KıbrısManşetRöportaj

“Aşkı arayanlar bu tepeye gelsinler”


Fikret Demirağ, Saksıda Sardunya, Şiir Tepesi ve Uluslararası Festival

Nezire GÜRKAN

 

Fikret Demirağ, çağdaş Kıbrıs Türk şiirinin en önemli temsilcilerinden. O aynı zamanda efsaneler, mitolojilerle beslenen bir aşk şairi. Geride yüzlerce şiir, tarihi bir isim bırakarak 2010’da hayatını kaybetti. O günden bugüne her yıl görkemli; adına, şiirine yakışır etkinliklerle anılıyor. Doğduğu, şiirine kaynaklık eden Lefke’de ve küçücük köy Bademliköy’de yapılıyor etkinlikler. Neden Bademliköy diye sorunca, bir aşk hikâyesi çıktı karşımıza. Fikret Demirağ şiiri Nuran-Yusuf Nidai aşkının köklerini atmış meğer, onlar da Fikret Demirağ’ı Bademliköy’e taşımış. Bu minik köydeki evleri “Saksıda Sardunya”, organizasyon merkezi haline gelmiş. Hem de gönüllü.  37 haneli Bademliköy, Akdeniz’i uç noktasına kadar gören muhteşem tepesiyle Fikret Demirağ’a adanmış. Belediye, üniversite de tereddütsüz katkı koymuş gönüllülere. Şimdi orada, denizin tepesinde küçücük bir açık hava tiyatrosu var ve bu görkemli manzara 3 yıldan beri dünyalı bir festivale ev sahipliği yapıyor.

Hafta sonu yapılacak anma etkinliği nedeniyle yoğun işleri arasında Sanatçı ve Yazarlar Birliği Başkanı Tamer Öncül’le konuştuk bu hikâyeyi.  Mesleği diş hekimliği olan Öncül, dernek başkanlığı yanında şair, yazar. Ama en önemlisi Fikret Demirağ’la yakın akrabalığı nedeniyle en iyi tanıyanlardan, hayat ve şiir geçmişinin tanıklarından. O yüzden ondan dinleyelim dedik, “yetersiz kalır, Nuran ve Yusuf da olmalı” dedi. Çünkü onlar Saksıda Sardunya ayağı,  Bademliköy’e hayat verenler, festivalin bu köye taşınmasına öncülük edenler.

 

Kıbrıslı Aborjin sahneye çıktı, bir aşkın ve bir festivalin tohumları atıldı

Önce Tamer Öncül’ü dinledik…

“Sanatçı ve Yazarlar Birliği olarak kaybettiğimiz şairler, sanatçılarla ilgili geleneksel bir ritüelimiz var yıllardan beri. Şiir Otobüsü. Kendi imkânlarımızla toplu olarak otobüsle gidiyoruz, şairlerimizi, sanatçılarımızı kendi yerlerinde yaşatmaya çalışıyoruz. Fikret Demirağ’ın birinci ölüm yıldönümünde, 2011’de otobüsü Lefke’ye sürdük. Doğduğu, yaşadığı, şiirini besleyen Lefke’ye.”

Lefke’deki anma etkinlikleri her yıl devam etti. Lefke Turizm Derneği’nin, belediyenin, üniversitenin de katkılarıyla Fikret Demirağ’ın Memeler Dağı’nın eteğindeki yıkılan evine anı plâketi çakıldı. Evin bulunduğu caddeye adı verildi. Köşedeki çeşmeye şiirlerinden dizeler yazıldı.

Herkese açık bu etkinlikler festival adıyla her yıl devam etti. İsteyen şiir okudu, isteyen şarkı söyledi veya anı anlattı. 2013’te düzenlenen etkinlikte, o güne kadar katılımcıların tanımadığı bir konuk, şiir okumak istedi. Bu katılımcı, Tamer Öncül’ün ifadesiyle “Kıbrıslı Aborjin”, Avustralya’dan kesin dönüş yapan Yusuf Nidai.

“Ne olduysa ondan sonra oldu. Hem bir aşkın, hem bir festivalin tohumları atıldı” diyor Tamer Öncül.

 

Saksıda Sardunya ile bir köy güncellendi

Bağlantısı neydi, niye ordaydı diye bu kez Yusuf Nidai’ye sorduk.

Daha 4 yaşındayken babasının işi nedeniyle Ankara’ya göç etmişler ailece. 20 yaşına kadar burada yaşamış. 1980 askeri darbesinin ardından Türkiye’yi terk etmeye karar vermiş ve Avustralya’ya gitmiş. Burada gazetecilikten çevirmenliğe, tiyatroculuktan dansa, müzisyenliğe kadar birçok iş yapmış. “Yapmadığım iş kalmadı” diyor. Evlenmiş, çocuğu olmuş, boşanmış. Sonra bir gün adaya dönmeye karar vermiş, 2010’da.

“46 yıllık göçmenliğin ardından 50 yaşında adaya döndüm. Birçok işim olmasına rağmen burada işe yaramadı. Ne iş yapayım derken, çocukluk arkadaşım Hüseyin Dağlı’nın teşvikiyle rehber olmaya karar verdim. Kurslara gittim, sınavlara girdim ve profesyonel rehber oldum.”

Lefke kökenli olduğu için o bölgeye yerleşmeye karar vermiş ve Bademliköy’de karar kılmış. Yeşilırmak’ın hemen yanında, denizin tepesinde, 37 haneli, 82 nüfuslu, gelip geçen çoğunluğun farkında bile olmadığı minicik bir köy.

“Doğal hayatı severim, sessiz, sakin. Bu köyden küçük, eski bir ev aldım. Onu tamir ettim. Adını da Saksıda Sardunya koydum. Bir kişiliği, kimliği olsun istedim. Kıbrıslı bir kimlik.”

Gelelim şiir okuduğu etkinliğe…

“Yurt dışındaydım yıllarca ama ülkeyi, Kıbrıs’ı hep yakından takip ederdim. Fikret Demirağ’ın şiirlerini, Akdenizli, Kıbrıslı ruhunu hep çok sevdim. Şiir okuma, oyunculuk deneyimim de vardı. Sahneye yabancı değildim. Anma etkinliği olduğunu duyunca gittim, şiir okumak istediğimi söyledim ve sahneye çıkıp Akdenizli şiirini okudum.”

Hayatımın şansıymış

Aynı etkinlikte, eski Yugoslavya göçmeni, Mekedonyalı, 14 yaşından beri Türkiye’de yaşayan Nuran da vardı. O da adaya, kızını Lefke Avrupa Üniversitesi’ne yerleştirmek için gelmiş. Kızını yerleştirecek ve dönecek.

Gerisini Nuran’dan dinledik.

“Etkinliğe, Yusuf nedeniyle gittim. Beni o davet etti, çünkü ben Kıbrıs’a gelirken, bir ortak arkadaşımız bana yardımcı olmasını rica etmiş. O da ilgilendi. Beni davet etti. Ama şiir benim hiç ilgi alanıma girmezdi, öylesine gittim. Yusuf da ilgi alanıma girmedi tanıştığımızda. Gara ve kısaydı. Biz, bizim rengimizde olmayanlara gara deriz. İlgimi çekmedi hiç başlangıçta, çok önyargılıydım.”

Aşk tesadüfleri sever. Şiir mi tetikledi?

“Yusuf sahneye çıktı, şiir okumaya başladı. Bir baktım, gara dediğim adam gara değilmiş. Kısa da değilmiş. Sen topuklu giydiğin için adam kısa görünüyor diye teselli halleri geldi kendi kendime. Ve galiba orda kendimle de yüzleştim. Ne olduysa orda oldu. Baktım, gara ve kısa dediğim adam, hayatımın şansıymış. Ondan öncesi ve ondan sonrası diye ikiye bölündüm. Kıbrıs öncesi ve Kıbrıs sonrası…”

 

Çocuklar şahit oldu, Bademliköy’ün kaderi değişti

Bu aşk çarpmasının ardından evlendiler. Nikâh şahitliklerini de Yusuf’un oğlu ve Nuran’ın kızı yaptı. Bademliköy’deki aşk yuvasında, Saksıda Sardunya’da yaşamaya başladılar. Ve bu evle birlikte köyün kaderi değişti, çünkü organizasyon merkezi haline geldi. Ardından da Fikret Demirağ’la ilgili mekân yaratıldı.

Etkinliklerin Bademliköy’e nasıl taşındığını Tamer Öncül anlattı.

“2016’da yine bir kasım sonu, Fikret Demirağ’ı anacağız Lefke’de. Yusuf, ‘bize gelin, bizim eve konuk olun’ dedi. Bir otobüs insan, bir eve nasıl konuk oluruz diye tereddüt ettik. Israr etti, gittik. Kendi elleriyle hazırladıkları börekler, limonatalar, likörlerle ağırladılar o kadar insanı. İnanılmaz bir konukseverlikle. Çoğu tanımadıkları insanlardı.”

Akdeniz’i bir uçtan bir uca gören tepesiyle bu doğa harikası köy, böylece merkez olmaya başladı. Saksıda Sardunya organizasyon; tepe, etkinlik alanı.

Yusuf Nidai’ye göre, Fikret Demirağ’ın şiirinin de kaynağı buralar.

“Bu bölge efsaneler, mitolojiler diyarı. Limnidi Kayalığı ile ilgili efsaneler ünlüdür. Bu da Fikret Demirağ’a çok uygun. Tam mekânı. Mitolojiler onun şiirinin besini.”

Belediye el verdi, Şiir Tepesi oldu

Lefke Belediyesi’nin finansmanı, köy muhtarlığının katkıları, gönüllülerin imece usulü çalışmasıyla kısa sürede düzenlemişler tepeyi. Servisler Saksıda Sardunya’dan, emek gönüllülerden, finansman belediyeden. Saksıda Sardunya’nın biraz aşağısında, lebi derya tepede minik bir anfi-tiyatro yapıldı. Adı da Fikret Demirağ Şiir Tepesi oldu. Tuvaleti, çeşmesi, yolu, ağaçlarıyla düzenlendi. Sokağın adı da değişti, Irmak sokak Fikret Demirağ sokak oldu. Ve son 3 yıldan beri etkinliklerin ana ayağı burası. Uluslararası festival niteliğinde, onlarca yabancı şairin de katılımıyla.

Bu yılki anma etkinliği, cuma günü Lefke’de başlayacak, cumartesi bu tepede devam edecek ve Pazar yine Lefke’de sona erecek. KKTC ve Güney Kıbrıs yanında İspanya, Türkiye, Almanya, İtalya,
Ukrayna ve Hollanda’dan sanatçıların katılımıyla yapılacak etkinlikte şiirler okunacak, müzik dinletisi sunulacak. Farklı ülkelerden gelecek konuklar bölge otellerinde ağırlanacak.

Aşkı arayanlar bu tepeye…

Etkinliklere katılanlardan adaya yerleşenler bile var. “Yıllardan beri Avustralya’da yaşayan, şiiri bana sevdiren Gündoğdu Gencer, bu etkinliklere katıldıktan sonra adaya yerleşmeye karar verdi. Bağlıköy’de ev aldı, tamir etti, oraya yerleşti” diyor Yusuf Nidai.

“Festival, etkinlikler, Fikret Demirağ ötesinde Kıbrıs Türk edebiyatının, Kıbrıs Türk şiirinin dünyaya tanıtılmasında önemli rol oynadı. İtalya’da, İran’da, İsrail’de, Portekiz’de gündem oldu, önemli dergilerde özel sayılar çıkarıldı” diyor Tamer Öncül de.

Son söz ise Nuran Nidai’den… “Aşkı arayanlar bu tepeye gelsin”.

 



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı