Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

AŞI KONUSU HAMASETE KURBAN EDİLEMEZ…

Yoksul ülkelerde Covid-19 aşılaması için oluşturulan ve ABD’nin üye olmadığı küresel bir yapılanma olan COVAX 2021 yılının sonuna kadar çoğu Afrika, Asya ve Latin Amerika’da bulunan orta ve düşük gelirli 91 ülkeye, en az 2 milyar doz aşı ulaştırarak, hastalık karşısında en korumasız insanların yüzde 20’sinin aşılanmasını sağlamayı hedefliyor… Bu haberin içinde bile yokuz.

Güney Kıbrıs 27 Aralık’ta AB ülkeleriyle birlikte aşılamayı başlatıyor. Bizim buralarda, yine maalesef hamaset odaklı lafazanlıklar.

Başbakan ve Sağlık Bakanı farklı şeyler söylüyor. Hem aşının kaynağı hem de miktarı konusunda.

Başbakan Ersan Saner, “Anavatan Türkiye’ye aşı gelir gelmez, ilk etapta toplam nüfusumuzun üçte ikisini aşılayabilecek kapasitede bir aşı tedarikiyle kampanyamızı başlatacağız” derken, Sağlık Bakanı Pilli “Güney Kıbrıs’a 1 buçuk milyon doz aşı gelecek; bu aşıların yüzde 30’u bizim; hakkımızı söke söke alırız” demekte…

Bakan Pilli daha da ileri giderek, aşının nerede depolanacağı ve nasıl uygulanacağı gibi konuların kendilerine sorulduğu şeklinde detaylar veriyor.

Sayın Pilli bir hekim, eminim ki hekim duyarlılığıyla Başbakan’dan farklı düşünüyor. İşte sorunumuz da burada başlıyor.

İki Toplumlu Sağlık Komitesi Eş Başkanı Dr. Cenk Soydan, Güney Kıbrıs’tan, Avrupa Birliği’nden gelecek aşılardan 250 bin kişi için aşı talebinde bulunulduğunu açıklarken, Komite’nin Rum Eş Başkanı Leonidas Filaktou bunu doğruluyor ve “Kıbrıslı Türklerin talebini aldık. Bundan sonrası için, aşıların Kıbrıs’a gelme sürecini ve siyasi düzeyde verilecek kararı bekleyeceğiz” diyor…

Bu tabloya bakıldığında, AB’nin de aldığı en güvenilir olan ve bizim herhangi bir başka yolla ulaşma imkanımız olmayan aşıya ulaşmak için, siyasi engellerin aşılması gerektiği görülüyor. Hani Pilli’nin dediği gibi “söke söke”…

Şu anda işi gücü bırakıp bunun üstüne gidiyor olmamız gerekirken, tam aksine nereden kaynaklandığı bal gibi bilinen bir propaganda ile “Hayır Çin aşısı gelecek, Türkiye’den getirteceğiz” yayınları yaptırılıyor. Yeni moda troller devreye konularak, “ölürüm de güneyden gelen aşıyı yaptırmam” sesleri yükseltiliyor.

Bu nasıl bir kafadır anlamak mümkün değil.

Sanki önümüze yüz binlerce doz aşı sunuldu da seçim yapıyoruz.

Yoksun be kardeşim, yoksun işte. Dünyanın aşıya muhtaç ülkeleri arasında bile yoksun.

Sağlığın ciddi tehdit altında, ekonomin bitmiş, sıfırı tüketmişsin, o aşıyı her nereden geliyorsa almak için çaba göstereceksin, diplomasi yapacaksın.

Yapmaz da hamasetin peşine takılıp şansını kaybedersen, bunun bedelini sadece sen ödemeyeceksin, bütün bir memleket ödeyecek.

Ne turizm cennetliğin kalacak ne üniversite cennetliğin…

Sokaktaki sade vatandaştan, casino sahibine, üniversite sahibine, esnafa kadar tüm kesimler gözünü dört açmalı.

Aşı meselesi de AB’nin Güzelyurt bölgesinde denizden su arıtmak için 2000’lerin başında yaptığı projenin engellenmesine benzemesin. Buna izin veremeyiz.

Eğer o aşıdan bize verilecekse ve bu hükümet tarafından ister oyalama ister işi yokuşa sürme yoluyla engellenirse bunun vebalini ödeyemezler. Dahası bir insanlık suçu işlenmiş olur.

Şimdilik, kamunun çıkarını gözetmekle görevli yönetenlerin en azından bu suçu işlemeyeceklerini umalım…

 YERİN KULAĞI VAR

 

DEMOKRASİ ŞÖLENİ:

Dış müdahalelerle sadece kurultayını ertelemeyen, ilk ikiye kalan adayı da adaylıktan çektiren UBP, sonunda mecburen tuhaf bir kurultay yaptı. Aday olmaya bile cesaret edemeyen Ersan Saner, ayak oyunlarıyla önce Başbakan, ardından parti başkanı oldu. Gerçek demokrasi kurultayında ikiye kalan iki isim Sucuoğlu ve Taçoy ise, Saner’in başkanlığını alkışlayarak kutladı. Bu yaşananları içlerine nasıl sindirdiler? Saner’i izlerken eminim içleri cız etti çünkü bu bir demokrasi yarışı değildi. Başbakan olacakken şimdi bakan bile değiller. Dünkü kurultay ile zincirin son halkası da takılmış oldu. Sevsinler sizin demokrasi şöleninizi…

 

TEŞEKKÜR EKSİK KALDI:

UBP’nin yeni Genel Başkanı Saner, “Hepinizin desteği ile genel başkan seçildim” diyerek partililere teşekkür etmiş. Bence birilerine ayıp etmiş. Kendisini o makama oturtanlara, müdahalenin dik alasını yaparak, birkaç ay içinde rüyasında bile göremeyeceği makamlara oturmasına neden olanlara teşekkür etseydi daha doğru olurdu. Allah’ın bildiğini kuldan saklamak da neyin nesi…

 

GÖRELİM BAKALIM:

Yamalı bohça hükümeti güven oyunu aldı, atanmış Başbakan düzmece kurultayda Genel Başkanlığı da aldı, artık iş yapma zamanı geldi. Mesela protokolde yer alan vatandaşlıklar konusu, hani karşı çıktığınız doğu bölgesi imar planı, memurun maaşı ve 13. maaş meselesi ne olacak? En iyi parayı biz alırız diyen, seçimde “Türkiye’yi sevenlerle ve sevmeyenler” diye toplumu bölen üçlü hükümet iktidarda. Artık açılır mı kesenin ağzı? Ne dersiniz? Yoksa Tatar hükümetinin akıbetine mi uğrarız?

 

BİLİMİ DEĞİL, SİYASETİ DÜŞÜNDÜLER:

Bize bir şey olmaz deyip, kendi koydukları kuralları es geçtiler. Üç beş kumarhane sahibinin çıkarını, toplumun çıkarından önde gördüler. Özel jet skandalı, karantinasız girişlere göz yumdular. Şimdi kalkmış, “vakalar artıyor, biz bunu kaldıramayız” diyor. Belli ki kontrol elden çıkmış. Kendisi doktor olan Sağlık Bakanı, artık bir politikacı gibi değil, doktor gibi düşünmeye başlayacak mı? Sonuçta hem kendine hem bu topluma yazık etmemeli.

 

YASEMİN HANIM NE GÜNE DURUYOR:

Ne diyor Ali Pilli, “güneye gelecek aşılarda bizim de hakkımız var, söke söke alırız”. İyi de bakanlığınız döneminde güneyden gelen ilaçları, “Rumun ilacına ihtiyacımız yok” diye reddederken aklınız neredeydi? Vekiliniz Yasemin hanım güneyden gönderileceği açıklanan 2 bin kutu ilacı “sadaka” olarak niteleyip, “Rum tarafının sadakasını” kabul etmemiş, “bu ilacın maliyetini kendi cebimden karşılamak suretiyle Türkiye’den getirmek için çalışmalara başlıyorum” dememiş miydi? Söyleyin Yasemin hanıma ilaçlar gibi, aşıyı da kendi cebinden getirtsin bir zahmet…

 

BÖYLE BAŞA, BÖYLE TRAŞ:

Hükümetin meyhaneleri kapatma kararının ardından bütün meyhaneler restoran oldu bir gecede. Adamlar haksız da değil. Eğer sen hükümet olarak böyle saçma sapan kararlar alırsan olacağı buydu. Onlar da biliyorlar ki hükümet bir karar alır ama, denetlemez. Çıkın sokağa bakın, bütün meyhaneler restoran adı altında işlerine devam ediyorlar, iyi de yapıyorlar. Hani bir laf var, böyle başa böyle traş diye. Böyle hükümete de böyle uygulama…

 

OLAN 175 KİŞİYE OLDU:

İçişleri eski Bakanı Ayşegül Baybars, bakanlığı döneminde 7 bin 683 vatandaşlık verdiğini dosyası hazır ya da birkaç evrak eksiği olan 8 bin dosyanın da beklediğini açıkladı. Vatandaşlıkların golifa gibi dağıtıldığı, kendi nüfusunun üzerinde insana vatandaşlık veren bir başka ülke yok dünyada. Ve ekliyor Ayşegül hanım, “Bu nüfus politikasının ülkede devlet politikası haline gelmesi gerekiyor” diye. İyi de siz 2 yıl o koltukta otururken bunu niye yapmadınız? Sorun, sadece vatandaşlıklarını iptal ettiğiniz 175 kişide miydi?

FOTO GÜNDEM: Yerel bulaşın aşırı derecede arttığı, önlemlerin artırıldığı ülkede, o önlemleri açıklayanlar, zaten seçimsiz geçeceğini bildikleri bir kurultay için, kalabalıkları topladılar. Ne aldıkları kararlarda ne uygulamalarında samimi olmadıklarını bir kez daha gösterdiler…

UBP Kurultayı