Seyahat

BARBADOS

Tatil için valizimi hazırlarken t-shirtler, şortlar ve deniz kıyafetleri yanında güneş gözlüklerimi de yanıma almayı unutmamam gerekirdi. Kıbrıs’ın kışından uzaklaşıp tropikal bir ülkeye gidecektik. Bu ülke bir ada ülkesiydi. Konumu itibarı ile Kuzey ve Güney Amerika arasındaki Karayip takımadalarının en çok bilinenlerinden olan kısacası Barbados’a gidecektik. Larnaka- Londra uçuşunu 1 gün önceden alıp yol yorgunluğumu minimale indirmek istemiştim. Ertesi günü Gatwick (LGW)Havalimanından Barbados’un Grantley Adams Uluslararası Havalimanına 8 saat 40 dakikalık bir uçuşla (BGI)havalimanına vardık. Bu havalimanı farklı hava yolları şirketlerinin özellikle de Londra üzerinden direkt olarak yapılan Antil’lerin en işlek 8.ci havalimanıdır. Önceleri adı Seawell olan   havalimanının adı 1976 yılında değişerek ‘Grantley Adams’ oldu. Grantley Adams, bu ülkenin ilk başbakanın adıydı. Barbados adası özellikle pek çok İngiliz turistin yıl boyu uğrak noktası olup vazgeçilmezidir. Adada 3 gün başkent Bridgetown’ da, 1 gün de St. James şehrinde kalacaktık. Bridgetown’ daki otelimiz okyanus kenarındaydı. Otele varışımızın ardından kısa bir dinlenme sonrası kendimizi okyanusun sularına bırakmıştık bile….

küçük Antil’İN en doğusunda bir cennet

Barbados küçük Antil olarak bilinen adaların en doğusunda olup Atlas Okyanus’unda bulunmaktadır. Bu adalar St. Lucia, St. Vincent, Granada ve Trinidad adalarıdır. Ada iklimi tropikal olup yıl boyu  sıcaklıklar 25-30 derece arasında değişim göstermektedir. Her ne kadar da kısa süreli yağmur geçişleri olsa da sıcaklıklarda değişim görülmemektedir. Adayı 16.cı yüzyılda ilk bulanlar Portekizliler olmuştur. 1625 yılından itibaren ise adanın idaresi İngilizlere geçmiştir. İşte bu dönemlerde adada çalıştırılmak üzere Batı Afrika’daki İngiliz sömürgelerinden adaya köleler getirilmiştir. Ada 1966 yılında koloni olmaktan çıkıp ‘Comonwealth Ülkeler’ gurubuna dahil olmuştur. Adanın ismi İspanyolca ‘Los Barbados’ kelimesinden gelmekte olup sakal anlamını taşımaktadır. Adada çok sık görülen bir çeşit incir ağaçlarının köklerinin yerlere kadar uzamasından dolayı sakala benzetilmiş ve böylece de adaya bu isim verilmiştir. Adanın toplam yüzölçümü 430km2 olup dünyada bilinen 249 ülke arasından büyüklük bakımından 201.ci sırayı almıştır. Ada nüfusuna gelince toplam nüfusun 280 bin civarında olduğu bilinmektedir. Ülkenin para birimi ise Bds olarak ifade edilen Barbados dolarıdır.   US$1 = Bds$1.98 olarak kur sabitlenmiştir. Ülkenin resmi dili İngilizcedir ancak ‘Baja dili’ de yerli halk tarafından konuşulmaktadır. Adada Hristiyanlığın çok farklı neredeyse yüzün üzerinde mezhepleri var. Adada bu kadar mezhep ayrılığı olmasına karşılık din yüzünden kargaşa yaşanmaz. Bu küçücük adada 300’ün üzerinde kilise bulunur. Böylece, her köşe başında karşınıza bir kilisenin çıkması gayet normal karşılanmalıdır. Kendilerine “Bajan” diyen Barbadoslular aslında dinlerine çok bağlıdırlar. 4000 civarında Müslümanların yaşadığı adada 3 tane de camii var. Bunlar Cuma, Mekke ve Medine olarak adlandırılmıştır.

 

Her bütçeye uygun oteller

Barbados’ta her bütçeye göre oteller bulabilirsiniz. Genelde hostellerin gecelik fiyatları 40US$ ‘dan başlayıp artmaktadır. Oteller ise sundukları hizmetlere göre gecelik fiyatlarında farklılık göstermektedir. 200US$-1800US$ arasında farklı fiyatlar bulabilirsiniz. Tavsiye edebileceğim oteller arasında Radisson Aquatica Resort Barbados, Coral Riff ve Hilton Barbados, The Crane Resort Barbados gibi oteller gelir. Pek tabii ki 9-10 ay öncesinden yapacağınız rezervasyon ile bütçenize göre daha uygun fiyata oteller bulabilirsiniz.

Adanın en güzel plajları Paynes Bay, Brandon’s, Paradise ve Brighton plajlarıdır. Adadaki tüm plajlar halka açık olarak hizmet vermektedir.  Hafif yağmur geçişlerinde bile havanın sıcak oluşundan ötürü güneş altında uzun süre kalırsanız ıstakoz gibi kızarırsınız. Nitekim bizler palmiyeler ve Hindistan cevizi ağaçları arasındaki uçsuz bucaksız beyaz kumsallarla kaplı turkuaz rengi sularda hem yüzüp alabildiğince güneşlendik hem de adayı turlar dahilinde gezerek tanımaya çalıştık. Sahillerde bulunan bazı ağaçlar zehirlidir. Bunlar arasında ‘Manchineel ağacı’ (Hippomane mancinella), Batı Hint Adaları ve Orta Amerika dahil olmak üzere Karayip kıyı bölgelerinde bulunan bir meyve ağacıdır. İspanyolcada bu ağaç toksik madde içerdiği için ölüm ağacı olarak bilinmektedir.  Ağaç kopmuş dallardan sızabilecek bir sap üretir. Sap deri üzerinde yanık gibi kabarcıklara neden olur ve açık bir yara ile temas ederse, kan dolaşımına girebilir ve böylece de ölüme neden olur. Bu bitkinin gözle teması ise aşırı tahrişe ve bazı durumlarda körlüğe kadar gidebilir. Manchineel ağacının meyvesi ise küçük bir elma görünümünde olup yenilirse tadı size tatlı gelecek ancak daha sonra ise boğazınızın şişip  kapanması ile ölüme kadar gider. İşte bu gibi durumlara neden olmamak için bilmediğiniz bitkiyi dalından koparmayın asla ve asla ağzınıza götürüp bilinçsizce tüketmeyiniz. Adaya gelen misafirleri uyarmak için havalimanı ve belli başlı noktalarda bu bitkilerle ilgili bilgilendirici el broşürleri ile uyarılar yapılmaktadır. Ayrıca bu ağaçların gövdesi dikkat çekmek için kırmızı boya ile boyanmıştır.

Aloe vera mucizesi

Yine bir gün kumsalda güneşlenirken Barbados yerlilerinden birinin sahilde oturmuş çocukluğumuzdan beri annemin bahçesinden aşina olduğum aloe vera bitkisinin dallarını kesip, dalları sıkarak bu suyu elindeki pet şişeye doldurduğunu gözlemledim. Daha sonra bu sıvıyı sahilde güneşten ıstakoz gibi kızarmış kişilerin cildine hem kür olarak sürüyor hem de kalanları isteyenlere satıyordu. Bu bitkinin çok faydalı olduğunu özellikle de günümüzde insan sağlığı için ilaç yapımında, kremlerde, jellerde kullanıldığını ve sularının da ayrıca satıldığını biliyordum ancak güneş yanıklarına da iyi geleceğini tahmin edememiştim. İşte bu bitkinin faydalarından olsa gerek ki aloe vera için antik Mısır’da ölümsüzlük bitkisi, Kızılderililer tarafından ise buna cennetin sihirli değneği adı verilmişti.

