Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anlaşılamayan istifa…

 

Serdar Denktaş’ın basın toplantısını TV’den izledik…
Ne amacını, ne de bundan sonrası için hedefini tam olarak anlayamadık.
Parti başkanlığı duruyor.
Hükümet de duruyor.
Sadece kendisi, bakanlık görevlerinden ayrılıyor. Yerine yine kendisinin birini atayacağını söylüyor.
Sonra dönüyor; uzun uzun siyasetin halktan kopuk olduğundan, gerçek anlamda reform yapılamadığından bahsediyor.
O reformların yapılmaması bugünün meselesi değil ki… Kendisi 25 yıldır siyasette. 23 yıldır da bir partisi var. Geçen o 25 yılda defalarca hükümetlerde yer aldı ve kaos giderek büyürken, kendisi de bunun bir parçası oldu…
O bunları söylerken ben de düşünüyorum; şimdi bu istifa ile bunların hangisi sağlanacak?
Mesela, “Döviz aldı başını gidiyor, ben Ekonomi Bakanı olarak şunları yapmak istedim, engel oldular” dese…
Ya da, parti olarak hükümetten çekilse, anlayacağım. Ancak bu sadece kişisel bir çıkış…
Yaptığı izah, kabinede yer almadan, Meclis’te daha çok çalışma imkanı bulmak… Yine buna bağlı olarak, “yasama ile yürütmenin ayrılması gerektiğinden” söz ediyor. “Teknokrat hükümet mi” diyorlar, net bir yanıt vermiyor.
Basın toplantısı bir kafa karışıklığı ile sona eriyor.
Satır aralarında, TC Yardım Heyeti’nden şikayetler yaptığı dikkat çekiyor. Bir kaç kez aynı ifadeleri tekrar ederek;
“1996 yılından beridir TC Yardım Heyeti’nin yanlışlığına dikkat çekerek, değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması gerektiğini ortaya koydum… KKTC siyasetçisinin halka verdiği sözler vardır. Hedef ortaya konulması engelleniyorsa, kişisel ilişkiler ve karşıt düşünceler çerçevesinde önümüze engeller çıkarılabiliyorsa, hükümette oturmanın bir anlamı yoktur… Türkiye’nin hiçbir bürokratı, demokratik iradenin üstünde olamaz” diyor.
Hatırlarsanız, Mustafa Akıncı’nın Cumhurbaşkanı seçilmesi üzerine yaptığı açıklamada da “Türkiye’nin de KKTC politikalarını gözden geçirmesi gerektiği” şeklinde bir ifade yer almıştı. Hatta o zaman bizler, “ne alaka” demiştik.
İstifanın gerçek nedeni bu mu? Öyle olsa da, olmasa da, dünya kamuoyuna karşı verilen imaj bu. Şimdi “Türkiye Kıbrıs Türklerinin içişlerine müdahale ediyor” tartışmalarına güç vermeyecek mi? DP olarak, her dönem bu görüşü savunanlara karşı dururken, şimdi bu gerekçeyi öne çıkararak istifa etmesi de ayrıca ilginç…
Üzerinde çok düşünülmüş, hazırlık yapılmış bir karara benzemiyor… Tabii kendisi açısından bir birikimin sonucu, ancak yine de ani olmuş gibi. Zira daha Salı akşamı Basın Odası’nda gazetecilerin sorularını yanıtlarken, uzun vadeli projelerden ve kendinin yapacaklarından söz etmekteydi. Bu da kararının daha çok fevri bir karar, bir tepki olduğunu düşündürüyor…
Serdar Denktaş’ın istifası, hükümetle ilgili ortada dolaşan senaryoların çok dışında bir gelişme oldu. Yoksa acaba bu senaryolar yerine, kendi senaryosunu devreye koymuş mu oluyor…

Teknokrat ağırlıklı CTP-UBP koalisyonu mu?..

Son günlerde UBP’ye yakın çevrelerden sıkça duymaya başladığım ancak pek ihtimal vermediğim bazı iddialar vardı.
UBP Genel Başkanı Özgürgün’ün İŞAD’ı kabulünde söylediklerini okuyunca bu iddiaların, hiç de yabana atılacak cinsten olmadığına inandım.
Ne demiş Özgürgün, “Gerekli tedbirlerin alınabileceği ve radikal kararların verilebileceği bir hükümet yapısı gerekir… Erken seçim kararı alınır veya geniş tabanlı bir hükümette yer alma görevi verilirse, biz görevden kaçmayız…”
Şimdi de gelelim sözünü ettiğim UBP’ye yakın çevrelerin iddialarına… “UBP ile CTP’den bir grup, yeni hükümet formülü üzerinde gizli gizli görüşmeler yapıyorlar. Ve bu görüşmelerde önemli adımlar da atıldı. Hatta birçok konuda taraflar arasında uzlaşma da sağlandı. Yakında bunun kokusu çıkacak göreceksiniz. Toplum olarak CTP-UBP koalisyonuna hazır olunuz…”
Yazımı yazarken kulağım da, Serdar Denktaş’ın istifasını açıkladığı basın toplantısındaydı. Her ne kadar niye hükümetteki görevinden istifa ettiğini pek anlamasam da, 14 Haziran’dan sonra yeni bir hükümet formülünün hayata geçeceği sinyalini aldım. Ve duyduğum iddiaların doğruluk olasılığının fazla olduğu kanaatine vardım. Şimdi gözler 14 Haziran’da yapılacak CTP kurultayına çevrildi. Öyle görünüyor ki bu kurultay, sadece bir yönetim değişikliğine değil, ülke siyasetinin geleceğine de yön verecek olması bakımından oldukça önemli…
Sonuç olarak, Başbakan Yardımcısı Denktaş’ın hükümetteki görevlerinden istifası ile başlayacak yeni süreç ve 2013 seçimleri sonrası CTP/DP-UG koalisyon görüşmeleri sırasında Mehmet Ali Talat’ın, DP-UG yerine UBP ile kurulması yönündeki telkin ve açıklamalarını da hatırlayıp, bir değerlendirme yapmakta fayda var sanırım…

