Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Bıktık ve de alıştık…

LTB Temizlik Şubesi’nden bir açıklama, “8 çöp kamyonundan sadece 2’si çalışıyor, çöp toplamada sorunlarımız var”…                                                                                                                                           
Aynı anda bir başka haber, bu da BES Başkanı’ndan; Lefkoşa Belediyesi greve gidiyormuş.
Rezilliğe bakar mısınız… İki haberi de duydum. İçimden, gitsin dedim, umurumda değil. Varlıklarıyla yoklukları bir zaten. İnanır mısınız artık bu haberleri duydukça, kılım dahi kıpırdamıyor… Bıktık, illallah dedik ve maalesef, pislik içinde yaşamaya da alıştık…                                                                          
Aylar, aylar boyu grev yaptılar olmadı. Sorumlusunu attık, seçim yaptık, yine olmadı. Sendika üyeleri, sendikadan şikayetçi oldu, onlar da seçim yaptılar, Başkanlarını tekrar seçtiler. İş artık maskaralığa döndü…                                                                                                                                                                       

Seçimin tarihi 7 Nisan’dı. Bugün tamı tamına 5 ay oldu. Dile kolay 5 ay… “Umutla sevgiyle yürüyeceğiz” diyordu Fellahoğlu. Bunu söylediğinde, iyi niyetinden kuşkumuz yoktu, bugün yine de yok. Ama ya var olan sorunlar..? Onların tek bir tanesi bile çözülemedi ne yazık ki. Ortada, sadece halktan toplananlarla yapılan ödemeler var. Çoğu da maaşa giden ödemeler. Borçlar durduğu yerde büyümeye devam ediyor. Borçlanma, bir şehir efsanesi gibi kaldı olduğu yerde. “Ziraat Bankası’nın şartları var, başka yerden de kredi bulunur” dendi, Sibel Siber hükümeti borçlanma yetkisini de verdi, yine sıfıra sıfır, elde var sıfır…
Şimdi sendika yine greve hazırlanıyor. İki aylık geriye dönüklere, bu ayın maaşı da eklendi. Peki onlar ne düşünüyor? Sadece istemekle bir yere varılamayacağını hala anlayamadılar mı? Bu tutumla hem kendi kayıplarının, hem belediyenin, hem de halkın kayıplarının büyüdüğünü göremiyorlar mı? Başkan kadar onların da ellerini taşın altına koyması gerekmez mi? Şu anda Belediye’de 911 personel var. Çoğu geçici. Partizanca alınan işçiler, işçi olarak alınıp, masa başı memurluk yapanlar. Dünyada işçiden çok memuru olan bir belediye bu. Nasıl çalışsın, nasıl verimli olsun ki… Defalarca yazdık,  KTHY’nin sonunu getiren, personel giderleri konusunu hatırlattık. Hani bilmem ne kadarının CAS’a geçmesi kararı, sırf Cumhurbaşkanlığı seçimini riske atmamak adına Eroğlu tarafından geri alınmıştı da, parayı getiren Yönetim Kurulu Başkanı da hem parayı, hem çantasını alıp çekip gitmişti. Tamamen aynı durum. Yani popülizm. Kime? Lefkoşalıya değil tabii, toplasan bir kaç yüz kişiye. Yahu elini masaya vurup, doğru olanı yapmaya cesaret edecek birini bulamayacak mıyız..?
Bıktık kardeşim. Bir tek çöp mü toplanıyor. Varsın toplanmasın. Onu da sıkışınca nasıl olsa Kaymakamlık toplar…                                                                                                                                             

Gerçekten hepsine inancımı kaybettim. Bence Başbakan, yerel seçimlere bir yıl kala bu sorunu öncelikleri arasına almalı. Aksi takdirde, UBP’nin ve DP’nin yüz karası olan Lefkoşa Belediyesi, bu defa da CTP’nin yüz karasına dönüşecek…

