Abuk - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
KıbrısKöşe Yazarları

Abuk

Ülkemiz, dört tarafı denizlerle çevrili bir ada parçası olmasının yanında, dört tarafı trajedilerle örülü bir toprak parçasıdır.

Bu trajedilere kimi zaman komedi ve ‘humour’ da eşlik eder, sonuç “trajikomik” olur. Hakikati pek fazla irdelemeyen bu gelişmeler, biz sıradan insanlar için mühim birer konular olup çıkar. Mesela, üst düzey devlet görevlilerimizin bir yerden başka bir yere gidip demeç vermesi müthiş önemlidir. Bu, bizi biz yapan değerleri ayakta tutacak gelişmelere ilham kaynağı olacaktır, falan filan. (Gazetelerde sütunlarca yer tutan o “liderler bu bayramı/tatili nerede, kimlerle geçirecek” zevzekliğinin altında bu mesaj yatmaz mı?)


Madem bunlarda boncuk arama gayreti bu kadar üst düzey, niye bu zevzekliklere yenilerini eklemeyelim? Biraz olsun eğlenmek, bizim de hakkımız değil midir yani?..

Sonuçta ülkemizin insanları, her daim birilerinin konjonktürünün uymasını beklemişlerdir ve beklemeye ya da bekletilmeye de fevkalade alışıktırlar.

Tüm bunlar, mesela bilmemkaçıncı kere narenciye haberleri yapılmasına vesile olur… (Ben kendimi bildim bileli o narenciye yere dökülür, nitekim döküldü de.) Ayrıca sonbaharda ‘defter kitap el yakar’ ve de ‘hamsi kavağa çıkar’. Bunlar, halkımız için mühim konulardır.

Bendeniz mühim bir adam olmadığım için (ve de yazar mazar da olmadığımdan) size bazı önemsiz şeylerden bahsetmek isterim. Neylerden? Konulardan tabii, neylerden olacak…

Birincisi, yakın zamanda yapılması planlanan AB parlamentosu seçimleri ile ilgili. Biliyorsunuz, ülkemiz sadece dünyada değil, AB’de de tanınmıyor. (AB, dünyanın bir parçası olduğundan bu bir çelişki arz etmiyor.) Ama bizim seçilmişlerin kısaca “GKRY” dediği, halkımızın da “Güney” diyerek onu daha da kısalttığı ülke, tanınıyor. Zaten seçecek olanlar da onlar, seçilecek olanlar da. (Yani bir kısmı.)

Bu durum, bizler için bir çeşit hak mahrumiyeti değil midir? Öyledir. Ama bunu ortadan kaldırmak için herhangi bir çaba var mıdır ortada? Vardır. Örnek verelim: Narenciye dökmek gibi. (O narenciyeyi ihraç etmek gibi bazı öneriler de sunulabilir elbet ama bunu yapan münafıklara (!) kulak tıkanmalı, onlar behemehal yüce devletimiz tarafından susturulmalıdır.)

“Madem ne seçebiliyoruz ne seçilebiliyoruz, o halde bize ne bundan” demeyin. Çünkü aramızda bunu yapabilecek olanlar var! “De facto” diye bir terim kullanır yabancılar, bizim durumumuz da budur.

Onlar oy kullanma hususunda elbette bizi dinlemeyecekler ama ben o kişilere mutlaka oy kullanmalarını, haklarını gasp ettirmemelerini öneririm. Bunu yaparken de birilerini (ya da ‘öbürlerini’) işaret etmem, beni ilgilendirmez kimin ne yaptığı, kimin nereden aday olduğu… Haa, eleştirdiğim bazı hususlar da olacaktır elbet adaylar ya da adaylıklarla ilgili. Ama insanların bir tek yöne sahip olmadıklarını düşünen bir insan olarak bu meselelere çok yönlü bakmayı tercih ederim.

Ve mesela, hariciye vekili olsam size yazdıklarımdan pek farklı da bir şey söylemem. Ama genel olarak bir şey yapamayacağımı bildiğim için vekil olmayı istemem.

Sonuç olarak yaşadıklarınızı unutmayın ve yaşayacaklarınızı seçmeye gayret edin, tabii seçimlerinizin arkasında durmak kaydıyla.

Ben size bir meseleden daha bahsedecektim ama o başka bahara kaldı. Sözümüz olsun.

Bence siz en iyisi, bu duruma muhalefet etmek için narenciyeyi dökün. Ya da, narenciyeyi dökün ve onlara dersini verin! Nasıl olsa her türlü narenciyeyi dökmüş olacaksınız.

Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar