Köşe Yazarları

Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın…


Dün bu satırları yazdığım sırada, Yunanistan’da yangında ölenlerin sayısı en son 80 olarak açıklanıyordu…

Mati’de başlayan, beldenin tümüyle yok olmasına sebep olan yangının, 40 kilometre ötedeki Atina’ya ulaşmasının önlendiği söyleniyordu.

Şaka değil, çoğu çocuk 80 can…

İki yüze yakın da yaralı.

Binlerce insan evinden, malından oldu.

Yaşanan travmanın etkileri ha keza…

Bizler de burada o acıyı yüreklerimizde hissettik.

Keşke dedik, Kocias başka türlü davranabilseydi, “yardıma ihtiyacımız yok, zaten yağmur yağacak” gibi bir gaf yapmasaydı da, en azından Türkiye’den giden yardımla vicdanlarımız biraz rahatlasaydı.

Bir empati, bir sempati, bir dayanışma, Gölcük depreminde olduğu gibi, iki komşuyu belki de birbirine yakınlaştırırdı.

Can dayanmıyor görüntülere…

Eşimin Atina’da yaşayan kuzeninden sürekli haber alarak izledik. Dün hala denizden ölü çocuklar çıkarıldığını söylüyordu.

Gidenler insandı…

Akraba olup olmamasının hiç bir önemi yoktu.

Dün sosyal medyada en çok dönen bir alıntı vardı. Tolstoy’dan…

“Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın”.

Böyle bir acı kimin insan, kimin vicdansız, zararlı bir ot olduğunu ortaya çıkarıyor.

Bu her zaman için böyle.

Dünya yüzünde kimse böyle felaketler yaşamasın…

yangın

 

DOMATES İTHALİ SERBEST BIRAKILMALIDIR…

Resmen şaka gibi… Piyasada yenebilecek kalitede domates yok, Çamlıbel’de domates festivali var.

Çamlıbel’li üreticiler değil hedefim asla! Ama yaz ortasında, hem de 8 liradan sarı, çürük, kupkuru bir şeylerin domates diye satılmasına da isyan ederim…

Türk lirasının değeri düştü, Rumlar bizim piyasaya döndü falan denir ya, şaşarım.

Güney’de 1 euro, hadi 1,30’a en ala domatesi bulmak mümkün.

Piyasadaki görüntü, resmen hakaret gibi geliyor bana. “Önünüze ne koyarsam mecbursunuz” misali…

Bir usta, bir memleket…

Tamam geçebilen, geçsin o taraftan alsın. Ama ya geçemeyenler..?

Türkiye’de tarlada 1 liranın altında hem de “domates” bulunurken, aracının tefecinin oyununa seyirci mi kalınacak..?

İthalatı serbest bırakmamakla kimi koruyacağız?

Bu insanın değil, hayvanların bile yiyemeyeceği acaip şeyleri piyasaya sürenleri mi?

Kimin çıkarı önemli..?

Üstelik de insanlar günden güne hızlı bir şekilde fakirleşirken?

Tüketiciyi, halkın sağlığını korumak da mı yok?

Sade domates mi? Salatalık da öyle…

İthal izni verilmelidir. Aynen geçen yıl olduğu gibi. Ama sadece bu aylar için değil. Hem yazda, hem kışta…

Bize sürekli aptal muamelesi yapanlar, biraz rekabete zorlansınlar…

YERİN KULAĞI VAR

İNSAN DEĞİLSİNİZ:

Yunanistan’daki korkunç yangın faciası, onlarca canın feci ölümlerine sevinen, daha fazla ölüm için dua eden yaratıkları da görme fırsatını verdi bize. Sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlar insanın kanını donduracak cinsten. Bir insan bu kadar mı fanatizme yenilebilir, böyle kafalarla aynı dünyada yaşadığımız görmek, insanlığımızdan utandırdı bizi…

 

KAPI AÇILMAYA GÖRSÜN:

CAS şirketi üzerinden hükümeti dövme modası yaygın bu günlerde. Sanki CAS’ın bu hale gelmesinin tek sorumlusu bugünkü iktidar. Bu insanları oraya “devlet güvencesi” ile, adaletsiz bir şekilde bunlar mı aldılar. İnsaf be kardeşim, sırf popülizm, siyaset adına, duygu sömürüsü yaparak, en çok eleştirdiğimiz “hantal devlet yapısına” yeni kamburlar yüklemek umurlarında değil. Sorun, “alın devlete” demekle bitse anlayayım ama, yarın bir başka şirket, daha sonra bir başkası. Kapı aralandıktan sonra kapatmak çok zor…

 

ÇEVRE FELAKETİ:

Birçoğumuz farkındayız sanırım, güneyde plastik poşet kullanımı artık yok. Marketlerde yaptığınız alışveriş için artık plastik poşet verilmiyor, isteyen ise yeniden kullanılabilir poşetleri para karşılığı alabiliyor. Bizde de en büyük çevre felaketinin başlıca suçlusu bu poşetler. Yol kenarları, sokaklar, piknik alanları plastik poşetlerle dolu. Acaba diyorum, çok büyük bir çevre feklaketi olan bu poşetler için bizim yöneticiler de birşey düşünüyorlar mı, yoksa birkaç poşet tüccarının karını ellemekten mi çekiniyorlar…

 

ÖLME EŞEĞİM ÖLME:

Uçak biletlerinin pahalı olmasının bir nedeni olarak da ülkeye yapılan sefer sayısının azlığı gösteriliyor. Birkaç gün önce de THY’nin KKTC’ye yaptığı sefer sayısını artıracağı yönünde haber okumuştuk gazetelerde ve sevinmiştik.  Meğer bu konuda dağ fare doğurmuş. THY, 27 Mayıs 2019 tarihinden itibaren KKTC’ye sefer sayısını 7’den 8’e çıkarma kararı almış. Sizin anlayacağınız bilet fiyatlarının ucuzlaması en erken gelecek yıl olabilir, bir ek sefer yeterli olur mu bilemem ama, onu da görmek için bir yıl bekleyeceğiz…

 

INTERNET’İ DEVLET SATSIN:

Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan, toptan internet fiyatlarının yarı yarıya ucuzlatılmış olmasına rağmen, internet sağlayıcı şirketlerin bu indirimi tüketiciye yansıtmadığından yakınıyor ve gerekirse kendilerinin internet satacağını söylüyor. El-Sen’in de söylediği bu, “biz hazırız, yapabiliriz” diyorlar.  E yapsınlar o zaman. Göz göre göre birilerinin ensemizden fahiş bir şekilde haksız kazanç sağlamasını daha fazla seyretmesinler. Zaten buna seyirci kalmaya da hakları yok…

 

ACISINI ŞİMDİ HİSSEDİYORUZ:

Dövizde yaşanan artışların etkisi yavaş yavaş piyasayı etkilemeye başladı. Çarşı ve marketlerdeki fiyatlar da bunu destekliyor. Raf fiyatlarındaki artışları görenler gördüklerine inanamıyorlar. Nereden bakarsanız bakın aldığınız bir çanta mal için kasada ödeyeceğiniz en az miktar yüz lira. Sofralarımızda unuttuğumuz et sanki ucuzmuş gibi bir zam dalgasına daha hazırlanıyor. Artık eti, değil haftada bir, ayda bir de göremeyeceğiz…

 

 

ZİRVEDEKİLER

Esra Aygın (Yenidüzen): “Anlaşılıyor ki liderlerimiz Lute’un ziyareti sırasında da, BM’yi yeni bir insiyatif alma konusunda cesaretlendirmek ve Kıbrıs’a her açıdan yatırım yapmaya devam etmesi konusunda ikna etmeye çalışmak yerine, sadece bilindik pozisyonlarını tekrarladılar. Lute’un Atina, Londra ve Ankara’da da ezber bozacak birşeyler duymaması halinde raporunda Kıbrıs’ta yeni bir süreçle ile ilgili olumlu bir değerlendirme yapması olası değil”…

 

DİPTEKİLER

Başpiskopos Metropoliti Amvrosios: Sözde din adamı… Bağnaz cinsinden. Tam yobaz… Yangınla ilgili yaptığı açıklamada, “Bu yangın ateist Başbakan Çipras’a tanrının bir cezası. Ateistlikleriyle tanrının gazabını çekiyorlar” demiş. Benzerini büyük depremde Türkiye’de de duymuştuk. Hala bu kafalara inananlar oldukça, insanlığın gelişmesinin olanağı var mı..?

 

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı