Nasıl da bölündük…
Pilli’yi destekleyenler ve desteklemeyenler…
Sanki böyle bir eylemin herhangi birimize bir yararı varmış gibi.
Asıl gerçek UBP gelenekleri ve daha da önemlisi Eroğlu sonrasındaki vahşi adam yeme, öne çıkma meseleleri ve topluma verecekleri hiçbir şey bulunmaması. İşte bunu unutuyoruz…
Sayın Ali Pilli’yi en çok eleştirenlerdenim. Ta başından bir Bilim Kurulu ile çalışılmaması, yasanın kendine verdiği göreve rağmen Sağlık Bakanı’nın buna sessiz kalması… Kurul ile birlikte aldığı kararların Bakanlar Kurulu’nda yok sayılmasına uzun süre ses çıkartmamış olması, hatta değiştirilen kararlara imza atması… Sağlık çalışanlarının yaptığı organizasyon şikayetleri…
Sonra, sağlık sisteminin iyileştirildiğini kimse söylemesin. Teknik olarak onaylanmış tek bir projesi bile olmayan pandemi hastanesinden başka ne var ki? Ne kadroları güçlendirilebildi, ne organizasyon sağlanabildi. İşte aşı konusu en son örnek…
Ama bir düşünün; Sağlık Bakanı bağımsız bağlantısız mıdır? Bir Başbakan ve bir Bakanlar Kurulu var. Tatar’ın döneminde de bugün de Sayın Pilli’yi basın önünde yere göğe sığdıramadılar ama diğer taraftan yapılmasını istediklerini yapmadılar, tam tersine ülkenin sağlığına da ekonomisine de zarar veren kararlar aldılar. O günlerde hiç sesi çıkmayan Pilli, nihayetinde artık tam bir batağa gömüldüğümüzü gördüğü için, hükümetiyle ters düştüğünü hissettirmeye başladı. Bu durumda görevden alınmasına şaşırmaması gerekir, şahsen ben şaşırmadım…
Kendisi de en az benim kadar partisinin arkasını hangi dağlara dayadığını, kimleri kızdırmak istemeyeceğini, varlık sebebinin birilerine ayrıcalık yapmak olduğunu bilir. O nedenle uzun süre karşı bir çaba göstermemiş boyun eğmiştir. Mesela karantinasız giriş kararlarının altında Pilli’nin de imzası vardır.
Evet, denebilir ki, elinden geleni yaptı ama yetmedi, yetmezdi de zaten. Yetebilmesi için iyi insan olmak da yetmedi. Plana, projeye, bilimsel ortak akıla ihtiyaç vardı.
Bölünüp parçalanarak, asıl hedefi gözden uzak tutmak yapılacak en büyük yanlış olacaktır.
Şu anda galip gelen, yukarıda ne olduğunu sıraladığım kesimdir. Ve bu zihniyet hala görevdedir. Esas sorun budur. Pilli kalsaydı da gitse de sorun devam edecekti.
Kendi içlerinde hala böyle zamanlarda bile parti içi ayak oyunlarını her şeyin üstünde tutan bir anlayış bizi nereye götürebilir ki? Kalanlar ne yapacak? Derdimiz bu olmalıdır.
Hükümet etmek, suçu onun bunun üstüne atmak mıdır? İşte örnek, aynen Ünal Üstel’in suçlanıp görevden alınması gibi… Sorun, hükümetin kendisidir. 10 kişiyi idare edememektir. Doğruyu bulup uygulayamamaktır… Şu durumda bile, atamaları, görevden almaları kişisel siyasi gaile ile yapan bir Başbakan var.
Tüm vatandaşlar, hangi partiden olurlarsa olsunlar, olayı Pilli boyutundan çıkartıp bu anlayışı ısrarla sürdüreceğini açıkça ortaya koyan zihniyetten kurtulmak gerektiğine karar vermelidirler.
Önüne arkasına bakılmadan yapılacak açılımlar, bazı güç odaklarından gelen tehditlere koşulsuz boyun eğen icraatlar, bizi kurtaracak değildir.
Sonuçta Sayın Pilli’nin görevden alınması da dahil her iki hükümetin de tüm icraatları, kamunun yararını değil, sadece ama sadece iç politikayı, bencilliği, siyasi ikbali gözetmeye yönelik olmuştur.
Bize düşen bu oyunu bozmaktır. Seçimin bir an önce yapılması çağrımızı yüksek sesle dile getirmek, buna zorlamaktır.
Önceki gün Erkut Şahali’nin söyledi bir söz vardı, aynen öyle düşünüyorum; “Kabine değişikliğiymiş! Ali Pilli gitti diye değil ama gelenler ondan iyisini veremeyecek diyedir kızgınlığım”….
YERİN KULAĞI VAR
HEPSİNİ HAK EDİYORUZ:
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kıbrıs Türkü’nün iradesine alenen darbe yapıldığında tepkimizi gereği kadar yükseltmedik. Ardından UBP kurultayına müdahale yapıldı, kayyum bir başkan atandı yine kolayca yaptılar. Şimdi atanan kayyum Başbakan bir bakanı “yorulduğu” için görevden aldı diye yer yerinden oynadı. Kusura bakmayın ama yapılanlar az bile, aslında toplum olarak beş beterini hak ediyoruz…
KURULTAY DEĞİL, SEÇİM:
Pilli, 14 Mart’ta olağanüstü kurultay yaptıracaklarını söylüyor. Aman Tanrım, kurultay yapacaklar, büyük ihtimal bir başkasını seçecekler, o da bir hükümet kuracak, boşa harcanacak zamanı düşünün… Muhalefet artık kabuğundan sıyrılmalıdır. Sorumluluk bugün sessiz kalmayı değil, aksine sesini yükseltmeyi gerektiriyor. Ülke uçurumdan aşağı düşmeden erken bir seçimi zorlamalıyız…
ULAŞTIRMA BAKANI OLURKEN NİYE SES ÇIKMADI?:
İnsanlar Sayın Pilli’ye destek verirken, Ünal Üstel’in eski dosyalarını gündeme getirdiler. E, geçmiş olsun. Adı jet skandalıyla anılan ve hala aklanmamış olan Üstel, hem de Ulaştırma Bakanlığına atanırken aklınız neredeydi? Özellikle de UBP tabanından olan arkadaşlar, hiç bağırmayın, bu UBP normali… Keşke bu tepkileri o zamandan verseydiniz.
BAKAN ATARKEN PARTİYE SORULMAZ:
Resmiye Canlatay’ın Meclis Başkanlığı konusu, oylamaya tabiydi. Sonuçta kendi partisi oy vermedi. Ama bakanlık için seçilirken böyle bir kural yok. Ersan Saner tercihini Eroğlu ailesinden yana kullandı. Bizlerin vatandaşlar olarak başaramadığımızı, partisinin tabanı başaracak, onu siyasetten alacak diye düşünüyorum. Dün sosyal medyada gördüğüm “ölümüne UBP’liler”in yazdıklarından sonra, Saner tarihe seçim kazanmayan başbakanlar listesinden girecek gibi görünüyor…
CASİNOLAR İÇİN Mİ?:
Pilli’nin görevden alınıp yerine adı “özel jet” olayına karışan Üstel’in atanması kafalarda soru işaretleri yarattı. İddiaya göre Pilli’nin görevden alınmasının ardında kumarhanelerin açılmasına koyduğu tepkinin olduğu söyleniyor. Bu görev değişikliği ile casinoların kapılarının yeniden açılmasının hedeflendiği de gelen iddialar arasında. Keşke görevden alınmasına bu kadar alınan Sayın Pilli gerçekleri açıklama cesaretini de bulsa.
RUMDAN AL HABERİ:
Neresinden tutsan elinde kalıyor. Hastalıklı hayvanlarla dolu, hiçbir ülkenin girişine izin vermediği bir geminin Mağusa limanında olduğu haberini Rumlardan öğrendik. Onları da hayvanların açlıktan ölme tehlikesi bulunduğu konusunda uluslararası bir örgüt uyarmış, hani yardım ederlerse diye herhalde. O ana kadar şeffaf yönetimimizden çıkmayan ses, haber yayınlandıktan sonra geldi. Olay doğrulandı, sadece geminin limana yanaştırılmadığı da eklendi açıklamaya. Niye gemiyi derhal kıyılarımızdan uzaklaştırmadıkları ise muamma…
FOTO GÜNDEM: Slovakya, geçen hafta sağlık konusunda AB’den çok acil yardım talebinde bulundu. Oysa sadece 4 ay önce tüm halkına PCR testi yapan tek ülke olmuştu. Bugün hastaneleri dolmuş, ölüm oranı yüzde 30’a ulaşmış. Sebep, geçen yıl girdikleri rehavet sonucu yaptıkları yanlış açılımlar. Gelen haberlere göre, bunun sebebi de Slovakya koalisyon hükümetinin kendi içinde de birlik sağlayamayan istikrarsız yönetimi var… Sorun aynı olunca, sonuç da aynı oluyor, aynen bizdeki gibi.

