OKUR UYARIYOR                                                                                                                                                     
  FUAR REZALETİ…                                                                                                                                              
     İzmir Fuarı’ndaki KKTC standına, İzmirli bir arkadaşımı görüp utandığım gerçeğiyle başbaşayım. Kültürün sadece üniversite, hellim, Tenten, kahve ve Koop ürünlerinden ibaret olduğunu düşünen yetkililerin, bu fuar için özensiz ve sorumluluk bilincinden yoksun organize oldukları bir gerçek… Ayrıca stant başında oturan umutsuz, hayattan bezmiş görevlilerden bahsetmek dahi istemiyorum. İki fotoğraf çekip, yerel gazetelerde “KKTC standına ilgi büyük” demekle de olmuyor efendiler. Aldığınız paranın hakkını verin… (İsmi mahfuz)
YERİN KULAĞI VAR
AKINCI ISINMA TURLARINDA:                                                                                                                               
Uzun süredir siyasetten uzak kalan Mustafa Akıncı, yeniden siyasete dönme konusunda nabız yoklamaya başlamış. Bu nedenle Akıncı’nın bir grup yakın çalışma arkadaşlarıyla yeni süreçle ilgili yemekli toplantılar yaptığı ve siyasete dönme konusunda bilgi alışverişinde bulunduğu iddia ediliyor. Yine iddiaya göre Akıncı’nın bu çalışmalarının, 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik olduğu konuşuluyor…
TOPU TACA ATMAK:                                                                                                                                         
Başbakan Yorgancıoğlu daha ilk günden kalesinde bir gol gördü. Polis terfi listelerinin alelacele ve kendisine bilgi verilmeden yapılmasına sert tepki gösteren Yorgancıoğlu, icranın başı kendisi olduğunu unutarak, hakkının yendiğine inanan polislerin, haklarını aramak için mahkemeye gitmelerini önermiş. İyi de sizin göreviniz ne Sayın Başbakan. Şikayet etme makamı değilsiniz ki. Topu başka yerlere atmak yerine, sorumlulardan hesap sormayı deneseydiniz, inanın göreve büyük bir destekle başlayacaktınız…
NASIL REVİZE EDECEKLER:                                                                                                                           
Ankara’nın ekonomik protokolde olmazsa olmazlarını hepimiz biliyoruz. Özelleştirme öncelikli maddeler arasında. Koalisyon hükümeti, protokolün “bazı” maddelerini revize edeceklerini söylüyor. Hükümetin, bu maddelerle ilgili karşı önerilerinin olduğunu, bir çalışma yapıldığını sanmıyorum. Olduğunu farz edelim, Ankara’nın sizin bu isteklerinizi kabul edeceği ne malum. Hele de “Alo Ben Beşir” olayından sonra…
MECLİS’E BAYAN DOKUNUŞU:                                                                                                                    
  Başbakanlık döneminde toplumun tüm kesimlerinden takdir toplayan Sibel Siber bunun karşılığını 2 numaradan, 1 numaraya terfi ederek aldı. Artık Meclis’in patronu Sibel Hanım. Öyle karşılıklı küfürleşmeler, bel altı konuşmaları yapmak biraz zor olacak. Erkek egemen Meclis’te Sibel Hanım’ın işi zor gibi görünse de, bu işi de kıvıracağından eminim. Şimdiden kolay gelsin diyoruz…
RED VEREN ORTAYA ÇIKSIN:                                                                                                                        
Keşke açık oylama olsaydı da,  Sibel Siber’in Meclis Başkanlığı’na ret veren o erkek milletvekilini hepimiz tanısaydık. Gizli oyun arkasına saklanamasaydı. Belki o zaman gerekçesini de öğrenmiş olurduk. Erkek derken, vurgum cinsiyete. Zira bir kadın milletvekilinin ret oyu vermeyeceğini düşünüyorum…
ÜSTEL’E DİKKAT:                                                                                                                                                     
Ünal Üstel’in Meclis Başkan Yardımcısı olması konusu, bakanlık yaptığı dönemdeki “icraatları” ve harcamalarıyla birlikte gündeme geldi. Bakanlar Kurulu harcamalara dikkat etsin diye yazmıştık dün, şimdi de aman Sibel hanım diyoruz. Siz de gözünüzü dört açın… Baksanıza, Başkan Yardımcısı’nın kim olacağı ana muhalefetin takdirine bırakılmış olmasına rağmen, 17 kişi, Üstel’i o makamda görmek istemediğini vurgulamış. Az değil yani…
MAAŞLAR ÖDENECEK Mİ:                                                                                                                                            
  Ne poliste yaşanan terfi krizi, ne bakanlık paylaşımları veya yeni müdür, müsteşarların kim olacağı, kimsenin umurunda değil. Bana göre vatandaşın tek derdi, ay sonu maaşlarını bir tamam alıp almayacaklarıdır. Bence Maliye Bakanı Mungan çıkıp, önümüzdeki ayki maaşlarla ilgili durumu açıklamalıdır. İnanın toplumun duymak istediği budur. Yoksa kimi atayıp, kimi görevden aldığınız vatandaşı zerre kadar ilgilendirmiyor. Öyle bir zamandayız ki, herkes kendi cebinin derdinde…

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                               
Uğur Bayram: Serdar Denktaş’ın Bakanlar Kurulu koltuğuna otururken söylediği “hayırlı olsun” temennisine karşılık, Başbakan Yorgancıoğlu’nun “Bu gidişle pek hayırlı olmayacak be Serdar anladığım kadarıyla” sözlerini hep birlikte ve hayretle izledik. Burada ikili arasındaki diyalogdan çok, gazetecinin, belki de hayatında bir kez başına gelebilecek bir fırsatı yakalaması önemliydi bence. Herkes rutin görev havasındayken, Uğur Bayram, gerçek gazeteci olduğunu gösterdi…

DİPTEKİLER                                                                                                                                                             
   Savaş Bozat: Bozat, “LTB’nin sorunları köklü olarak çözülmezse 1 Ekim’den itibaren greve başlayacağız. Grev kararımızı belediye başkanına da ilettik. Altı aydır tolerans gösteriyoruz, artık çözüm bekliyoruz” demiş. Çözüm bekledikleri konu, parasızlık nedeniyle çalışmayan araçlar, yapılamayan ilaçlamalar ve toplanmayan çöpler değil. Yaklaşık bir yıl süren ve Lefkoşa’yı çöp dağlarına çeviren grevler nedeniyle çalışmadıkları, iki aylık geriye dönük maaş ödemelerinin yapılmasıdır…

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilk kadın Başbakanı Sibel Siber, Cumhuriyet Meclisi’nin de ikinci kadın başkanı oldu