sizin anlayacağınız Esentepe’de CTP’nin durumu oldukça zor. “Yukarı tükürse bıyık, aşağı tükürse sakal”…

AYRIMCILIK OLMADAN:                                                                                                                                      
   Yatırımı teşvik için verilen arazilerin rantiye olarak kullanıldığı malum. Hükümet işe Türkiye’nin önde gelen kulüplerine verilen arsalara dokunmakla işe başladı.  Umarız aynı tutumu diğer spekülatörler için de sürdürür. Mesela geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan Sanayi arsası rezaletleri gibi, Bafra’da elden ele geçen ama çivi çakılmayan turizm arazileri gibi… Uygulama açık ve şeffaf olmalı ki, yıllardır açık kalan yara bir daha açılmamak üzere kapansın…

ÖZERSAY’IN TESBİTİ VE ANASTASİADİS’İN SÖZLERİ:                                                                                             
   Rum lider Anastasiadis muhaliflerine, “74’ten sonra ilk kez Türkiye ile müzakere ettik” sözleriyle, “Daha ne istiyorsunuz” demeye getiriyor. Diğer taraftan yeni Müzakereci Kudret Özersay da, gelinen süreçte Kıbrıs Türk tarafının devre dışı kaldığını, görevi bu nedenle kabul ettiğini söylüyor. Konuyu Özersay’ın bundan bir süre önce bu yönde yaptığı uyarılarla birlikte okuduğunuzda, ilginç bir sonuç ortaya çıkıyor. Yani KKTC tarafının ne Cumhurbaşkanı ne de müzakerecisi ile muhatap olamadığını, yani en hafif tabiriyle etkisiz kaldığını, bu nedenle Türkiye’nin Rumlarla direkt temasa girdiğini mi anlamalıyız?  Yani bu atama Eroğlu’na rağmen mi..?

ÜÇ MİLYAR TL+3 MİLYAR DOLAR:                                                                                                                                             

KKTC’nin toplamda 3 milyar TL iç borcu, 3 milyar dolar da Türkiye’ye borcu varmış. Bu miktarı Ersin Tatar dün Meclis’te açıkladı. Sebebi de, bir anlaşmaya giderken Rum’un korkunç boyutlardaki borçlarına dikkat çekmekti. Tatar’a göre KKTC’nin toplam borcu, Güney Kıbrıs’ınkinin ellide biriymiş. Bunu açıklarken, “Neden ben o miktarda bir borca ortak olayım” şeklinde de bir ifade kullandı. İlginç bir bakış açısıydı… 

NE OLACAK ŞİMDİ:                                                                                                                                                     
Vakıflar Bankası’nda durdurulan 24 kişinin mahkemeye başvuracağını, geçen gün yazmıştım. Bundan sonra mahkeme büyük bir ihtimalle ara kararı alacak, ardından söz konusu 24 kişi, mahkeme kesin karar üretinceye kadar işlerinin başına dönecek. Mahkeme davayı bitirene kadar nereden baksak birkaç yıl geçecek. Bu arada kim ölür kim kalır..?

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                          
   Ferdi Sabit Soyer:
Kanal Sim’e konuk olan CTP Mağusa Milletvekili Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs sorunu ve müzakere sürecine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nu Meclis’i kaale almamakla suçlayan Soyer, Dışişleri Bakanı Özdil Nami’yi paralel görüşmeci olarak niteleyen ve bundan rahatsız olanları da eleştirerek “Nami tabii ki görüşmeler yapacak, görüşme yapmayıp Sarayönü’nde döblek mi çalacaktı” dedi…

DİPTEKİLER                                                                                                                                                     
          Zorlu Töre:
DPUG milletvekili Zorlu Töre Meclis’te, geçmişte “Go Home Yankee, yani Si…. git yankee” diyenlerin şimdi bugün “come come” dediğini söyleyince, kullandığı argo dil yüzünden bazı milletvekilleri tepki göstererek Genel Kurulu terk etti. Töre, oturumu yöneten Ünal Üstel’in istemi ile sözünü geri aldı. “Güzelyurt Omorfo olamaz, Gemikonağı Xero olamaz” diyen Töre, yeni bir devletin kurulacağına inanmadığını da ifade etti…







Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu