Metin Atan açtı ağzını yumdu gözünü - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısManşet

Metin Atan açtı ağzını yumdu gözünü

Kamu-Sen Başkanı Metin Atan, Türkiye ile imzalanan işbirliği protokolü ve ek mesailer konusunda değerlendirmede bulundu, sendikaların birbirleri ile olan ilişkilerini ve hükümetlerin tavrını yorumladı

 


EK MESAİ YÜKÜ: Atan, devletin yıllık ek mesai yükünün 130 milyon TL olduğunu belirterek, doğru istihdamlar yapılarak ek mesai yükünün yarı yarıya düşürülmesinin mümkün olduğunu kaydetti. Yasanın çalışanı ‘Angarya çalıştıramazsın’ dediğini hatırlatan Atan, “Hem çalıştırıyorlar, hem ödemiyorlar. Biz de bunu kabul etmeyiz” dedi

 “HERŞEYİ SEN Mİ BİLECEKSİN?”: Atan, “Türkiye ile imzalanan işbirliği protokolüyle ilgili, ekonomistleri, akademisyenleri ve sendikaları çağıracaklar diye bekledik. Ama olmadı. ‘en iyisini ben bilirim, ben yaparım’ mantığı kabul edilemez” dedi ve Başbakan Tatar’a seslendi: Başbakansın diye, her şeyi sen mi bileceksin?

 “BİRLİK BERABERLİK YOK”: Atan, ülkede birlik ve beraberliğin olmadığını, hükümetlerin sendikalara bakış açısının her zaman negatif olduğunu iddia etti. Sendikalar arası çekişmelerin de bu duruma çanak tuttuğunu belirten Atan, KTÖS’ü siyaset yapmakla suçladı, “Biz hak aramakla meşgulken onlar kilisede vaaz veriyor” dedi

 

Pınar BARUT

Kıbrıs Türk Kamu Memurları Sendikası (Kamu-Sen) Başkanı Metin Atan, ek mesai ücretinin devlete yıllık 130 milyon yük getirdiğini ifade ederek doğru istihdamların yapılması halinde, bu paranın yarı yarıya düşeceğini söyledi.

Yasanın çalışanı ‘Angarya çalıştıramazsın’ dediğini hatırlatan Atan, “Hem çalıştırıyorlar, hem ödemiyorlar. 25 kişiden aşağı sayıda çalışanın olduğu bir vardiyanın, Merkezi Cezaevi’nde güvenliği sağlayamayacağını söylediğimiz halde, bu insanlar 20 kişiden de az kişiyle vardiyaya giriyorlar. Bize soruyorlar girelim mi diye. Hükümet sendikayı üyelerle karşı karşıya getiriyor. Çünkü bize söz veriyorlar, biz de üyelerimize duyuruyoruz. Sonra da yapmıyorlar” dedi.

Sağlıktaki sorunlara da değinen Atan, “Sağlık Bakanının Soyadı Pilli olabilir ama pili şarj ister. Siz doktor olabilirsiniz, çok iyi bir insan da olabilirsiniz ama yöneticilik farklıdır” diyerek Bakan Ali Pilli’yi sert sözlerle eleştirdi.

Metin Atan, “Biz geçen dönem ki Sağlık Bakanı Filiz hanımı da çok eleştirdik ama bundan daha iyiydi. Çünkü Pilli, ‘konuları biliyorum’ diyor ama biz diyoruz ki ‘siz ilk kez bu göreve geldiniz, henüz hâkim değilsiniz, biz size öneri verelim’. Yani şikâyet edip kenara çekilmiyoruz” dedi.

Metin Atan, Hükümet edenlerin, her zaman sermaye ile iç içe, halka ise sırtını dönmüş vaziyette olduğunu, hiçbir zaman sendikalarla işbirliği içinde hareket etmediklerini söyledi.

Hükümetin başında olunmasının her şeyi bilmek demek olmadığını vurgulayan Atan, “Mesela Türkiye ile işbirliği protokolü yapıldı. Bununla ilgili, büyük bir masa çerçevesinde ekonomistleri, akademisyenleri, sendikaları çağıracaklar ve fikir alacaklar diye bekledik. Çünkü bu şeffaflıktır. Her şeyin en iyisini ben bilirim, ben yaparım mantığı kabul edilemez. Başbakansın diye, her şeyi sen mi bileceksin?” diye sordu.

 

“Biz hak arıyoruz, onlar vaaz veriyor”

Kamu-Sen Başkanı Atan, döviz krizinin, biraz esnemiş olsa da devam ettiğini ve vatandaşın bu konuda da büyük sıkıntı çektiğini söyledi.

“Türkiye bu konuda kendi iç problemini çözdü. İç piyasa da TL kullanılacak dendi ve şimdi kiralardan, ev satışlarına kadar tüm işlemler TL üzerinden yapılıyor. Biz de bu şekilde yapmalıyız” diyen Atan, ülke de birlik ve beraberliğin olmadığını, hükümetlerin sendikalara bakış açısının hep negatif olduğunu iddia etti.