En iyi gezi yöntemi rehberli tur

Adayı en iyi gezmenin yolu rehber eşliğinde ada turu almaktır. Farklı alternatifler arasından 12 kişilik araçlarla rehber eşliğinde 10 saatlik özel ada turunu almıştık. Bu turun kişi başı ücreti 150US$ idi. Sabah 8 de otelden ayrılarak başladığımız bu tur ile tüm adayı karış karış dolaşıp tanıyacaktık. Ada trafiği İngiliz döneminde başlatılan uygulama ile tıpkı Kıbrıs’ta olduğu gibi direksiyonlar sağda, gidiş ve dönüşler ise yolun solundan yapılmaktadır. Ada plakaları bölgelere göre tek harf veya iki harften oluşmuştur. Beyaz zemin üzerine mavi renkte ’H’ harfi aracın kiralık olduğu, ‘BT’ Barbados Tur otobüsü, ‘Z’ ise taksi anlamına gelmektedir. Gezimiz boyunca bazı yollar düz bazı yollar ise inişli çıkışlı idi. Tepelerin inişli çıkışlı olan yolları pek düzgün olmadığı için eğer arka koltukta seyahat ederseniz tur tamamlana kadar tüm böbrek taşlarınızı dökmüş olursunuz. Yol boyunca şeker kamışı tarlaları ve Hindistan cevizi ağaçları arasından geçtik. Şeker kamışı adanın en büyük gelir kaynağını oluşturmaktadır. Ağaçlardan Hindistan cevizini toplayan adamların yol boyunca bunları sattıklarını görürsünüz. Bazıları tezgahlar üzerinde bazıları ise doğrudan bahçe el arabaları içinde satış yapmaktadırlar. Adada Hindistan cevizi tüketimi çok yaygındır. Güne Hindistan cevizi ekmeği yiyerek başlıyorsunuz, adanın spesiyali arasında olan ‘flying fish’ (uçan balık) mutlaka bu ekmekle yeniyor. Serinlemek için dondurma yemek isterseniz yine Hindistan cevizinden yapılmış farklı tatlarda sunulan dondurma alabilirsiniz. Ben de ortama uyarak 2US$ ödeyip el arabasından kocaman bir Hindistan cevizi seçtim. Ancak bunlar öyle görüldükleri gibi hafif değiller. Satıcı el arabasındaki bıçağıyla Hindistan cevizinin üstünü kestikten sonra suyu içilmeye hazırdı. Suyu bitince kabuklarını soyup dilimlere ayırıp bir kese kağıdına koyduktan sonra yenmesi için bana uzatmıştı. Yol boyunca rehberimizden gezdiğimiz yerler hakkında bilgi alıp arada yerel müziklerden oluşan regge ve kalipso şarkılarını dinledik. Barbados’ta Saint Micheal ‘da doğup Bridgetown’ da büyüyen şarkıcı ve şarkı yazarı Rihanna’nın müzikleri bu ülkede en çok dinlenen müzikler arasında yer almaktadır. Şarkıcının single’ı “Umbrella”, ile elde ettiği başarıyla dünya genelinde tanınmasına yol açmış ve 2008’de ona Grammy Ödülünü kazandırmıştı. Rihanna günümüzde hala bir pop ikonu olarak tanınmaktadır.

 

500 değirmenden biri ayakta kaldı

Adada eskiden şeker kamışından şeker elde etmek için kullanılan beş yüz değirmen varmış. Günümüzde ise bu değirmenlerden sadece bir tane adanın kuzey doğusunda kalmış. Bu değirmen ‘Morgan Lewis’ değirmeni olup 1947 yılına kadar adada kullanılmış. Aradan geçen 50 yıl sonrasında yeniden tamir edilerek 1999 yılında kullanılmaya başlanmış. Bu değirmen günümüzde Dünya’da kullanılan 2 değirmenden birisi olup ikincisi ise ‘Betty’s Hope’ (Betty’nin Ümidi) Antigua ‘da bulunmaktadır. Yol boyunca farklı kuş çeşitlerini görmek ve onların seslerini dinlemek size ayrı bir zevk vermektedir. Bu adada yaşayan farklı kuşlar arasında kahverengi pelikanlar da vardır. Pek tabii ki  renkli begonviller adaya renk katmaktadır. Siz yolunuzda seyir halindeyken bir de bakmışsınız ki sizi motorunun arkasındaki sepette rengarenk taze çiçekleriyle bir motorlu solluyor.

Barbados’ta spor

Barbados’ta çeşitli spor faaliyetleri yapılmaktadır. Bunlar arasında kriket, golf, su sporları gelmektedir. Yelkenli veya katamaran ile denize açılabilirsiniz. Atlantis denizaltısı ile denizin 130 metre altında gezerken denizaltının pencerelerinden oturduğunuz yerden mercan resiflerini, farklı balık çeşitlerini ve kaplumbağaları izleyebilirsiniz. Barbados 2006 yılında Dünya Golf Turnuvasını düzenleyen en küçük ülke olarak bilinir. Adada bulunan 18 delikli golf sahalarında golf oynanıp turnuvalar düzenlenir. Bunlar arasında en yaygın olanı her yıl Nisan ayında ‘The Sir Garfield Sober’s adına düzenlenen turnuvadır. 1900’lü yılların başında açılan Kriket Müze’sinde adanın şampiyon sporcularının fotoğrafları ve kazandıkları madalyalar sergilenmektedir. Ülkede yıl boyunca çeşitli festivaller düzenlenir. Ocak ayında caz festivali, Şubat ayı ortasında ‘Holetown’ festivali, Nisan ayında balık festivali yapılır. Bu festivaller yıl boyunca süre gelen festivallerin sadece birkaçını oluşturmaktadır. Bu adaya gelmişken eğer botanik tutkunuysanız mutlak surette St. Joseph’teki 53 dönüm arazi üzerinde bulunan ‘Flower Forest’ ve eşsiz güzellikteki ‘Andromeda Botanik’ bahçelerini gezmenizi tavsiye ederim. Bu bahçelerde ‘Curcuma’, ‘Schumburgkia orkideleri’, ’Torch Ginger’ gibi isimlendirilen farklı endemik bitkileri görebilirsiniz.

