Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Röportaj

Akdoğan, Türkiye-Rusya gerginliğini Havadis’e yorumladı

10 savaş 20 ihtilal görmüş 86 yaşında gazeteci Lütfü Akdoğan Türkiye Rusya gerilimini değerlendirdi. Akdoğan, Türkiye’nin Rusya ile boy ölçüşebilecek bir ülke olmadığını ifade ederek mevcut hükümetin Türkiye’yi bir savaşın eşiğine getirdiğini belirtti.  Yılların yıpratamadığı Lütfü Akdoğan Girne’de 32’nci kitabını yazmak için bulunuyor. İşte Lütfü Akdoğan ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi:

Soru: Türkiye’nin içerisinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Akdoğan:
Ülkeyi badireden badireye savaştan savaşa sokan bir iktidarın meşruiyetinden bahsedemeyiz. Damat Ferit Paşa dahi o tarihlerde ülkeyi bu kadar olayların içerisine sokmamıştı. Türkiye’nin her tarafı işgal edilmiş olmasına rağmen Paris Kongreleri’nde haykırıyordu. Burada Damat Ferit Paşa’yı savunmak amacıyla bir şey söylemiyorum ama o günlerde dahi Türk hükümetleri parçalanmış bir imparatorluktan kalma olmasına rağmen haykırıyorlardı. Şimdi imparatorluğu yıkan Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa’dan Tayyip Erdoğan’ın ve Ahmet Davutoğlu’nu ayırabilir miyiz. Şunu unutmamak lazım ki bugün Türkiye’nin bir Enver Paşa, Talat Paşa veya Cemal Paşa’ya ihtiyacı yok.
Soru: Yaşanan olayların Türkiye’deki yönetimin hatalarından dolayı kaynaklandığını mı düşünüyorsunuz?
Akdoğan:
Dünyanın hiçbir yerinde kabadayılık tavırları ile devlet yönetilmez. Tarihten yoksun insanlar devlet yönetemez. Geçmişten ders almayan liderler devlet yönetemez. Önümüzde kocaman bir Osmanlı İmparatorluğu tarihi varken bunlardan niye yararlanamadık. Maalesef 1950’den bugüne kadar gelen iktidarların hiç birisi başarılı değildir. Ve Türkiye bugünkü durumlara girmiştir.
Soru: Davutoğlu’nun “tüm komşularla iyi ilişki” stratejisinin çöktüğünü düşünüyor musunuz?
Akdoğan:
Atatürk’ün bir sözü var. Yurtta Sulh Cihanda Sulh diye. Biz ne yaptık bütün komşularımızla savaş halindeyiz. Rusya’nın komşuluğu önemlidir. Rusya, Amerika değildir herhangi bir batı ülkesi değildir. Yüzyıllardan beridir biz Rusya ile beraberiz. Ama Rusya kabul etmek gerekir ki bir süper güçtür.
Soru: Rusya, Suriye’ye inerek neyi amaçlıyor?

Rusya’yı Suriye’ye getiren Türkiye hükümetinin davranışlarıdır. Rus ordusunun Suriye’ye gelip yer açmasına neden olundu. Büyük devletler bazı oyuncaklarını bölgede oynatıyorlar. Ama şu anda Türk hükümeti şunu kabul etmelidir ki 1. Dünya Savaşından önce Osmanlı’nın yıkılışı için alınmış olan tedbirler verilmiş olan kararlar ne ise bugün Amerika ile Rusya Orta Doğu’da anlaşmıştır. Arkalarında İngiltere, Almanya ve Fransa vardır. Bunlar Orta Doğu’yu bölecek diye herkes kaygı içerisindedir.

Soru: Peki Türkiye bu çerçevenin neresinde?
Akdoğan:
Türkiye bu çerçeve içerisinde bakıldığında Türkiye artık bölünmeye mahkumdur. Bölünmüş gözüyle bakmak gerek. Kürt sorununu da büyük devletler yarattı. Biz büyük devletlerle işbirliği yapmasını beceremedik. Bir AB’ye giremedik. Doğuya bakışımız hükümet ilk göreve geldiğinde Orta Doğu ülkeleri ile güzel ilişkiler kurdu. Bütün bunlara rağmen biz Arap ülkeleri ile istediğimiz siyasi, iktisadi ve kültürel bağlarımızı kuramadık. Liderlik havası içerisinde maalesef bütün bu ülkeleri darılttık. Türkiye’nin maceralara ihtiyacı yoktur. Türkiye’nin ihtiyacı akıl, bilgi ve kültürdür. 6 ayda akılcı yolda sorunlar çözülür. Vatandaşın istediği ile hükümetin yaptıkları arasında farklılıklar var. Ülkeyi bu duruma sokan bir hükümet yüzde kaç oy alırsa alsın bana göre gayri meşrudur. Türkiye’de istifa diye bir müessese var maalesef hiçbir zaman çalışmadı. Hükümetin derhal istifası gerekir. Ülkeye milli bir koalisyon şart. Ordu görevini yapamıyor diyemeyeceğim ama bir siyasi baskı altındadır.
Soru: Türkiye ile Rusya’nın savaşması dünyayı nasıl etkiler?
Akdoğan:
Bir savaş olacaksa bu üçgen içerisinde olacak. Lazkiye’de Ruslar, İncirlik’te Amerikalılar, Kıbrıs’ta İngilizler. Bölgenin stratejik kritik vasıfları yüzyıldan beri hazırlanmış. Durup dururken Ruslar Lazkiye’ye gelmediler. Bizi bu duruma getiren hangi siyasi sebepler. Birisi denize itti Türkiye’yi ve maalesef Türkiye bu denizde boğulmaya mahkum bırakıldı. Savaştan önce yapılmış olan bütün anlaşmaları göz önünde tutmamak lazım. Türkiye ile Rusya savaşı başlarsa NATO bence Türkiye’nin arkasında durmayacak. Yapılan açıklamalar Türkiye’yi yalnız bırakıyor.
Soru: Rusya ile ilişkiler Türkiye’yi ekonomik olarak nasıl etkiler?
Akdoğan:
Siyasetle ekonomi yan yana gidiyor. Türkiye’de zaten halihazırda 22 milyon aç insan var. İthalat ihracatı zaten ahım şahım değildir. Ufak bir olayda dolar arttı. Demek ki ekonomi zayıf. 17 saniye gibi bir zaman içerisinde dağlık sınırlarını aşan bir uçak vurulmaz. Yunanistan’da her gün sınır ihlali oluyordu. Bu hazırlanmış bir komplodur. Bunu hazırlayan da Amerika’nın ta kendisidir. Biz büyük bir yanlışlık içerisindeyiz. Cumhurbaşkanının da durumu ciddi şekilde değerlendirmesi gerek.
Soru: Kıbrıs sorununda BM nezdinde yürütülen müzakereleri nasıl yorumluyorsunuz?
 Birleşmiş Milletler’e intikal etmiş ve çözülmüş hiçbir olay yoktur. 65 yıllık gazeteciyim ben daha böyle bir olaya rastlamadım. BM’ye müracaatı gereksiz bulurum. Ben BM’yi ciddiye almıyorum. BM’nin yerine daha ciddi bir kurumun kurulması gerekir. BM’nin elinde ciddi bir ordunun olması gerek.
 

Lütfü Akdoğan Kimdir?
24 Temmuz 1930’da o sıralarda Fransız işgali altında bulunan Antakya’da doğdu. İlkokulu Fransızca ve Arapça okuyarak bitirdi. 1943 yılında İstanbul Haydarpaşa Lisesi’ne geldi.
YENİ SABAH’ta polis-adliye ve savaş muhabiri olarak çalışmaya başladı. Bir süre sonra  yeni çıkan TERCÜMAN’a geçti.
TERCÜMAN ile de yolları ayrılan Lütfü Akdoğan sırasıyla AKŞAM gazetesi ve YENİ İSTANBUL gazetesine istihbarat şefi oldu.
Bundan sonra ise ilk gazete çıkarma deneyimini Kasım Gülek’in önderlik ettiği bir gurupla TANİN gazetesini çıkararak yaşadı. Bu girişim o dönemdeki politik şartların elverişsiz olması nedeniyle uzun sürmedi.
En son TERCÜMAN gazetesinin yeniden yapılandırılarak çıkartılmasında büyük bir rol oynadı; ülkenin dış politikasına yön veren yazılar, röportajları ve o güne kadar yapılmayan yenilikleri uygulamasıyla gazeteyi dönemin en yüksek tirajlı gazetelerinden biri haline getirdi.
Lütfü Akdoğan, aynı dönemde 1965–1969 yılları arası Adalet Partisi Konya Milletvekilliği yaptı. Parlamento’da bulunduğu dönemde Dışişleri Komisyonu ile Basın ve Turizm Komisyonu üyelikleri görevlerinde bulundu.
Milletvekilliği esnasında dahi mesleğinden kopmadı ve 1967 ile 1973 Arap-İsrail Savaşları’nda harp muhabirliği yaptı: çok önemli röportajlar gerçekleştirdi.
Bab-ı Âli’den ayrılmış olmasına rağmen 1992 yılında HÜRRİYET gazetesinde yayınlanan ropörtajı ve çok daha sonraları kimi zaman konuşmacı olarak katıldığı, kimi zaman da kendisi ile röportaj yapıldığı KANAL 6, NTV, ATV, HABER TÜRK, FLASH TV, ULUSAL KANAL gibi televizyon kanallarındaki programlarla da bu mesleğe olan sevgisini, saygısını ve muhabirliğe başladığı ilk günkü heyecanını hiç kaybetmediğini tüm genç meslektaşlarına örnek olacak şekilde gösterdi ve aynı şevkle çalışmalarına devam ediyor.