KıbrısManşetRöportaj

Avcıoğlu: Arıklı üretimi özele devredecek






Kıb-Tek eski Yönetim Kurulu üyesi Yusuf Avcıoğlu, hükümetin enerji politikasına sert eleştiriler yöneltti ve Bakan Arıklı’yı “iş bilmezlikle” suçladı.

 

Hasan Düzgün

Kıbrıs Türk Elektirk Kurumu (Kıb-Tek) eski yönetim kurulu üyesi Yusuf Avcıoğlu, Ekonomi ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı’nın doğru bir enerji politikası oluşturmadığını kaydetti.

Konuyla ilgili Havadis’in sorularını yanıtlayan Avcıoğlu “Bakan kendisine sunulan şirket raporlarını elektrikte proje hazırladım diyerek meclis kürsüsünden okuyor” dedi.

Yusuf Avcıoğlu’nun sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Soru: Ekonomi ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı’nın doğalgaz ile elektrik üretilmesi söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Avcıoğlu: Sayın Bakan Arıklı’nın önceleri eleştirdiği, yenile 180 derece tavır değiştirip benimsediği doğalgaz projesi için, bundan iki yıl önce benimde görev yaptığım KIB-TEK yönetim kurulu olarak icraata geçtik. Yalnız şunun da bilinmesi için net söyleyim, Sn. Arıklı’dan önemli bir farkla biz kamusal alanda kalacak bir yatırım modeli düşünüyorduk. Oysa sn. Bakan doğalgaz ile elektrik üretimi ile tekneciği kapatmayı planlıyor. Ayrıca AKSA’nın da 2024 den sonra devamından yana.

Sn. Ahmet Hüdaoğlu’nun başkanlığında dörtlü hükümet dönemindeki yönetim kurulumuz, Elektrik üretiminde doğalgaz kullanılması ve doğalgazın adaya LNG (Sıvılaştırılmış Doğal Gaz) ile temini ve bu kapsamda gerekli tesis kurulumu, mevcut santrallerin doğalgaza dönüşüm çalışmalarının başlatılması için karar ürettik.

Sonrasında projeye Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Enerji Bakanlıkları bünyesinde KIB-TEK’e BOTAŞ’ın (T.C Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi) fizibiliteye yönelik danışmanlık hizmetleri işbirliği çerçevesinde yürütülmesi de eklendi. Kurumun, KTMMOB ile imzaladığı işbirliği protokolü çerçevesinde yürütülen fizibilite çalışmalarına takip ve eşlik edilmesi için KTMMOB’den mühendisler de görevlendirildi.

Fizibilite çalışmaları yütütülürken LNG alanında Uluslararası Konferanslara katılım sağlandı, bununla birlikte LNG konusunda dünyaca ünlü şirketler ile görüşüldü. Bilgi, tecrübe ve teknik destek sağlanması amacıyla BOTAŞ ile de sürekli irtibat halinde bulunuldu. İlgili heyetler Ankara ve Lefkoşa’da olmak üzere benim de eşlik ettiğim birtakım toplantılar gerçekleştirdi. Fizibilite çalışmaları benim Asbaşkan olarak görev yaptığım UBP-HP hükümeti döneminde UBP’nin isteksiz tutumuna rağmen aksatılmadan sürdü. Tamamlanması için de bu hükümet döneminde de çalışılmasına ihtiyaç var. Peki bu hükümet ne yaptı? KTMMOB ile olan protokolü yenilemeyip çalışmaları sonlandırdı. Öyle anlaşılıyor ki Türkiye Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı ve BOTAŞ ile olan işbirliği ilişkisini de bitirdi.

Soru: Peki bunu hangi veriye dayanarak söylüyorsunuz?

 

Avcıoğlu: Şimdi geçenlerde Bakan Arıklı’nın meclis konuşmasını dinledim. Geçmişteki fizibilite çalışmalarına ters düşecek, aykırı şeyler söylüyor. Konuştuklarından kurumsal hareket etmediği ben merkezli çalıştığı çok net anlaşılıyor. Mesela “Barge Sistemi” den bahsetti. Aslında anlatmak istediği doğalgaz ile elektrik üretimi. Dünyada Barge’lar ihtiyaca göre dizayn edilebiliyor. Genellikle korunaklı bir limanda demirleme yapan, güverte aksamına sahip olmayan yüzer araç sistemleri olarak kullanılmaktadır. İçerisinde sıvılaşmış doğalgazı (LNG) depolayıp, gaza dönüştürürken, güverte üzerine yerleştirilecek kombine çevrim gaz türbinleri vasıytasıyla da aynı anda elektrik üretebiliyorsunuz.

Sn. Arıklı, eline kendisine muhtemelen bir şirket tarafından verilen bir proje dosyasını alıp kürsüden bugüne kadar yapılan fizilite projelerine uygun olmayan bir içerikte hazırlanmış projesini anlattı. Orda dedi ki bir iskele olacak iskelenin ucunda LNG depolayıp gazlaştırma yapacak barge bağlanacak, aynı zaman da iskelenin üzerine de santrali kurulup elektrik üretecek. Bizim deniz koşullarımızda mümkün değildir. İşte bundan dolayı diyorum ki kurumsal ilişkiyi kurmadı. Ben bilirim, ben yaparım havasında. Bakan Arıklı geçmişten bihaber konuşuyor.

Soru: Buna karşılık sizin bugüne kadar gözlemlediğiniz fizibilite çalışmaları ne öngörüyor?

 

Avcıoğlu: Bakınız LNG karada (onshore) ve denizde (offshore) tesisler vasıtası ile depolanabilir ve gaza dönüştürülebilir. İkisinin de ayrı ayrı avantaj ve dezavantajları vardır. Yapılan çalışmalarda FSRU’nun (yüzer depolama ve gazlaştırma tesisi) en makul yöntem olduğunu BOTAŞ ile birlikte gözlemledik.

Avantajlarından en önemlisi hızlı kurulumu ve FSRU sisteminde LNG depolarında buharlaşan gazın tekrardan sıvılaştırılabilmesi sayesinde sistemdeki LNG kaybının da %0’a kadar indirgenebiliyor olması. Gaz salınımın ise minimum veya sıfıra yakın oluşuydu.

FSRU lokasyonunu belirleme çalışmaları yapılırken ana felsemiz KIB-TEK santrallerine en güvenli ve kesintisiz gaz tedariğinin sağlanması olmuştur.

Yapılan fizibilite çalışmaların da FSRU’nun bağlanacağı dünya standartlarında bir iskele arayışı öncelik oldu. FSRU gemisinin yaklaşık 2,5 m dalga yüksekliğinde gaz basmayı kestiği, yaklaşık 3,5 m dalga yüksekliğinde ise standart bir iskeleden bağlantısını koparmak zorunda kaldığı bilgisi doğrultusunda, sırasıyla Teknecik Kıyısı, Güzelyurt Körfezi ve Mağusa Körfezi meterolojik koşulları araştırıldı.  Teknecik bölgesi için 100 yıl içerisinde oluşması muhtemel en belirgin dalga yüksekliği 6.95m, Mağusa Körfezi için ise 5.6m olarak tespit edildi. Sonuçta dünyada en çok uygulanan bağlanma yöntemi olan standart iskele yapısının tüm bölgeler için KIB-TEK’in santrallerine en güvenli ve kesintisiz gaz tedariği sağlama beklentisini karşılamayacağı anlaşıldı. Bundan dolayı dünyada da çeşitli örnekleri var olan özel bağlantı sistemleri çalışıldı ve bulundu.

Şimdi Bakan Arıklı bir iskele üzerine bağlanmış barge sisteminden bahsediyor. Bu tespit edilen ülkenin fiziki koşullarına aykırıdır. İlk kötü hava koşullarında kopma, gaz üretememe gibi sorunlar çıkacaktır. Onun için diyorum ki projenin geçmişini ve tekniğini bilmeden, muhattapları ile kurumsal ilişki kurmadan konuşuyor.

 Soru: Arıklı bir de maliyetten bahsetti onu nasıl değerlendirecekisiniz?

 

Avcıoğlu: Sayın Arıklı’nın bahsettiği 7,5-8 cent üretim maliyeti, birilerini özelliklede elektrik üretecek olan özel şirketi zengin etmekten başka işe yaramaz. Bakınız geşmişteki yapılan çalışmalar ve istişarelerden tekrar örnek vererek bu fiyatların fahiş olduğunu anlatayım.

Temmuz 2020 de bizden Kıb-Tek Genel Müdürümüz ve teknik heyetimiz ile birlikte benimde katıldığım aynı zamanda şuan ki Ekonomi ve Enerji Bakanlığı Müsteşarı Şahap Beyin de katıldığı, TEİAŞ, BOTAŞ Müdürleri, TC Enerji Bakanlığı Bakanlık Müdürü ve TC Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Daire Başkanın da katıldığı çevrimiçi bir görüşme gerçekleştirildi. Orada yapılan fizibilite çalışmaları değerlendirildi. 2020’de Doğalgaz enerji üretim maliyetinin 2,2 cent hesaplandığı bilgisi verildi. Doğru bir hesaptı cünkü bizlerde kurumda buna çok yakın bir hesap yapmıştık. 2020 oratalamasının ise 3,5- 4 cent olarak gerçekleşmesinin bekliyorduk. Şimdi bir yanda 3,5 – 4 cent diğer tarafta bakanın açıkladığı 7,5-8 cent. Birinde üretim Kıb-Tek’in, dolayısıyla Kıbrıs Türkünün elinde, diğerinde ise üretim uzun vadeli alım garantili, yap işlet ama devretme modeli ile özel şirketlerde. Böylece herhalde Tekneciğin kapısına da kilit vurmayı düşünüyorlar.

Son olarak Bakanın 7,5-8 cent fiyatını değerlendirmeniz için size bir veri vereyim. Görevde olduğum süre içerisinde edindiğimiz bilgiler, özel şirketlerin 20 yıllık bir alım garantisi verilmesi durumunda kWh başına 5,9 cent’e elektrik üretilip kuruma satılabilecekleri yönündeydi. Üstelik bu yatırımlar da 20 yıllık sözleşmenin sonunda kuruma devredilecekti. Yatrım modeli bu hali ile hem uygun değildi, hem de daha önce verdiğim, üretimi kendimiz yaptığımızda elde ettiğimiz rakamlara göre de pahalıydı. Şimdi Sn. Arıklı 7,5 -8 cent den bahsediyor. Üstelik sabit bedel hariç. Takdir kamuoyunundur.

 







Başa dön tuşu