Köşe Yazarları

(BAZI) YAPISAL KUSURLARIMIZ VE DEVLET İŞLEVİMİZ

Eşref Çetinel yazdı







ÖNCE DEVLET DEĞİLDİK: Rastlantılar üzerinde süregelen gelişmeler sonucunda Devlet olduk! Fakat “Devlet” oluşa da yabancı değildik. Çünkü Devlet deneyim ve yönetimiyle her zaman bürokratik kurallarıyla ciddiyeti öne çıkmış İngiltere gibi bir ülkenin uzun yıllar “kolonisi” olmanın sağladığı “bilgi ve yöntemler” nedeniyle, Devlet Kurumlarını çok rahatlıkla oluşturduk..




ANCAK (yanlış anlaşılmamasını umarak yazayım) “Devlete işlerlik kazandıracak Anayasamızı her ne kadar Meclis Genel Kurulu hazırlamışsa da Türkiye damgalı ve menşeliydi!



Nitekim kurumlarımızı İngiliz döneminden kalma deneyim ve görgü içinde oluştururduk ama işlevselliklerine o zamanki TC’nin hantal ve Merkeziyetçi bürokrasisini kattık.. BU NEDENLE olmalı çok uzun yıllar hatta şimdilerde de ne zaman Devlet kademelerinde bir zafiyetle aykırılık söz konusu olsa “hantal ve merkeziyetçi yapısı ile ancak bu kadar olur” demişizdir..

ÖRNEK mi? “Siyasetle siyasi platformlarda dolayısıyla siyasi partiler bünyelerinde sürdürülecek çabalarla Kamu görevlilerinin Devlet kademelerindeki işlevselliklerini birbirlerinden ayrı tutamadık!

“DEVLET görevlilerini” “Devleti milleti için çalışıp yararlı olacak bir bürokratik “ekol” haline getirmek yerine, ya onları gelip giden siyasi iktidarların “memurları” yaptık yada “muhalefet partilerine” mensup olmuşlarsa çalıştıkları iş yerlerinde devleti zafiyete uğratacak sabotajcılar haline getirdik..

ASLINDA yıllar yılıdır da peşi peşine yapılan seçimler sonucunda iktidara hangi siyasi parti yada partiler gelirlerse gelsinler, klasik söylemi ile ifade edeyim, “Devletine milletine değil, hangi makamda olursa olsun mensubu olduğu partiye hizmet eder!

HA, İngiliz döneminde neydi durum? Çok basit. Memur siyasete karışmaz aktif olamazdı!

Bu gün de öyledir ama kerhen! Ne Bürokrasi ne Kurumlar kendi yasa ve kuralları içinde çalışmazlar! Yurda ve millete hizmet de bu kıstaslar içinde ancak olabildiğince vardır!

***

DOLAYISIYLA uzun süredir ne cıvataları çoktan laçkalaşıp dökülmeye başlamış “bozuk” dediğimiz “düzenle” uğraşırım ne de aykırılıklara şaşarım..

Nitekim geçen gün “yüce” dediğimiz Meclisimizde cereyan eden olaya şaşmadığım aksine canı gönülden güldüğümce gülerim!

Kİ haberlerden anladığımca olay şuydu: “KIBRIS Türk Amme Memurları Sendikası, Kamu Sen ve Kamu İş, Koalisyon Hükümetinin ek mesailerinin hâlâ ödenmemesinin, “3’lü kararnamelerle atamaların devam etmesinin, çalışanlarla alay edilmesi anlamına geldiğini iddia ederek iş yerlerinde ek mesaiye kalmama kararı alırlar…

VE NE OLUR? Geçen günkü Meclis oturumunda mesai saatleri dolduğu için iş bırakma eylemini gerçekleştirirler…

Olurdu olmazdı.. Etikti değildi.. Haktı adaletti..

ÖNEMLİ olan neydi bilir misiniz? Memleket yönetiminin plan ve programlarıyla icraatlarının pişirilip kotarıldığı dolayısıyla Devletin kalbi esamesindeki Meclisinin bile artık çalışamayacak kadar “bozuk düzenlerin” tutsağı durumuna düşmesi!

Hantal ve Merkeziyetçi yönetim anlayışının aşılamadığı yerde başka bir sonuç da beklenemezdi!

***

BU NEDENLEDİR uzunca bir süredir bir yandan “kadro hareketlerinden” söz ederken öte yandan “rejim değişikliğine” ihtiyacımız olduğunu yazıyorum..

Çünkü çeyrek milyon bile olmayan nüfusumuzla ülkeyi “siyasi partilerle” tıka basa doldurup seçmenleri “tanıdık eş dost hısım akraba” olgularında parça körce ederken düşünün ki artık ne tek başına hükümeti kurabilecek bir siyasi parti oluşumuna imkân vardır hatta iki partiyle bile kurulacak bir koalisyon hükümeti şansı vardır!

Üç tane dört tane siyasi parti ile oluşan koalisyon hükümetleri de biline ki memlekete hizmet yerine sadece partizanca tutumlarda parça körçeliği getirirler! Nitekim uzun süredir KKTC’de görülen hükümetler oluşumları da bundan böyledir!

***

BU NEDENLE: Göreve geldiğinde Ünal Üstel koalisyon hükümetine “zannedersem” dedimdi, “bunlar öncekiler gibi gelip fakat hemen gitmeyecekler!”

Tabi memleketi restore edecekler demedimdi.. Fakat Üstel Koalisyon hükümetinin çoktan mayna etmiş UBP’yi yeniden fakat güçlüce devreye sokmak için çabalayacağını dolayısıyla öncekiler gibi de hemen görevi terk edip gitmeyeceğini yazdımdı..

OYSA siyasi partilerin nabızlarını tutmasını hiç bilmem.. Fakat işte şimdilerde Ankara’nın tepkilerinden ve telkinlerinden doğan etkisiyle Sn. Üstel UBP’nin bünyesel yapısını yeniden dizayn etmek için uğraşıyor!

YANİ içimizde bir Türkiye zaten her zaman vardı ama şu anda görülen AKP’li Ankara payitahtının Sn. Üstel’i sırtlamış olmasıdır..

BEN vallahi iyidir diyorum! Neden mi? Taze para akışı musluğunu her zaman açık tutmak için! Sonuçta Ankara ile dalaşmak ne haddimizdir ne de görevimiz.

Dolayısı türlü çeşitli sancılalanmalar içinde memleket muhalefetine bakarken; eğer diyorum hayırlı bir iş yapacaksanız önce Meclis’teki sendikalı çalışanları zapt edin yeter de artar bile!

 

 

 









Başa dön tuşu