Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Anket ve Gerçekler

Gezici şirketinin yaptığı son anket, partilerden farklı tepki gördü.

Sonucu beğenmeyenler anketin doğruluğuna inanmadıklarını açıkladılar.

Beklediği oranın üzerinde yer bulanlar ise, “sözkonusu şirketin bugüne kadar yaptığı anketlerin doğruluğunu” ileri sürdü…

Öyle ya da böyle, bu bir ankettir ve çoğu zaman da sandık sonuçlarıyla pek örtüşmeyebilir… Gezicinin dayanağı ise, burada yaptığı son seçim anketlerindeki başarısı…

Bundan önceki iki-üç ankette UBP uzak ara birinci parti olmasına rağmen, Gezici’nin anketinde halkın Partisi’nin bayağı gerisinde ( % 8 civarında) olması kafa karışıklığının en büyük nedenlerinden biri. Bundan önceki anketlerde % 12-15 arası oy oranına sahip görünen HP, inanılmaz bir artış göstererek %30’ların üzerine çıkmış…

Bir başka ilginç sonuç, daha önce % 5-8 aralığında seyreden TDP’nin oy oranınn bir anda % 10’ların üzerine çıkmasıdır…

Ama anketle ilgili dikkat edilmesi gereken nokta, kararsızların oranlarının belirtilmeyip, bu oranın partilere dağıtılmış halinin yayınlanmasıdır…

Bu durum bazı kuşkulara neden oldu ve anketin bir algı operasyonu olduğu tartışmaları getirdi…

Bir gazetenin Nisan 2017 tarihinde 2100 kişi ile yaptığı anket sonuçları Gezici anketinin tam tersi bir sonuç ortaya koyuyor. O ankette UBP %36’lık bir oy oranına sahipken, Gezicinin anketinde %31’le ilk sırada yer alan HP’nin oy oranı ancak %14 civarında görünüyor…

Başta da söyledim, yıllardır farklı anketler, araştırmalar yayınlanıyor. Özellikle son yıllarada yapılan

anketlerin pek de tutumadığını, sandıktan farklı sonuçların çıktığını biliyoruz.

Gezicinin savunması ise, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yakaladığı tam isabet…

Şimdi gelin bu anketi bugünün şartlarında doğru kabul ederek, partilerin durumuna bir göz atalım…

Anket Halkın Partisini %31’lik bir oranla ilk sırada gösteriyor. Vatandaşın yıllardır mevcut partilere duyduğu güvensizlik ve bıkkınlık, seçmenin mevcut partiler dışındaki bir alternatife yönelmesini haklı kılıyor. Ancak yine de “Özersay’ın partisi” algısını tam olarak kıramamış olması, vatandaşın önüne koyacağı kadroların belirsizliği, HP’nin en büyük handikaplarından birisi olarak duruyor. Herşeye rağmen, temiz ve genç bir kadroyla yola çıkan ve kurulduğu günden itibaren köy köy, kasaba kasaba ziyaretlerini ara vermeden sürdüren partiye toplumdan olumlu bir bakış olduğu, “denenmesi gereken” bir parti oladuğu gerçeğini de inkar edemeyiz. Kuruluşundan bugüne, KKTC çapında üçüncü turlarını tamamlamak üzereler. Bu bence çok önemli…

Bence olası bir seçimde, HP’nin aday kadrosu ve seçim bildirgesi yanında, kendini iyi anlatması, hepsinden önemlisi, alacağı oy konusunda güven vermesi halinde, bu rakamı yakalaması sürpriz olmaz…

