Köşe YazarlarıSürmanşet

Yeni Hükümet programı Meclis’te onaylandı, İcraatlar? 






Yeni azınlık Koalisyon Hükümeti programına baktığımızda bütünlük arz etmeyen alelacele her bir Bakanlık altında ne yapılacağı sıralanmış görüntüsü vermektedir..



Bunların büyük çoğunluğu her bakanlığın görev alanlarında esasen yapması gereken yasalarımıza göre günlük ‘rutin işler’ ve konulardır. Bunlar bile artık Programlara giriyor.. Diğerleri ise Türkiye ile imzalanan İktisadi ve mali İşbirliği Protokolünde yıllardır öngörülen ve gerçekleştirilemeyen diğer tüm projeler ve konular, yıllardır söylenen ancak her defasında tam tersi yapılan kamu reformu dahil diğer reformlarla veya mevcut yasalarda değişiklik için ve yasa tasarı çalışmaları ile ilgili çalışmalardır.



Başlıklar altında dağınık konular olduğu gibi aynı konular muhtelif defalar tekrarlanmış, çok farklı konular yan yana sıralanmış bir bütünlük arz etmeyen cümleler manzumesini içeriyor maalesef.

Her şey yapılacak, ve öngörülen çalışmaların tümü de 10 ay gibi kısa bir sürede tamamlanacak..  Halbuki Hükümet programının başlangıcında ‘2021 Ekim’de erken seçimine götürme hedefi’nde olduğu yazılıdır. Yıllardır bütün Hükümet programında sayılan ve yapılmayan çok sayıdaki işlerin ve projelerin, yasaların 10 ayda gerçekleşme ihtimali olmadığı veya en iyimserlikle çok zayıf olduğu cihetle, keşke yalnız bu dönemde yapılacak somut işler, somut projeler ve hizmetler öngörülse idi ve halk en azından seçime kadar yapılacak icraatların hangisinin gerçekleşebileceğini bir nebze görebilse idi.

Hal böyle iken, ve iç ve dış politikalarla ilgili bu kadar icraatın yapılacağını açıklayan Hükümetin bazı Bakanları ise daha masalarına  oturmadan ve Hükümet programı Meclis’ten onaylanmadan bile şimdiden en temel ve yasal konularda bile onu yapamayacağız şunu ödeyemeyeceğiz, imkânlar şöyledir böyledir diye sızlanmaya başladı. Programlarında 21 Ekim 2021 seçim Hükümeti olduklarını teyit ederken bazı Bakanlar ise daha ileri veya daha geri seçim tarihlerinden bahsetmekte, halka beyanat vermektedirler.

Halk nasıl itimat etsin bir gün başka bir gün başka söyleyen Yönetime talip Yöneticilere?. Örneğin daha bir hafta 10 gün önce Maliye Bakanı Olgun Amcaoğlu mali durumun iyi olduğunu, her türlü maaş ve piyasaya  ödemelerin ve 13 maaş ödemelerinin yapılacağını açıklamış, basında söylenen borçların doğru olmadığını 163 milyon borcun olduğunu -ki 9 milyarTL’ye yakın bir Bütçe hacmi içinde bu miktarın- önemli olmadığı bilinmektedir.

Durum bu iken, bir hafta sonra Yeni azınlık Hükümeti üyeleri ki çoğunluğu ayni Partiden aynı kabineden kişiler masalarına oturmadan tam ters beyanatlar vererek büyük borç olduğunu ve gerek özel sektöre işsizlik paralarının ve gerekse 13cü maaşların ödenmesini tartışma konusu yapmaktadırlar.

Çalışan insanların yasal haklarını her ay yüzüne vurmak gibi bilinçli ve Yöneticilik kapasitesine uymayan devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan daha doğrusu bu toplumun hak etmediği Yöneticilik tarzı uygulanmaktadır. Söylenenlerin Hangisi doğru?

Yasal hakların her gün tartışma konusu yapılması başka ve esas icraatlarda başarısı olmayan Yetkililerin, ülke çalışanlarını hedef göstererek icraata devam etmek istemesi, halkı aynı devlet içinde bölüp parçalaması, böl ve idare et zihniyeti, ülkesini sevenler için, dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Bu devlet ciddiyetine de yakışmaz. Son yıllarda 3-5 senedir bunu tartıştırmak moda oldu.

Bu da başarısı olmayanların  Halkımıza sürekli huzursuzluk pompalamaya çalışmasıdır ki buna hiçbir Yöneticinin hakkı yoktur. Başaramayacaksa istifa eder. Çünkü bu ülkede çok Kayıt Dışı Gelir vardır. Devlet gelirlerini yalnız bu alandan en az bir misline rahatlıkla çıkarabilir eğer Yönetim iradesi varsa. Bu pandemi döneminde dahi turizm ve eğitim ve daha bir çok sektörler nerede ise devre dışı kalmasına rağmen Devlet Bütçesi gelirlerinde azalış olmaması bu halkın bir ‘gelir yaratma kapasitesi’ olduğunu göstermektedir. Hem de Şahsi Gelir ve kazanç vergileri üzerine gidilmediği bir dönemde..

İcraat yapamayacak olanların ilgili görevleri kabul etmemeleri gerekir. Bir halkı kucaklayamayacak becerisinde olmayan  Hükümetin üyelerinin kendi zafiyetlerini örtmek ve dikkatleri başka taraflara çekmek ve halkı birbirine vurdurmaya çalışmak pek de iktidara talip olanlara uygun bir tarz olmamalı. Hükümetlerin görevi halkı rahatlatmak için Devlet ağırlığı ile hizmet vermektir.

Halkın şimdi Hükümete talip olanlardan ihtiyaçlarına cevap verebilmesi için kolları sıvaması gerekir. Bu gün Pandemi Hastanesinin acilen açılması yanında, sağlık konusunda Hastanelerin  acil ihtiyaçlarının personel, ilaç ve teçhizat karşılanması ve acilen Kovit 19 aşılarının temini ve halkın aşılanması beklenmektedir.

AB ülkelerinde programlı olarak Aralık ayının belli gününde başlayacağı açıklanmaktadır, ve KKTC sağlık Komitesi eş başkanı Sağlık Bakanlığı görevlisinin açıklamasına göre hem Güneyden hem Türkiye’den aşı istendiği ifade edildiğine göre bu aşıların en erken temin edilebilecek merkezlerden teminine ve zamanında aşılanmasına hem halkın sağlığı hem de sağlık konusunda rahatlama getirecek bu işlemin, ülkemizin ekonomik, mali, sosyal ve psikolojik açıdan da sıkıntılarını rahatlatacağı, önümüzdeki aylarda kısıtlamaların yumuşatıcı adımlar atılmasına da yol açacağı ve binlerce işletmelerin, üniversitelerin daha aktif faaliyete geçmesine ve ekonominin ve piyasanın canlanmasına neden olacağı cihetle çok önem verilmelidir.

Hükümetlerin halkı birbirine vurdurması değil tüm halkı kucaklayıcı önlemleri ve politikaları uygulaması birincil derecede önemlidir.





Başa dön tuşu