Avrupa’da %38, KKTC’de % 70…

14 Haziran 2018 Perşembe | 11:01
Köş, Moreket

Ünversiteye giden öğrenci oranı…

Ne korkunç bir rakam.

Dünyanın en medeni, en kalkınmış ülkeleri Avrupa’da değil mi?

İşte o Avrupa’da üniversiteye giden genç oranı sadece yüzde 38…

Kendimi bildim bileli duyarım…

Mesleki öğretime önem verilecek!!!!

Verilmedi nitekim…

Sözde kaldı, daha bir çok can alıcı konudaki vaadler gibi…

Planlama yapılmadı. Vatandaş kendi kafasına göre davranmaya itildi. Tabii öğrenciler de öyle. Çünkü yönlendirilmediler. Bu en çok da yerli üniversiteler mantar gibi bitmeye, kapıdan geçeni almaya başlayınca oldu…

Düşünün daha kısa bir süre önce, bir çok nitelikli meslek okulu varken ve ülkenin ara eleman ihtiyacı ortadayken, liselerde sınıf geçme sistemi, öğrencileri paralı üniversite müşterisi ve işsiz yapacak şekilde bakanlar kurulu kararı ile değiştirildi.

Sonuç..? Şu anda lise mezunlarının yüzde 70’i üniversiteli olmuş…

Neye yarayacak..?

Dünyada belki ünivesite sınavı her yerde yok. Ama üniversiteye gitmenin de başka şartları var.

Öğrenciler lise hatta daha öncesinden mesleki olarak, yeteneklerine göre yönlendirilirler.

Bizde öyle bir şey yok. Herkes eşit bir şekilde liseyi bitirir, ülkede canının çektiği üniversiteye de hiç zorlanmadan girer.

Farkındasınız değil mi, ara eleman Kıbrıslı kalmadığının. Meslek okulları mezunları bile kapağı üniversiteye atıyor…

Aslında ara eleman değil, doğrusu, aranan eleman olmalı…

Bakın meslek liselerimizin bölümlerine…

Bilişim, elektrik-elektronik, inşaat, metal, makina, motor, mobilya, harita, turizm, muhasebe, çocuk gelişimi, gıda, el sanatları, estetik, seramik, grafik, fotoğraf, matbaacılık ….

Yok… Bizim çocuklar bu meslekleri seçecek de olsalar, illa üniversitede okuyacaklar.

Bilişim çağındayız. Bilişim konusu ülkemizde de geçerli bir meslek. Bunun bilgisayar donanımı, yazılımı, kurulumu, bakım ve arıza giderme işlemleri, web tasarımcılığı bölümleri var. Ne kadar geçerli, ne kadar kazançlı işler…

Etrafınıza bir bakın. Bu işleri yapanların, kaçta kaçı meslek lisesi mezunu? Belki de hiç…

Bu saydığım tüm bölümler, meslek liselerinde var. Yine de çocuklar, genel furyaya kapılıp, üniversite okuyor. Oysa aynı işi, bir meslek lisesini bitirdikten sonra da yapabilir ve hayata daha kısa sürede atılabilir…

Ya aileler, ya onların boşuna sokağa attığı paralar.

Bir gösteriş, bir sonradan görmelik. Ve tüm bunların getirdiği hantallık, verimsizlik, geri kalmışlık.

Çocuk zar zor bir beden eğitimi öğretmenliği bitiriyor, bakıyorsun bir yerlerde asgari ücrete muhasebecilik yapıyor…

Ya devlet? Geçici işçisi, sözleşmelisi… Bakın bakalım hangi bölümü bitirmiş, hangi işi yapıyor. Kitabet kadrolarında giderek artan üniversite mezunu sayısı…

Bir ülkenin eğitim sisteminin başarısı, bu planlamayla ölçülür.

Çünkü hayata verimli, kaliteli ve ihtiyaç olan alanlarda eleman yetiştirir.

Ama bizde planlama, siyasi çıkara göre şekillendiği için, devlet eğitimi tümüyle özelleştirmiş, üniversiteyi özendirmiştir. Yani üniversite sahiplerini mi kırsınlar şimdi…

Ha, bu arada ihtiyaç olmadığı için burs verilmeyecek bölümler de resmen açıklanmış bu sene.

Sevindim. Bu bile bir başarı…

 

 YERİN KULAĞI VAR

ANGOLEMLİ NE ALAKA:

Nisap krizini, Hüseyin Angolemli’nin üstüne yıkan, “yakında hükümet düşecek” propagandası yapanlar var. Politikada, iktidar olmaktan başka hiç bir bildiği olmayanların her şeyi iddia etmesi, hükümetin altını oymak için ellerinden geleni yapması beklenen bir şey. Yalnız, hükümet ortakları da çıkıp bu işin doğrusunu anlatmalılar. Yalansa, yalanlamalılar. Çünkü yapılan ithamlar çirkin…

ÇIKSIN KAMUOYUYLA PAYLAŞSIN:

UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün katıldığı bir tv programında, kendisiyle ilgili iddialara, “Başbakanlık hizmetlerine bakacaksınız, pürüz bulursanız söyleyeceksiniz. Mal beyanında bulunduk. Büyük farklar yok. Öyle bir şey olsa soruşturmaya tabi tutulur” diye yanıt vermiş ve mal akışında “büyük farklar” olmadığını söyledi. Madem öyle, çıkıp bir önceki seçimde verdiği mal beyanı ile son olarak verdiği mal beyanını kamuoyuyla paylaşsın o zaman. Yalnız benim bildiğim sadece mal beyanı değil, bazı dekontlar da soruşturma kapsamındaymış.

 

BUGÜN BANA, YARIN SANA:

UBP Genel Başkanı Özgürgün, “Herkesin dokunulmazlığı kaldırılsın ben varım. Ama sadece Aytaç Çaluda üzerinden gidersen, bu yarın seni de bulur, herkesi bulur” değerlendirmesinde bulundu. “Bu yarın seni de bulur” demenin anlamı ne? “Gelin bu işi kapatalım, yarın sana da olduğunda biz de gereğini yaparız” mı demek istiyor. Vallahi bulanı bulsun. Ortada eğer bir yolsuzluk, bir usulsüzlük varsa her kim olursa olsun gereken yapılamlı ve cezasını çekmeli… ‘Gör beni göreyim seni’yle olmaz bu işler.

 

SEÇMEN GÖRÜYOR:

Öyle cafcaflı propagandalar, showlar, hatta etrafınıza aldığınız üç-beş kişinin tezahüratlarıyla seçim kazanılmayacağını bilmeniz gerekir. Seçmen bugüne kadar kimlerin ne yaptığını, kimlerin neler yapabileceğini, kimlerin işkembeden attığını da çok iyi biliyor. Onun için bu tür algı operasyonlarını artık seçmen yemiyor bilesiniz.

 

OKUNDURDUM YAZINDIRDIM…:

Yenidüzen’e konuşan Yüksek Öğrenim ve Dış İlişkiler Dairesi Müdürü Ziya Öztürkler, lislerden mezun olan 10 öğrencinin 7’sinin üniversiteli olduğunu söyledi. Her yıl binlerce öğrenci üniversitelerden mezun oluyor ancak, büyük bir bölümü ya iş bulamıyor, ya da okudukları konuların dışında iş yapmak zorunda kalıyorlar. Öztürkler, bu sıkıntının aşılması için öğrencilerin ön lisans ve teknik bölümlere yönelmesini öneriyor. İyi de, bunun için de bir eğitim plan ve programı yapılması lazım ki, bunu yapacak olan da bağlı olduğu Eğitim Bakanlığından başkası değil…  

 

YAPMAYIN:

Yerel seçim için artık son haftaya giriyoruz. Bugüne kadar adayların birbirlerine karşı bel altı vuruşlarına pek rastlamadık. Seviyeli bir seçim süreci yaşanıyor. Adaylara sözüm yok ama, destekçileri özellikle sosyal medya üzerinden birbirlerine inanılmaz laflar ediyorlar. Hep diyoruz, bırakın adaylar porjeleri ve inandırıcılıklarıyla yarışsınlar. Adayların yapmadığı kavgayı sosyal medya üzerinden sizlerin yapması pek hoş olmuyor…

ZİRVEDEKİLER

Erdinç Gündüz (Yenidüzen): “Bazıları elindeki olanakları zorlayarak yürütmeye çalışıyor işini… Bazıları ise,  yaşamak için büyük sermayedarlara dayamaya çalışıyor arkasını… Bazıları da var ki, zaten sermayedarların elinde. Ülkedeki gazete sayısı 20 civarındaymış.  Bir deneyin. Sözünü ettiğim ‘bazıları’ sınıflandırmasını siz de yapabilirsiniz. Çok fazla kafa yormadan hem de”…

 DİPTEKİLER

Sanayi Bölgesinin Pisliği: Sanayi bölgelerindeki pislik, bakımsızlık, perişanlık hemen her gün bir gazetede haber olur. Olur da, o pislik hiç bitmez, üstüne eklenir. Sanayi Odası’nın yeni Başkanı da bir açıklama yapmış ve Organize Sanayi Bölgeleri Yasası’nın geçmesini istemiş. Geçsin tabii. Ama o pisliği yaratanlar sizin üyelerinix. Sizin dükkan komşularınız. Birbirinizi denetleyemiyor musunuz? Bölgelerde bir yönetim oluşturamıyor musunuz? Herşey de devletten beklenmez ki. Ben o görüntülere baktığımda devlet ya da belediyeleri değil, orada iş yapan esnafı sanayiciyi kınıyorum. Bu kadar basit…