Güney KıbrısKıbrısKöşe YazarlarıSürmanşet

Açılamayan Çiçek – 3

İŞİN ÖZÜNE DAİR: AKEL, KKP’ye karşı






Yazan: Kiriyakos Cambazis

Çeviren: Bekir Azgın

 

[Bu yazı AKEL partisinin 90. kuruluş yıldönümü münasebetiyle 2016 yılında kaleme alınmış ve Politis’in internet gazetesinde yayınlanmıştır. Yazıya daha sonra ufak tefek eklemeler yapılmıştır. Kıbrıslı Türkler için yararlı bilgiler içerdiğini sanıyorum.-BA]

Başta Ezekiyas Papayuannu olmak özere AKEL liderliği, Enosis’e karşı aldığı tavrı nedeniyle KKP’yi zaman zaman suçlamaktan geri kalmadılar. Özellikle de Enosisçiler,  Enosis karşıtı olmakla AKEL’i suçladıkları zamanlarda. Örneğin, Papayuannu “25 Yıllık Mücadele” adlı yazısında şöyle diyordu: “KKP’nin ulusal sorun konusunda izlediği anti Marksist, anti Stalinist çizgi, şakşakçı kapitalist reaksiyonunu körükledi.Ulusal Enosis konusunda izlediği politika, onu halk kitlelerinden uzaklaştırıp yalnızlaştırmıştır.  …Parti sekterleşip yalnızlaşırken öte yanda kentli çiftlik sahibi sınıfını temsil eden palavracı ve kurnaz politikacılar, tatlı sözler ve yalan vaatlerle halkı kandırıyorlar ve onu uyutuyorlardı.” (E. Papayuannu,” 25 Yıllık Mücadele”, Dimokratis (Demokrat) dergisi, Sayı: 9-10, 1951)

 

17.06.1945 günkü AKEL’in Merkez Yürütme Kurulu’nun aldığı kararın 5. ve 6. maddelerinde şöyle deniyor: “5. AKEL’in Merkez Yürütme Kurulu şunu açıklığa kavuşturmak ister ki her ne kadar o zamanki KKP’de ve 1940 yılı Sendika Hareketi’nin önde gelen yöneticileri AKEL’e üye olmuşlar ve parti içinde etkin rol oynuyor olsalar bile 14 Nisan 1941’de kurulan Akel geçmişin hatalarından sorumlu tutulamaz. O tarihlerde AKEL zaten yoktu.”

 

Ve AKEL’in Enosisçi politikasına vurgu yapmak için 6. maddede şöyle devam eder:

“6. AKEL’in üyeleri ve Kıbrıs halkının aklı başında bireyleri, ulusal ideoloji ile bağdaşmayan bu eski eylemlerin, yabancı emellere ve çıkarlara hizmet etme amacını taşımadığına sarsılmaz bir imanla inanmaktadırlar. Bu davranışların, Kıbrıs ve Helen çıkarları dışında, yabancı çıkarlar ile herhangi bir bağlantısı olduğu tahayyül bile edilemez. Bütün bunlara rağmen AKEL’in merkez yönetimi, eskiden yer almış olan (o zamanki KKP’nin programında belirtilmiş olan) açıklamaları ve politikaları çok zararlı ve tehlikeli yanlışlar olarak kabul eder ve onları mahkûm eder. O sekter yanlışlıklar ki ulusallık ve yurtseverlik karşıtıydı. O yanlışlıklar ki sosyalist ve komünist öğretilerin yanlış anlaşılmalarından kaynaklanmıştı. Yanlışlıklar öylesine büyüktü ki sekter ve çocukça yönlendirilmesi sonucu, yeni ortaya çıkan işçi hareketinin Helen yönelimi dışında başka yönelimlerinin bulunduğu izlenimini yaratabilirdi. Nitekim bazı durumlarda yaratıldı da. Bu yanlışlıkların çoğu dönemin işçi hareketi yönetcilerinin zaafiyetleri nedenyle oluşmuş ve bunun sonucunda hareket yalnızlığa ve hor görülmeye mahkum edilmiştir. Geniş tabanlı işçi hareketi,bulutların üstünde uçan ve halkın ulusal duygularını hafife alan böyle bir yönetime itimat edemezdi.” [Anortosis (Dik Duruş) dergisi, Temmuz 1945, s. 259]

 

Bu türden KKP’ye karşı saldırılara Kıbrıs’ın bağımsızlığından sonra da rastlanır. Özellikle de iki toplumlu çatışmaların baş göstermesinden sonra Enosis politikası tekrar gündeme gelince. [Bak: Haravgi (Şafak) gazetesi, 24.11.1966]  AKEL yönetimi, Enosis politikasından 1986 yılında yaptığı özeleştiri ile arınmıştır. Ancak bu özeleştiri de doyurucu değildi çünkü sadece belli bir zaman dilimini kapsıyordu. Akel’in kuruluşundan itibaren Enosis politikası güttüğü gerçeği atlanmıştı. Özeleştiride bu politikayı yürüten somut şahıslardan da söz edilmiyor, belirsizce genel olarak Parti ele alınıyordu. Üyeleri ve yöneticileri olmadan bir partiden, ama herhangi bir partiden, canlı bir organizma olarak söz edilebilir mi? Bu özeleştirinin “geç” yapıldığını görmezlikten gelelim. Parti içinde azımsanmayacak bir kitle, 1974 olaylarından hemen sonra özeleştiri yapılmasını talep ediyordu. “Enosis eleştirisi”nin onaylanmış olmasına rağmen karar, enosisi haklı göstermeye çalışan birçok iddia barındırıyordu. [AKEL’in şu belgesine bak: Konu: “1964-1967 yıllarında AKEL’in politikalarında ‘Enosis’ konusu”. Alt başlık: “Yeniden değerlendirme”, s.8. (Bu belge daha sonra AKEL Merkez Yürütme Kurulu’nun kararı olarak duyuruldu.)]

Sonuçta AKEL, KKP’den ne gibi bir miras devraldı? Şayet iki parti arasındaki bağımsızlık mücadelesindeki stratejileri birbirinin zıddıysaydı, o zaman geriye ne kalıyor? Halk içindeki sınıf ve tabakaların ihtiyaçlarını öne çıkarıp onların giderilmesini talep etmek. Bunları gerçekleştirmek için ille de komünist olmaya gerek yoktur. Bunlar Komünist partisi olmadan da öne çıkarılıp talep edilebilir. O günkü AKEL liderliği, tam da bunu yapmıştı.

AKEL’in birinci kurultayında ortaya konan programda partinin öz ideolojisine değinilmeden şu talepler sergilenmekte: İfade özgürlüğü, meslekî ve siyasî örgütlenme, Kıbrıs’ta yaşayan insanların ulusal varoluşlarının eksiksiz tanınması, ulusal bilinç ve ulusal gelenek temelleri üzerine oturtulmuş özgür eğitim, 14 yaşına kadar zorunlu eğitim, seçimle oluşan Meclis’ten kaynaklanan ve hesap veren bir hükümet, yerel yönetim meclislerinin adaylar arasından seçilmesi ve mevcut atama sisteminin lağvedilmesi, işçiler için özel yasaların çıkarılması ve sosyal sigortaların kurulması, üretici tarım sınıflarını kollamak, toprakla uğraşanlara tarlanın imtiyaz hakkının tanınması, bir Ziraat Bankası’nın kurulması, üretici ve tüketici kooperatiflerinin desteklenmesi, halkın sırtındaki yükü hafifletmek için gümrük vergilerinin ve gelir vergisinin güncellenmesi. (“AKEL Partisi’nin 50. Kuruluş Yıldönümü” konulu ve 1941-1960 yıllarını kapsayan ikinci konferans,1976, s.2. Bu konferans,  partinin tüm ilçe ve hücrelerinde okunmuştu.)

Komünist partileri, günümüzde toplum içinde herhangi ciddi bir rol oynamaktan uzaklaşmışlar, tümü de marjinal partilere dönüşmüşlerdir. Elbette kimse, komünist partilerinin yokluğu nedeniyle, insanlığın ilerleyişinin duracağını iddia edemez. Ancak bu, bizim konumuz dışında kalan daha derin bir mevzudur.







Başa dön tuşu