Koalisyon senaryoları muhtelif…
En çok dillendirilen, DP ile yeniden, ancak teknokrat ağırlıklı bir hükümet…
Serdar Denktaş’ın da geri çekilmesi, akla bu işin temellerinin daha önce atılmış olabileceği ihtimalini getiriyor…
Diğer taraftan, CTP’nin yeni seçilmişlerinden de, eskilerinden de UBP ile koalisyon ihtimalinin dışlanmaması gerektiği yönünde söylemler geliyor…
Bunlardan biri ve dikkate alınması gereken bir isim Ferdi Sabit Soyer. Soyer, “DP ile aksaklıkların olduğu malumdur. Ancak TDP var UBP var. Bilincimiz asla ‘onlar ve biz’ anlayışı içinde olmamalı. Bu yaklaşım toplumdan uzaklaştırılmalı. Bunun Türkiye’de nasıl bir ayrışmaya dönüştüğü ortada… Kimse ‘asla onlarla koalisyon kurmayız’ dememeli” diyor.
Geçmiş UBP yönetimleriyle koalisyonu başaramamış, her gittiklerinde ellerine çok maddeli şartlar verilmiş biri olarak Soyer’in, bugün bu değerlendirmeyi yapıyor olması dikkat çekici…
Tabii UBP’de de bir değişim hazırlığı var. Her ne kadar dillendirmeseler de, geçen 30 yılın bıraktığı izlerden onlar da rahatsız. Hem ülkeye, hem partiye verilen tahribatın ortadan kaldırılması gerektiğinde hemfikirler. Pek çoğu o yıkım dönemlerinin icraatlarına bulaşmış olsalar da, isimlerini temize çıkartmanın derdindeler. Yeni bir koalisyon ihtimali karşısında gelen açıklamalar da bunu gösteriyor.
CTP’de de durum pek farklı değil. Söylemleri, iktidara gelmeden önceki tutumları ne olursa olsun, özellikle son dönemde gördük ki, koltuklara oturulduğu anda, bir önceki iktidarın yararlandığı nimetlerin üstüne balıklama dalabiliyorlar. Ülke yararının önüne, bireysel, zümresel, örgütsel çıkarlar konabiliyor…
Velhasıl tüm partilerde hastalık aynı…
Şimdi CTP’nin başına geçen Mehmet Ali Talat da, hiç bir partiyi kayırmadan, genel olarak siyasete bir teşhis koymuş bulunuyor. “Adalet ve güven.”
Talat, ülkede adaletin ve güvenin yeniden tesis edilmesinin derdinde. Bu ikisinin eksikliğinin, tüm sorunların anası olduğunu düşünüyor…
Daha önce açıkladığı 25 maddelik manifestosunda da, “hukuk devleti, demokrasi ve sosyal devlet ilkelerinin hayata geçmesi”nden söz etmekteydi. Particilik, adamcılık gibi saplantıları olmayan ve ülkeye şöyle tepeden, objektif bir gözle bakabilenler, zaten sorunun bu ilkelerin bir şekilde ayaklar altına alınmasından kaynaklandığını görürler…
Yine Talat’ın o 25 maddesinin ülkenin sorunlarına ilişkin diğer saptamalarına karşı çıkacak birinin de olacağını sanmıyorum. Tabii devlet kaynaklarından nemalanmayı meslek edinenler hariç…
Daha değişik bir ifadeyle söyleyeyim, hedefi kendi için değil, toplum için, ülke için bir şey yapmak olan herkes, bu sakatlıkların farkındadır. Bunları kimin söylediğinin de önemi yok. Eğer maksat gerçekten iyiye doğru bir değişimse, herhangi bir koalisyonun yürümemesi için sebep yok. Ve sonuçta bu bir kaç temel prensip, herhangi bir koalisyon için asgari müşterek olabilir. Hatta olmalı… Zira, halkın da beklentisi bu.
Önce adaleti ortadan kaldıran uygulamalara son verilecek, sonra da güven kendiliğinden gelecek…
Bu da tek başına yeterli değil tabii. Geçmişin karanlık zihniyetini bir tarafa bırakma konusunda kararlılık şart. Değişimin, dönüşümün kenarından köşesinden yan çizmeye kalkana “dur” diyebilmek de lazım. Yani sadece iyi niyet de yetmiyor…
Nitekim son dönemde, iyi niyetli yöneticiler de gördük. Ama etraflarına söz geçirmeye güçleri yetmedi. Sonuç, hüsran…
Demem o ki, memleketin esas sorunları belli. Bu temel sorunlar konusunda hemfikir olup elini taşın altına koyanlar kazanacak, diğerleri elenecek.
Kimse artık böyle gelmiş böyle gider hesapları yapmasın…
Değişime direnen, bu kez saf dışı kalacak…
YERİN KULAĞI VAR
UBP PUSUYA YATTI:
CTP Kurultayı’nın ardından partilerde iktidar hesapları yapılmaya başlandı. CTP-DP koalisyonunda yaşanan sıkıntıları yakından takip eden ana muhalefet UBP’de gözler, oluşacak yeni hükümete çevrildi. Hükümette DP ile yaşanan sorunları iyi bilen UBP’liler, CTP ile olası bir koalisyon için yeşil ışık yakmaya başladılar bile. Aslında niye olmasın, UBP ile DP’nin ismi dışında ne farkı var ki…
TEKNOKRAT HÜKÜMET:
CTP’nin hükümet ortağı ister DP ister UBP olsun, oluşacak yeni kabinenin büyük oranda teknokrat ağırlıklı olacağı iddiaları ciddi ciddi konuşuluyor. Mevcut CTP-DP kabinesinde sadece Maliye ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarında oturan iki teknokrat bakan sayısının, yeni hükümette artacağı iddia ediliyor. Yine iddia ya göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Gürpınar yeni kabinede yerini korurken, Maliye Bakanı Mungan’ın ise değişme ihtimali yüksek görülüyor…
TOP YARGIDA:
Günlerdir bu sayfadan sorduğum bir soruya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Aziz Gürpınar, Star Gazetesi’ndeki söyleşisinde yanıt vermiş. 2014 yılı içerisinde meydana gelen iş kazalarında 13 tanesi ile ilgili soruşturmanın tamamlandığını, dosyasının Başsavcılığa gönderildiğini, 2015 yılı içerisinde meydana gelen iş kazaları ile ilgili de 2 dosyasının savcılığa gönderildiğini söylemiş. O halde, sorun yargıda. Her ay neredeyse bir iş cinayeti işlenirken, yargının da konuya öncelik vermesi gerekiyor. Bir kaç tanesi ölüme sebebiyet vermekten, ihmalden ceza alsın bakalım, aynı şekilde devam edebilecekler mi…
GEÇ BİLE KALDILAR:
KKTC Meclisi de tıpkı okullar gibi yaz tatiline giriyor. Okullar gibi diyorum çünkü, okuldan farkı yok. Onlarda öğrenciler gibi birbirleriyle kavga ediyorlar ama teneffüse çıkınca da barışıyorlar. Şimdi tatilin keyfini sürsünler. Zaten vekaleten duran bir hükümet vardı, yeni döneme yeni bir kabineyle gireceğiz herhalde. Kimlerin sınıfta kaldığını, kimlerin geçtiğini de o zaman öğreneceğiz…
UNUTTUK GİTTİ:
Daha bir ay önce neredeyse tüm gazetelerde AK Parti’den aday adayı olan Din İşleri Başkanı Talip Atalay’ın haberlerini okuyorduk. Görevinden istifa etmeden aday olması ve buradaki din adamlarını propagandasında kullandığını eleştirdik durduk. Dün Ramazan mesajını okurken aklıma geldi. O kadar eleştirilen Atalay ile ilgili ne yaptı bu hükümet? Boşuna dememişler Kıbrıs Türkü olarak “balık hafızalıyız” diye…
ZATEN ORUÇTAYIZ:
Ramazan ayı yarın başlıyor. Müslümanlar Ramazan nedeniyle, bir ay boyunca oruç tutacaklar. Millet ülkedeki ekonomik sıkıntı nedeniyle günde bir defa yemek yemeye alıştı, onun için bu yıl oruç tutmak pek sorun olmayacak… Vatandaş açlığa talimli…
ZİRVEDEKİLER
Ferdi Sabit Soyer:
“Demokrat Parti ile aksaklıkların olduğu malumdur. Ancak Toplumcu Demokrasi Partisi var, Ulusal Birlik Partisi var. Bilincimiz asla ‘onlar ve biz’ anlayışı içinde olmamalı. Bu yaklaşım toplumdan uzaklaştırılmalı. Bunun Türkiye’de nasıl bir ayrışmaya dönüştüğü ortada… Kimse ‘asla onlarla koalisyon kurmayız’ dememeli…”
DİPTEKİLER
Hadi Canım Sende:
Konu üniversite adası diye övünmeye geldiğinde beş harmanlık yer isteriz ama iş, bunun gereğini yapmaya geldi mi de, dut yemiş bülbüle döneriz. Başbakan Özkan Yorgancıoğlu ve İçişleri Bakanı Teberrüken Uluçay’ın ısrarla çöp alanı yapılmasını istediği ormanlık bölge Girne’de GAÜ’nün hemen yanı başında. Bereket versin tüm örgütler karşı çıkıyor. Yoksa, siyasilere kalsa çoktan yapıverecekler…
