Sendikalar arası çekişmelerin de bu duruma çanak tuttuğunu belirten Atan, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası KTÖS’ü de siyaset yapmakla suçladı. “Biz çalışanın haklarını aramakla meşgulken onlar Rum tararına gidip kilisede vaaz veriyor” dedi.

 

“Türkiye olmasa bizi lime lime doğrarlar”

“Her zaman söylerim, yönetemezseniz yönetilirsiniz. Beceriksiz bir yönetimle baş başayız. Sendikaların da birlik olmak sıkıntısı var. Halkı için çalışanla popülizm yapan sendikayı ayırt edebilmek lazım” diyen Atan, bazı sendikaların sürekli Türkiye düşmanlığı pompaladığını söyledi.

Türkiye hükümetlerinin gelip geçici ama Türkiye’nin kalıcı olduğunu ifade eden Atan “Yönetimleri eleştirebilirsiniz ama gerçek ortada, Türkiye garantörümüz olmasa bizi burada lime lime doğrarlar. Siz kime güveneceksiniz? Amerika’ya mı? Amerika bize ‘Senin gaz aramaya hakkın yok’ diyor. Diğer tarafa da ‘Hakkındır’ diyerek sahip çıkıyor” dedi.

 

“Artık anne-yavru ilişkisinden çıkmalıyız”

Yerli Kıbrıs nüfusunun azınlığa düştüğünü, ülkeye giriş çıkışların da pasaportla olması gerektiğini savunan Atan, artık Türkiye ile yavru-ana ilişkisinden çıkılması gerektiğini söyledi.

“Ben bir Cumhuriyetsem, benim ayrı yasalarım var, yönetmeliklerim var, bir adım var. Siz hem ana kardeş olup hem mali protokole kızamazsınız. Bir anne ve baba çocuğuna ne kadar harçlık verirse çocuk o kadar harcar, bana yetmiyor deyip fazlasını isterse, anne baba ‘dur’ der. Bunu duyunca da kızmayacaksınız o zaman” dedi.

Mali protokoldeki Toplu İş Sözleşmesine ve 2019’un sonuna kadar istihdam yapılmamasına karşı olduklarını, hizmetlerin aksadığını ve çalışanın omzuna üç kişilik yük bindiğini belirten Atan, Kıb-tek’in özelleştirilmesi ile ilgili de Kıb-tek’in duruşunu doğru bulmadıklarını söyledi.

 

“Özel kalem ve danışmanlar toplantılarda varlık gösteremiyor”

Atan, Türkiye’de katıldıkları toplantılarda, Türkiye’deki özel kalem ve danışmanların duruşlarının ve liyakatleri çok yüksek olduğunu, Kıbrıs’tan giden özel kalem ve danışmanların, onların karşısında varlık gösteremediklerini söyledi.

Hükümet yetkililerinin, danışman ve özel kalem atarken bile liyakati göze almadıklarını belirten Atan, “Savcılık olumsuz görüş verdiği halde umursamıyorlar. Kişiye özel bu torpiller kamuda verimsizlik, motivasyon düşüklüğü doğuruyor. Türkiye’deki toplantılara gittiklerinde donanımları yetersiz olduğu için konuşamıyorlar” dedi.

Türkiye’de sendikaların kendi toplu iş sözleşmelerinde işçisinin öğle yemeği hakkını dahi atlamadığını söyleyen Atan “Bize niye yapmıyor bunu Türkiye? Çünkü bizimkiler derslerini çalışmadan toplantılara gidiyor. Karşı taraf kendisine on beden büyük gömlek verse bile, bizimkiler ‘olur, giyerim’ diyor” dedi.

 

“Ceza-Ödül sistemi uygulanmıyor”

Müşavir sayısının 120 civarı olduğunu, bu kişilerin de oturdukları yerden para alarak, ikinci iş yaparak ülkeye yıllık 20 milyon yük getirdiklerini savunan Atan, bunlara karşı çıktıkları için hükümetler tarafından sevilmediklerini söyledi.

Kamu Görevlileri Yasası’nda ceza-ödül sistemi var olduğu halde uygulanmadığını, bunun sebebinin de, kişinin çalışıp çalışmadığına bakılmaksızın partisi tarafından korunması olduğunu iddia eden Atan, “Mesela şu an da bir işçi gidip bir partiye üye olup oy kullanabiliyor ama memura yasak var. Bu eşitsizlik değil mi?” diye sordu.

Özel sektör ezildiği halde, asgari ücrete yapılan 200 TL artışla şov yapıldığını ifade eden Atan, ülke de kişilerden ziyade sistemin değişmesi gerektiğini belirterek “Geçen yıl döviz fırlayınca, ürünlerin fiyatları tavan yaptı, sonra döviz düştü. Peki, fiyatlar eski yerine geldi mi? Hayır, çünkü kimse denetlemedi” dedi.

 

 

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar