BeslenmeSağlık

Avokado ve kale bitkisi neden ün kazandı?


Bazı yiyecekler diğerlerine kıyasla daha fazla ün kazanır. Avokado ve kale bitkisi de bir yandan iş piyasasına yeni olanaklar getirirken öte yandan da diyetimizi biçimlendiriyor.

Peki neden chia tohumu, avokado, kıvırcık karalahanaya benzeyen kale bitkisi, kurt üzümü (goji), Latin Amerika kökenli kinoa tohumu son yıllarda bu kadar ün kazandı?

Milenyum kuşağıyla ünlenen bu meyve ve sebzeleri neredeyse tüm kafe ve tavernalarda bulmak mümkün… ve iyi para kazandırıyorlar.

Avokado binlerce yıldır bilinen ve tüketilen bir meyve. Ama Milenyum kuşağıyla, yani günümüzün 20’li ve 30’lu yaşlardaki insanlarıyla talep oldukça arttı. Uluslararası Ticaret Merkezi verilerine göre, 2012-16 yılları arasında avokado ithalatı yüzde 21 artışla 4,82 milyar dolara ulaştı.

Tüketiciler arasında bir yiyeceğe ilginin artmasına neden olan birçok etken var. Bunlar arasında özenli Instagram fotoğrafları ile bazı yiyeceklerin reklamını yapan kuruluşların etkisi başta geliyor denebilir.

Kimileri binlerce yıldır tüketiliyor

Belli bölgelerde binlerce yıldır tüketilen kimi egzotik yiyecekler özellikle uzaktaki ülkelerde ilgi uyandırabiliyor. Adelaide Üniversitesi’nde gıda uzmanı Jessica Loyer “süper gıda” olarak görülen acai çileği ile chia tohumunu örnek veriyor:

“Bu gıdaların birçoğu gelişmekte olan ülkelerde yıllardır tüketiliyor. Buralarda yaşayan insanlar bu ilgiden ve sağladığı maddi imkanlardan memnuniyetini dile getiriyor.”

Örneğin Peru’da tüketilen bir tür turp olan ‘maca’ kökü öğütülüp besin takviyesi olarak kullanılıyor. Bu bitki vitamin, mineral ve enerji verici özellikleriyle biliniyor. Orta And Dağları’nda yaşayan insanlar bu kök bitkisine öyle hayran ki 5 metrelik heykelini dikmişler.

Loyer ayrıca bazı yiyeceklerin ün kazanması ile ortaya çıkan sorunlara da dikkat çekiyor. Özellikle bu bitki gelişmekte olan bir ülkede yetişiyor ve gelişmiş bir ülkede ün kazanıyorsa.

“Bunun olumlu ve olumsuz yanları var. İlginin yol açtığı faydalar elbette eşit bir şekilde dağılım göstermiyor, ama istihdam olanağı yaratıyor. Bu öte yandan bu bölgelerde sömürünün devreye girmesi anlamına geliyor, özellikle marjinal toplulukların toprak hakkı bakımından. Biyoçeşitlilik açısından ortaya çıkan zararlar da söz konusu.”

Washington DC merkezli Dünya Avokado Örgütü’nün CEO’su Xavier Equihua, amaçlarının Avrupa’da avokado tüketimini artırmak olduğunu söylüyor. Bu meyvenin lezzetli ve besleyici özelliği nedeniyle pazarlamasının kolay olduğunu, vejetaryen ve veganlar için de iyi bir besin olduğunu ifade ediyor. Ünlülerin avokadolu fotoğrafları da işe yaramıyor değil elbette.

Avokadonun popülaritesi Çin’de de arttı. “Kim Kardashian’ı Instagram’da saçına avokado maskesi uygularken görmek, Miley Cyrus’un koluna avokado dövmesi yaptırmış olduğunu görmek etkili oluyor” diyor Equihua.

kale-yaprağıKale yaprağı

Avokadonun meyveler arasındaki ününün sebzeler arasındaki karşılığı ise kale lahanası.

Kolesterol düşürme özelliğine sahip olduğu iddia edilen salatalara, antioksidan içeceklere katılıyor.

ABD’de kale tarlalarının sayısı 2007-12 yılları arasında iki kat artış gösterdi.

Kale lahanasının ün kazanacağını önceden gören Amerikalı tişört üreticisi Robert Muller-Moore, “Daha fazla kale yiyin!” baskılı tişörtleri 15 yıldır bastığını ve 100 bin adet dağıttığını söylüyor.

“Bu sayede kale büyük ilgi gördü” diyor.

Avokado gibi kale de sağlığa yararlı yiyeceklerden sayılıyor. Yani sadece ünlüler sayesinde ün kazandıkları söylenemez.

Ancak ne kadar besleyici olsalar da hiçbir besin maddesinin tek başına “her derde deva” olmadığını unutmamak gerekiyor.

Uzmanlar bol çeşit içeren meyve ve sebze ağırlıklı beslenmenin önemine vurgu yapıyor. Yararlı ve besleyici olduğunu bildiğimiz bir tek ürüne yoğunlaşmak yerine, yani örneğin sadece kale yemek yerine yeşillik tüketimini marul, ıspanak, su teresi gibi sebzelerle çeşitlendirmek çok daha sağlıklı.

Ama bir grup yiyecektense tek başına bir sebzeyi öne çıkarmak ne yazık ki daha kolay görünüyor.

Reklamın önemi

İngiltere’deki The Food Foundation (Gıda Vakfı) adlı düşünce kuruluşundan Anna Taylor bunun zorluklarının farkında. Veg Power (Sebzenin Gücü) ismiyle televizyonda bir reklam kampanyası ile çocukların sebze algısını değiştirme amaçlı çalışma yürüttü.

4 milyon dolara yakın kampanya bütçesinin, gıda sektöründeki şirketlerin reklam bütçesinin yanında çok küçük kaldığını söylüyor.

“Şekerleme reklamlarına 160 milyon, meşrubata 95 milyon, atıştırmalıklara 145 milyon dolara yakın para harcanıyor; meyve ve sebzenin toplam reklamlardaki payı sadece yüzde 2,5.”

Bunun en büyük nedenlerinden biri, meyve ve sebzenin işlenmiş gıda ürünleri gibi marka olarak görülmemesi. Marka olmadığında da pazarlamacılar bu çabayı göstermiyor.

Meyve ve sebze reklamlarına harcanan parayı artırmak için hükümetlerin, çiftçilerin, süpermarketlerin, reklamcıların vs. ortak çaba göstermesi gerekiyor.

Bu nedenle avokado ve kale gibi tek tek ürünleri marka haline getirip reklamını yapması genel olarak meyve ve sebze teşvikinden daha kolay oluyor.

Taylor, “Bu tür kampanyalarla diğer sebzeler geri plana düşüyor. İngiltere’de orman meyveleri sektörü çok büyüyüp başarı gösterirken muz ve elma pazarının küçülmesine neden oldu” diyor.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı