Köşe Yazarları

ARTIK BEN DE KIZIYORUM!


Ürettiğimiz her meyve sebze, süt ve mamulleri, hayvan ve eti falan… Ya ellerde kalmakta ya cepleri yakmakta…

Nitekim çok değil daha bir ay önce “narenciye dalında, enginar tarlada kaldı” feryatları medyanın manşetinden yükseliyordu.

Çarşılarda üzerlerindeki topraklarıyla satılan “patates” zaten oldum olası şikâyetleriyle her zaman gündemde… Üstelik kalitelisi ihraç edilmekte, artıkları da dünya pahasına Kıbrıslıya satılmakta! Ki o “pahalı” dediğimizin asıl şahı da “et” olmakta. NE var ki tüm bu keşmekeşe karşın zannediyorduk ki “süt ve ürünleri” yönünden bir sorunumuz yoktur. Meğer vardır hem de en büyüklerinden: Nitekim Hayvancılar Birliği Başkanı Naimoğulları diyor ki 50-60 bin ton süt elimizde kaldı!

Demek ki artık süt de ellerde kalmakta!

PEKALA sorun ne? “Plansızlık, programsızlık! Nitekim diyor ki Naimoğulları sütü satın alan “imalatçılar” hellim ve kaşarda 4.50 TL: destek almasına karşın süt üreticisinin sütünü almamakta bu nedenle de günde 50-60 ton süt üreticinin elinde kalmaktadır.. (Bakalım imalatçı da ne diyecek buna?)

Asıl facia şudur ama: “Koop. Süt ambarlarında 1 milyon ambalajlı süt birikmiş!” Çünkü süt imalatçısı devletten 4.50 TL. teşvik almasına karşın tutun ki “ihracat” yapmıyor.. Yada yapacak ekonomik sistem oluşturulmamış ki bakın bundan on üç gün önce Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından hazırlanan “12. Rekabet Edebilirlik Raporunda” 2019-2020 yıllarında KKTC nasıl yer almış: “141 ülke arasında 107. sırada!” Hatta Kıbrıs Türk Ticaret Odası bu sonucu öncekilere göre “gerileme” olarak belirtti!

VE örneğiyle birlikte anladık ki üretilen süt devletten teşvik almasına karşın imalatçı tarafından tutun ki hellim peynir haline getirilemiyor. Çünkü ve her halde ihraç mı edemiyor, bilemiyorum!

ANCAK “Kıbrıs Türk Ticaret Odasının Rekabet edebilirlik” raporunun hemen ardından bir beyanı daha olduydu. Medya bu açıklamayı “Teşvik Kaosu” olarak çektiydi manşetine. Nitekim KTTO raporunda diyordu ki “ülke ekonomileri için “kuvvet çarpanı” olarak kullanılan Devlet teşvikleri konusunda KKTC’de tam bir keşmekeş yaşanmaktadır. (“Kuvvet Çarpanı” askeri bir terim, insansız hava araçları için kullanılmakta.) Ve Ticaret Odası devamla şunu da hatırlatıyor:

“Teşvik Yasası günün standartlarını karşılamada ve ihtiyaçlarına cevap vermede ciddi anlamda yetersiz kalmaktadır. Projelendirilmiş teşvikleri belirleme yetkisi bir tek kişide toplanmaktadır. Ayrıca ithal kapsamındaki malların etkin kontrolünün olmadığı bu anomalilerin ise ülke maliyesine yıllık tahmini zararı ile vergi kaybı ise 120-150 milyon TL’dir…”

GEL DE KIZMA! Daha bir süre önce yine “Köşemden” bize kokmuş bozuk ithal peynirleri yediriyorlar diyordum. “Denetim yok” diyordum.. Hatta bir ara marketlerde TC’den ithal paket sütler satıldığını hatırladıydım! Şimdi de elde kalan elli altmış ton sütten bahsediyoruz!

(VE “not:” 1974’den beridir, şimdilerde nüfusu seksen milyonu orsa eden Türkiye ile ticari ilişkilerimiz hep şaibeli ve dengesiz oldu! Nitekim bir zamanlar gazeteci refiklerimle TC elçiliği tarafından Türkiye’deki bazı yerleri ziyaretlerde bulunmaya gönderilirdik de ne zaman bu ekonomik ilişkiler konuşulsa “kavga ederdim!” Çünkü TC’nin KKTC’ye ihracatı her zaman yüzde seksenleri aşarken, bizin TC’ye ihracatımız sıfır olarak gösterilerdi. Şimdiki durumu bilmiyorum fakat TC’nin şuradaki kıyı kentlerine bile ihracat olanağı bulsak (ki hellim gidiyormuş ama parasını bazen yıllar sonra alabiliyorlarmış) yeter de artar bile..)

…KISACA: Vallahi Sn. Tatar artık ben de kızıyorum! Siz ekonomistsiniz falan ama Başbakanlığınız döneminde KKTC’nin ekonomik ibresi bir tık bile ileri gitmedi!


Etiketler

Benzer Haberler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı