Köşe Yazarları

“AYASOFYA’NIN HATIRLATTIKLARI!


Bizim için Türkiye’nin iki yüzü vardı. Birisi “Atatürk Türkiye’siydi,” diğeri “Anavatan.”  Bizim nesil ve öncesi kuşaklar bu “mefhumlarla” yetiştiler. Çünkü:

ADAYI paylaştığımız Rum toplumunun bugün de hâlâ sürdürdüğü “Enosis” amacının gerçekleşmesini önleyecek tek güç “anavatan” dediğimiz Türkiye’den başkası olamazdı. Olamazdı çünkü karşımızda sadece bir Rum toplumu yoktu.

Elinde asası, sırtında cübbesi, başında siyah renkli silindir şapkası (detya) ile elini krallara kraliçelere öptüren  bir kilise papazı vardı. Başpiskopos Makarios!.. Ve bütün öncesi papazlar gibi enosis yeminliydi.  EOKA’nın kurucusuydu ve Eokacılara ne yapmaları gerektiğini şöyle anlatıyordu:   “Türkiye’nin bu adadaki uzantıları olan Türklerin bir teki bile kalmadan Türkiye’ye geri dönmedikleri sürece Eoka vazifesini yapmış sayılmayacaktır…”

BİZ bu Papaza karşı mücadele etmek zorunda bırakılmış azınlıktaki bir toplumduk. Eoka harekete geçtiğinde nüfusumuz 😯 bin var yada yoktu!

Türkiye’yi harekete geçirme görevini yüklenen liderlerimiz, ağabeylerimizdi.. Türk Mukavemet Teşkilatı Eoka’ya karşı kurulduydu..

…KIBRIS Cumhuriyetini yıkan Makarios’tu. Çünkü Türklerle ortaklığı bir türlü sindirememişti. Nitekim 1963’de tarihe “kanlı Noel”    adıyla geçen saldırılarını başlattığında artık Kıbrıs’ta hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını anladıktı! Zaten öyle de oldu.. Önce 1974 Barış Harekâtı ardından “De fakto bir Türk Devleti!” Bugünlere kadar geldik işte: Tanınmamış  bir devlet!

…BU hatırlatmalardan sonra şimdi ne demek istediğimi yazayım: “Ne yapmışsak Türkiye’nin sayesinde ya da beraber yaptık. Eğer Türkiye Kıbrıs siyasi sorununu benimsememiş, adadaki Türk halkının haklı davasını “davası” olarak yüklenmemiş olsaydı bu ada Rum egemenliğine geçer, göç etmeyen Türkler de Rum devletinin yurttaşları olmayı sineye çekmek zorunda kalırlardı. Tutun ki “ikinci bir Batı Trakya Türkleri” oluşurdu!

…BURAYA kadar yazdıklarıma bir  ekleme daha yapayım: Bizim için Türkiye bu nedenle Anavatan’dır. Ayni zamanda Atatürk Türkiye’sidir..

FAKATTT! Artık hem Türkiye’nin ne kadar “Atatürk Türkiye”si olduğundan hem de Kıbrıs’ta çözüm yönünden ne kadar istekli  ve kararlı olduğundan şüphe duymaktayım…

Bu nedenle Ayasofya’nın ibadete açılmasını Kıbrıs siyasi sorununun sittin sene daha çözülemeyeceğine.. Türkiye’nin asla AB’e üye olamayacağına… Uğruna savaştığı Araplara bile yaranamayıp Ortadoğu çöllerinde şehitler vermeye devam edeceğine… Ve o büyük militarist gücüyle bağdaştıramadığı sosyoekonomik yapısı nedeniyle gelecekte daha çok kaybedeceğine; yabancı topraklarda akıttığı bir damla kanın bile Kıbrıs davasını olumsuz etkileyeceğine inanıyorum.

SADEDE geliyorum: Atatürk “yurtta sulh cihanda sulh diyordu!”                             Erdoğan ise Yurtta maraza, çıngar,  cihanla da savaşma” diyor! Üstelik yüzünü Batıya çevireceğine Ortadoğu’ya çevirmiş (ne kadar doğru yada yanlış) islam aleminin lider ve mihver ülkesi olmak için uğraşıyor…

Nitekim Ayasofya’nın cami olarak açılması da bu cümledendir..                      Tüm Ortodoks Hristiyan alemini karşısına alarak “Unesko” tarafından Dünya Kültür ve Tarihi Mirası olarak kayda geçirilmiş, adı ile müsemma Ayasofya’yı ille de cami yapıp ibadete açmak hele bu virüslü dönemde?..     Yoksa diyorum Atatürk’ün inadına mı?

…Bu konuda tüm Hristiyanlık dünyasından, Rum tarafından  kınamalar oldu. Tabi bir süre sonra olay soğur durulur… Fakat unutulmaz. Ve günü geldiğinde Kıbrıs sorununun çözüm çalışmalarını  da olumsuz etkiler Türkiye’nin dış dünyayla sürdürmek istediği ilişkilerini de!

Kısaca olan, bir Bizans kalıntısı uğruna Türkiye’nin  uluslar arası ilişkilerini zedelemek, Kıbrıs sorunu gibi sorunları azdırmak  oldu!

…ÇOK yazık ama! Bütün yollar Roma’ya çıkar kabilinden Türkiye’nin ağır aksak politikaları da Kıbrıs’ı olumsuz etkiliyor.

Nitekim artık Ayasofyanın ibadete açılması da bu olumsuzluklara ulanan yeni bir sorun oldu!

Oysa   Türkiye’deki bir ünlü gazetecinin de “köşesinde” yazdığınca; Ayasofya Müslüman cemaatinin ibadetine açılırken, eğer o mekânda  Hıristiyan cemaatının ibadet etmesine imkân verecek bir bölüm ayırsalardı, o zaman UNESKO’nun tescilini yaptığı bu dünya mirası tarihi kilise  “dinler arası barış bayrağı olarak Ayasofya’da  dalgalanır, Türkiye’yi yüceltmekle kalmaz hem AB kapılarını aralar hem de Kıbrıs sorununda rahatlama sağlatırdı…

ŞİMDİ ise durum çok nâ müsait!”  Kıbrıs siyasi sorununu olumsuz etkilendi! Çözüm bir kez daha vuslata kaldı! Türkiye Avrupa’daki yerini yıllar ötesine itti!                    Doğrusu asıl olan bize oldu! Bundan sonra da çözümsüzlüğün adadaki mahkûmları olmaya  devam edeceğiz!

 


Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı