Ada gitgide ısınıyor..

31 Ağustos 2018 Cuma | 09:53
Eşref Çetinel

Dövizden kaynaklı “kriz” elbette gün gelecek normal seyrine dönecek.

Fakat siyasi sorunla ilgili ayni yargıda bulunamıyoruz. Aksine, “inşallah beterin beteri olmaz” diyoruz!                                                                                                                                Çünkü dün de yazdığımca Kıbrıs gitgide bir ateş çemberinin içine sıkışıyor. Üstelik “kendi siyasi  sorununa da yabancılaşıyor çünkü bölgede olaylar ve aktörler artarak değişiyor!

Mesela daha bir iki gün öncesine kadar TC’nin Kuzey’de hava ve deniz üsleri oluşturması gibilerinden bir haber yoktu. Birdenbire ortaya çıkması olasılığı da çok zayıf.

Demek ki bilemediğimiz bir süredir, Türkiye’nin böyle bir niyeti vardı ki şimdi karar aşamasına geldi.. Büyük olasılıkla buna mecbur kaldı çünkü  Kıbrıs gitgide Türkiye’ye (çok) gerekli olan  stratejik konumuyla öne çıkıyor.  İngiliz’i, Amerika’sı, Rus’u, İsrail’i, Yahudi’si  hatta Fransız’ı bile adada cirit atarken, Türkiye’nin bir kolordu ile Kuzey’de sıkışık durumda kalmasını beklemek zaten mümkün olmayacaktı. Ki gitgide ciddileşirken kritikleşen büyük sorunlardan biri de  Rum’un hidrokarbon yataklarıdır..

BU nedenle anlıyoruz ki  eğer bölgemizde bir “siyasi iyileşme” olmazsa, Türkiye’nin de  adadaki üsleriyle  yerini alması kaçınılmazdır..

Bu gelişme tabi ki çözümü olumsuz etkileyecektir. Olası çözüm için Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de dengelerin yeniden sağlanması gerekecektir.. Oysa şimdilerde sadece  çatışma olasılıkları vardır!

BEN bu “üsler” konusunu yazarken henüz Rum tarafından bir tepki gelmediydi.. Aslında Rumun bu konuda tepki gösterecek ne yüzü vardır ne suratı çünkü adanın Güney’ini  askeri üslerle dolduran  kendisidir!

Buna karşın tabi ki soracağız: “Peki hiç mi müzakereler başlamayacak. Hiç mi çözüm arayışları olmayacak?”

Ne diyorduk. Bu iki halk Kuzey’de ve Güney’de iki komşu olarak yaşıyorlarsa ne müzakereler  biter ne çözüm arayışları..

ANCAK bu kez Annan planı ile Guterres çerçevesini aşan yeni bir plan ortaya  çıkar bu da son zamanlarda Rum’un da seslendirdiği gibi “kadife bir ayrılıkla iki bağımsız devlet oluşumudur.”

Daha doğrusu zaten Rum devleti vardır, Türk devletinin de Kuzey’de resmen tanınmasıdır…

…Hele  üsler konusunda Rumun tepkisini görelim yine konuşuruz!

**********                                                                                                                  PARA İLE OYUN OLMAZ!  

Döviz vursa da vurmasa da.. Tedbirler alınsa da alınmasa da.. “Para ile oyun olmaz!” Ne bankalardakilerle ne ceplere girenlerle!

Bu konuda geçmişimiz bugünlere misal teşkil edecek kadar zengindir!

MESELA daha 1974’de Ecevit’in maliye bakanı olan Ziya Müezzinoğlu’nun (benim o yıllardan  beridir her aklıma geldiğinde esefle yazıp söylediğimce) bir gecede Kıbrıs lirasından TL’ye geçerken ve bir Kıbrıs lirası eşittir 36 TL’dir denirken; belki başka çare yoktu ama toplumun bu kararın faturasını nasıl çok ağır ödediğini hiç unutmadık!

Nasıl ki 2001’lerdeki krizi de  unutmadığımız gibi!  Bankalara olan  borçlarımızı bankaları krizden kurtarmak için  ya sterline yada dolara çeviriyorlardı! Sonrasında ise dövizle olan  borçlarımızı öde öde bitiremiyorduk hatta hâlâ ödemeye devam ediyoruz…

Şimdi de dolar, sterlin, yuro borçlarını TL’e çeviriyorlar!

Yani “ulusal bir para birimimiz, dolayısıyla borsamız, hazinemiz, altınımız falan yok ama yine de para ile oynuyoruz!”

Dörtlü koalisyon hükümeti istediği kadar Türk lirasını dövizle sabitlesin.. Serbest piyasada uygulama  dövize indeksli  olacak!                                                                                                                                              *****

FAKAT şu andaki en büyük sıkıntı, aslında yıllarca önce çözülmesi gereken ek mesailer gibi  bir sakat sorunun hükümet tarafından gündeme taşınmasından koptu..

Ortada yine “para ile oynama var!” Ki yıllarca  Hükümetin bütçesini tırtıklayan “ek mesailer” aslında maaşların yanı sıra   “beleşinden kazanılan para” sayılması gerekirken, şimdi bakıyoruz  sendikaların da sayesinde helal süt gibi resmen “alın teri” olmuş!

DÜN de yazdığımca. Hükümet mevcut “krizi” bir dizi “tedbirler” başlığı altında “olağanüstülük”  parantezine alarak “aklında ve programında olan kamudaki o büyük değişimi devreye sokmak istedi..

Nitekim Başbakan’ın “seferberlik” çağrılarının ardından gündeme sürülen “tedbirlerle” başlayan operasyonlar sadece ek mesaileri değil, döviz cinsinden kiraların sabitleştirilmesini de getirirken,  TL’ye endeksli bir yeni parasal dönem başlatıldı. Yani para ile oynamaya devam!

FAKAT zamanlama yanlış! Zaten kriz “döviz” dediğimiz paradan kaynaklı. Çarşı pazarlarda yarattığı “pahalılık”  artık insanların canlarını yakıyor çünkü aslanın ağzına düştü..

Eee sen tam bu kaos ortamında milletin “seferberlik fedakârlık” diye cebine saldırırsan, kimse vatan millet dinlemez greve de gider, isyan da eder!

Kısaca azıcık sabır. Para ile oyun olmaz!

**********

   KISACA TAKILDIĞIM: (DÜRTÜP BULAŞMAYIN!)

Türkiye’de Erdoğan  Papaz Brunson uğruna seksen milyon, artı KKTC’i de son yılların en büyük mali krizine soktu.. Daha başka bir yol yöntem yok muydu bilemiyoruz! Sonuçta Trump’ın şerrine uğradık!

Gelelim bize: Yıllardır sayesinde yaşıyoruz ama “şükür ve şükran” demeyi zül sayıyoruz! Üstelik camı çerçeveyi çoktan kırmış, bir ayakları Güney’de  “bazılarımız” daha ileri giderek Türkiye’ye işgalci yayılmacı da diyorlar, Kuzey’i terk etmesini de istiyorlar!

Be arkadaşlar çok dürtmeyin! Fincancı katırlarını ürkütmeyin! KKTC’nin  “papazı” olmayın!