Ancak, %23’lük oy oranı ile ikinci sırada gösterilen UBP’nin, olası bir seçimde bu oranın üstüne çıkabileceğini söylemek de sanırım yanlış olmaz. Son iktidar dönemlerinde yaptıkları onca hataya rağmen UBP’nin olası bir seçimde ilk sırayı zorlayacağı, beklenenin aksine seçimlerden zaferle çıkabileceği gerçeğini de görmemiz lazım. Çünkü yıllardır bu ülkede sandığa yansıyan oylar, ortaya koyduğunuz performans ve siyasi argümanlardan çok, belli zümrelere dağıttığınız manfaat ve imkanlarla değer bulur. Ve bu konuda uzmanlaşmış bir UBP’nin en kötü döneminde bile, menfaat ve avantaya dayalı kemik oylarını koruduğunu biliyoruz… Olası en büyük handikapları, çıkarttıkları üst yönetime yönelik çatlakların oluşmasıdır. Bunun üstesinden gelir, MYK’nın dediği gibi yönetime desteği koruyabilirlerse, en kötü ihtimalle seçimi ilk sırada tamamlayabilir veya atbaşı bir sonuç elde edebilir… Malum, bir önceki hezimet, parti içindeki güç çekişmelerinin sonucu olmuştur…

Olası bir seçimde, alacağı sonuç en çok merak edilen parti CTP olacaktır. Gezici anketinde %18 oy oranı ile üçüncü sırada yer alıyor. Son 3-5 yıldır parti içinde yaşananlar, sürekli başkan değişiklikleri ve iktidar dönemlerinde topluma verdiği sözlerin çoğunu yerine getirememesi, toplumda “düzene uydu, diğerlerinden farkı yok” algısını yarattı… CTP’nin, yeni ve genç başkanı ile bu sınavdan nasıl bir sonuçla çıkacak, seçmen üzerinde kaybettiği güveni yeniden nasıl kazanacak, sandıklar açılınca göreceğiz. Genel Başkan Erhürman, hataları açıkça itiraf ederek, parti ile vatandaş arasındaki kopukluğu yeniden kurmaya, güvensizliği tesis etmeye var gücüyle çalışıyor. Günlerini masa başında oturmak yerine köy ziyaretleri yaparak geçiriyor. Tabii, şimdilik durulmuş gibi görünen parti içi çalkantıların seçim döneminde ortaya çıkması tehlikesi var. Erhürman ve ekibinin başarısı da bu konudaki kriz yönetimine bağlı olacak…

Bir de YDP’nin giderek yükselen trendi var ki, onun durumu, seçimlerde asıl belirleyen olacak. Eğer Türkiyeli oyları bunca yıldır bütünleştikleri partilerden koparabilirse, işler değişebilir…

Yine de seçim bu kadar uzakket sonucu görmek asla mümkün değildir. Bu ülkede seçimlerin son gece kazanılıp, kaybedildiği gerçeğini de hatırlatmakta fayda var sanırım…

 


YERİN KULAĞI VAR

SEÇİM YOK DESELER DE:

UBP Merkez Yönetim Kurulu yaptığı toplantıda, son günlerde çok tartışılan 2017 son çeyreğinde erken bir seçime kapıları kapattı ve Özgürgün’e tam destek belirtti. Özgürgün’ün, “Oylarımız %40’ın üzerinde” açıklamasına rağmen partinin aldığı bu karar, aslında pek de inandırıcı olmadı. Ben yine de, bu yılın sonunda erken bir seçimin olma ihtimalinin oldukça yüksek olduğuna inananlardanım…

 

UBP’NİN RAKİBİ UBP:

Olası bir seçimde UBP’nin tek rakibi yine kendisidir. Özellikle bakanlık koltuğunda oturanlar ile diğer milletvekilleri arasındaki “karalama” kampanyası son günlerde hız kazandı ve toplumun diline düştü. Bakanlıklardaki rüşvet iddiaları aldı başını gidiyor. Ve işin acı tarafı da bu tür iddiaların, yine parti içinden birileri tarafından servis edilmesi. O nedenle UBP için olası bir seçim hezimetinin nedeni yine kendileri olacaktır…

 

İLK CİDDİ EYLEM: 

Yandaş ve akrabalara yapılan arazi tahsisleri ve uzun vadeli kiralamalara karşı ilk ciddi eylem yarın yapılıyor. Sendikalar, iktidar ortaklarının kendi yakınlarına ve çevrelerine rant sağlamak amacıyla her türlü peşkeşi yaptığını ifade ederek istifasını isteyecekler. Son yıllarda sendikalara karşı duyulan güvensizlik nedeniyle, Salı gün Meclis önünde yapılacak eyleme nasıl bir katılım olacağı da, sendikaların geleceği açısından önem taşıyor…

 

ONLARIN SUÇU MU?:

Bir gazetemiz büyük bir habercilik örneği göstererek!!!! isim  isim müşavir ordusu listesi yayınladı. İyi de bu insanların deşifre etmeyi gerektirecek suçları ne? Ortalama her yıl hükümet değişimi yaşayan bir ülkenin çarpık sisiteminin kurbanları. İsteyerek mi müşavir oldu bu insanlar. Belki de en verimli ve ülkelerine hizmet edecekleri bir dönemde siyasetin kurbanı oldular (istisnalar hariç)… Keşke müşavir ordusunu deşifre edeceklerine, onları müşavir yapan imzaları yazıp sistemi eleştirselerdi…

 

BUNUN BAHANESİ OLMAZ:

Turizm Müsteşarı açıklıyor, İngiltere’den gelen turist sayısında yüzde 70-75 düşüş var… Korkunç bir rakam, tarihe geçecek rekor… Sanırım 74’den sonra böyle bir düşüş hiç yaşanmadı. Sorry ama, bu yaz için rezervasyonlar yapıldığında da aynı insanlar yönetmiyor muydu bu Bakanlığı? Kolaycılığa kaçıp, geçmişi suçluyor Müsteşar… 2012’den sonra hep ihmal edilmiş. Oysa biz biliyoruz ki, İngiltere pazarına ayrılan reklam parası, her zaman için diğerlerinin hepsinin toplamından fazla olmuştur… Ben olsam, susar otururdum…

 

KAMU YARARI İKİNCİ PLANDA:

Ülkede vergiden, istihdama, finansmana ulaşmadan, devlet kaynaklarının paylaşımına her alanda kaos var. Adaletsizlik var… “Neden” diye düşündüğümde, tek sebebin yasal boşluklar olduğunu görüyorum. Sistemde kara delikler var. Ve giderek artan sayıda uyanık da, o kara delikleri kaçak ekonomi için kullanıyor. Dün bir gazetede vardı, oteller, geceleme başına belediyelere vergi ödemek zorunda. Ama tahmin edilebileceği gibi, oda fiyatlarını olduğundan düşük gösterip, korkunç bir şekilde vergi kaçırıyorlar. Bizim sorunumuz, kamunun kazancına öncelik verecek düzenlemeleri yapmamak. Bu durumda sistem, her türlü istismara açık…

 


ZİRVEDEKİLER

Özkan Yorgancıoğlu: “Türkiye ile Ekonomik Protokol imzalandığı ve bu icraatlar bu anlaşmaya da uymuyor… Protokolde yatırım için öngörülen arazilerin ihale ile verileceği öngörülüyor. Buna uygun davranmanız gerek. Yasa geçmeden ben bütün arazileri yağma hasanın böreği gibi dağıtayım anlayışı var. Hem anayasanın hem devlette görev alan milletvekillerinin hem de başbakanın nasıl davranması gerektiği bellidir. Bu yapılan hem yasadışı hem de etik dışıdır”…

 

 


DİPTEKİLER

Nüfuz Ticareti: Üç örnek var önümüzde, üçünün de literatürdeki adı, “NÜFUZ TİCARETİ”dir. Maddi çıkar olsa da, olmasa da… Basitçe şöyle; benim iktidarda işimi yaptırma olanağım var. Bir de elinde parası ve projesi olan var. Ben ona diyorum ki, “gel bana ortaklık ver, hisse ver, rektörlük ver, ben sana istediğin izni, arsayı, şunu bunu çıkartayım”. Çıkartıyorum da… Sokaktaki herhangi biri, ya da parası, projesi olanın kopartmayacağını ben kopartıyorum. Öyle “Ben de vatandaşım, dünya markasına otel yaptırıyorum… Dükkan da mı açmayım… Devletin yapamayacağını yapıyorum” sözleriyle basitleştiremeyecek kadar ciddi bir kokuşma var… Sorun google’a söylesin size…