 

YERİN KULAĞI VAR
BU MAYA TUTAR MI:
Serdar Denktaş hükümetteki görevinden istifa etmiş. Sizi bilmem ama benim için sürpriz oldu. Parti içi krizlerle boğuşan ve her geçen gün kan kaybeden DP, çıkış yolu olarak Denktaş’ın istifasına karar vermiş. Küçülen ve dağılan partinin yeniden toparlanması ve biraz da gündem değiştirmek için atılan bir adım olarak geldi bana bu istifa. Nasrettin Hoca’nın göle maya çalması gibi. Mayanın tutup tutmadığını görmek için biraz bekleyeceğiz…
CTP’DE BU KAVGA BİTMEZ:
CTP’de önce bıyıklı-bıyıksız kavgası başladı, ardından belediye başkanları krizi çıktı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise “adayımız CTP’li değil” denilerek destek verilmedi. Hadi hepsinin ideolojik bir geçerliliği olduğunu kabul edelim ama şimdi parti içinde başlayan Yorgancıoğlu-Akim kavgasını nasıl izah edecekler. Vallahi Talat’ın işi zor, eline değnek almaktan başka çaresi yok gibi…
TARİH TEKERRÜR EDER:
Hatırlayacaksınız Eroğlu’nun Başbakanlığı döneminde ikametgah olarak kullandığı ev, eski cumhurbaşkanlarının ilgi odağı olmuştu. Önce rahmetli Denktaş orayı ofis olarak kullanmak istemiş ancak, dönemin Cumhurbaşkanı Talat izin vermemişti. Bu kez seçimi kaybeden Talat, orayı ofis olarak almak istemiş, o zaman da Eroğlu izin vermemişti. Şimdi ise Eroğlu’nun aynı bina için yaptığı talebi, binanın başka amaçlar için kullanılacağı gerekçesiyle Başbakan tarafından reddedildi… Ne kıymetli bir binaymış…
VATANDAŞ AHMAK YA:
Döviz kuru düştüğünde adam gibi indirim yapmayanlar, şimdi döviz artışını bahane ederek elektrik zammında diretiyor. İşin aslı, yandaşlara istihdam yaratmak. Yani halkın parasıyla Elektrik Kurumu’na istihdam edileceklerin kaynağını yaratmak. Kaynak hazır, nasıl olmasa vatandaş ahmak, öder ve unutur… Dün Başbakan söyledi, borçlanma konusunda da yasanın dışına çıkma talebi varmış. Buna nereye kadar tahammül edilecek bilmiyorum.
GENÇLER KAÇMASIN DA NE YAPSIN:
Devlet Planlama Örgütü, ülkede istihdam edilen 103 bin 149 kişiye karşın, işsiz sayısının 9 bin 320 kişi olarak tespit edildiğini belirterek, en yüksek işsizlik oranının Güzelyurt bölgesinde olduğunu açıklamış. Yani KKTC’de, çalışabilen nüfusun yüzde 8.3’ü işsiz. Ama araştırmada en ilginç tespiti, 15-24 yaş grubundaki genç nüfusun yüzde 20.3’ü işsiz… Gençler ülkeyi terk ediyor diye bağırıyoruz ama bu tablo karşısında terk etmesinler de ne yapsınlar…
BİRAZ SORUMLULUK LÜTFEN:
Bildiğiniz gibi KKTC Meclisi, pazartesi ve perşembe günleri olmak üzere haftada 2 gün toplanıyor. Dün yine Meclis vardı ve 10 vekil, gündem dışı konuşmak için adını yazdırmıştı. Ne söyleyecekler diye merak ettim ve izlemeye başladım. Ama konuşmacıdan çok, salonun boşluğu dikkatimi çekti. Konuşmaları dinleyenlerin sayısı ikiyi üçü geçmedi hatta, bir ara salonda sadece bir kişi vardı. Konuşmacıyı bırakın, bu yaptığınız, oylarıyla sizleri oraya taşıyan vatandaşa saygısızlıktır…

ZİRVEDEKİLER
Yeni Bakış Gazetesi: Vallahi kusura bakmasınlar ama sabah gazetenin manşetini okuduğumda herkes gibi ben de pek inanmamıştım. Ama gördük ki, günün ilerleyen saatlerinde gazetenin ortaya attığı iddianın gerçek olduğu ortaya çıktı. Yeni hayata geçmiş bir gazete olarak, böylesi bir habercilik örneği gösterdiği için Yeni Bakış Gazetesi’ni kutlamak istedim…

DİPTEKİLER
Yazıklar Olsun: Tam 3 aydır Şehit Ertuğrul İlkokulu’ndaki kaosu önlemekten aciz Eğitim Bakanlığı, gerekçeleri ne olursa olsun sendika ve greve destek vermeyen öğretmenler. Hiçbirinizin diğerinden farkınız yok. El birliği ile çocukların eğitim hakkını ellerinden alıyorsunuz. Oturup uzlaşmak yerine, inatlaşıp krizi uzatmayı tercih ediyorsunuz ya, yazıklar olsun hepinize…