UNESCO korumasında bir kasaba

Haziran 2011 yılında tarihi Bridgetown ve Garnizonu UNESCO Dünya Mirası koruması altına alınmıştır. İngiliz koloni döneminden kalma tarihi topların yanı sıra Neo – Gotik stilinde inşa edilmiş olan Parlamento binası da vardır. Barbados Müzesinde ise Afrika’dan günümüze kadar gelen adanın renkli tarihi gözler önüne serilmektedir. 1934 yılında Müzeye dönüştürülen bu yer 19.cu yüzyılda askeri hapishane olarak kullanılmaktaydı. Adada bulunan ‘Vahşi Hayatı Koruma’ alanında yapacağınız bir gezinti ile adada yaşayan maymun, geyik, iguana ve kaplumbağalar başta olma üzere farklı hayvan türlerini görebilirsiniz. Deniz kaplumbağaları monitörle takip edilir ve zorda olanlarına yardım edebilmek için 24 saat ulaşılabilecek yardım hattı bulunur. Kaplumbağa izleme turları ise adada Haziran- Aralık aylarında yapılır.

 

Barbados mutfağı

Barbados mutfağında Afrika, Hint ve İngiliz etkileri görürsünüz. En meşhur yemekleri acı soslu ‘Cou Cou’ ve kızarmış uçan balıktır. ‘Cou cou’ ülkeye Afrikalı göçmenler tarafından getirilmiştir. Yerli halk bu yemeği evlerinde özellikle Cuma günleri pişirmektedirler. Geleneksel yemekler arasında bulunan uçan balığın tüm kılçıkları iyice temizlenir ve daha sonra salatalık ve bamya karıştırılarak pişirilir. ’Puding and Sause’ domuz eti ve patatesle yapılır. ‘Salt fish cakes’(tuzlu balık kekleri),’Banana bread’ (muz ekmeği) ve Coconut bread (Hindistan cevizi ekmeği), adanın en çok tüketilen yöresel yemekleri arasında yer almaktadır. Izgara hindi kanadı soslarıyla hazırlanan bir başka yöresel yemektir. Tavuk ve hindi başta olmak üzere çeşitli deniz ürünleri yanı sıra dana etleri de mutfakların vazgeçilmezleridir. Barbados’ta bulunan ‘Accra Deck’, ‘Champers’ ve L’Azure’ en iyi restoranlar arasında yer alır. Bu arada şeker kamışı suyunun mayalandırılıp damıtılmasıyla yapılan içeceğin adı Rom’dur. Bu içkinin alkol oranı en az %37.5dur. İlk üretildiğinde ‘Kill -Devil’ şeytan öldüren olarak isimlendirilip daha sonraki yıllarda ise yerel dilde içecek anlamına gelen ‘rumbillion’ sözcüğünden türemiştir. Barbados’ta üretilen bu içeceğin rengi altın veya amber rengindedir. Ülkenin vazgeçilmez içkileri arasında yer almaktadır. O kadar ki sabah kahvaltısında yiyeceğiniz corn flakesin sütüne bile rom karıştırılmaktadır.

Hediyelik çeşitleri

Adadan ayrılmadan önce alacağınız hediyelik eşyalar arasında topraktan yapılmış seramikler, çeşitli batikler, egzotik deniz kabukları yanında adaya has takılar veya yerli üretim olan rom alabilirsiniz. Siz de bir tropik adaya yolculuk yapmak isterseniz mutlaka Barbados’a gitmenizi tavsiye ederim.

Haftaya bir başka Şirin’ce GEZİyorum’ da buluşuncaya kadar sevgiyle kalın……

 

 

 

.

Etiketler


İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı